CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin çok yönlü bir değerlendirmelerde bulundu. Kılıç, eğitimde kamusal anlayışın zayıfladığını, özel eğitimin büyüdüğünü ve eğitim giderlerinin aileler üzerindeki yükünün arttığını belirterek CHP’nin eğitim politikalarına ilişkin önerilerini açıkladı. Kılıç, açıklamasında okul öncesi eğitimden ücretsiz okul yemeğine, köy okullarının yeniden açılmasından öğretmen atamalarına, mesleki eğitimden üniversitelere kadar çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Kılıç’tan eğitim politikalarına eleştiri
Kılıç’ın açıklamasının tamamı şöyle:
''Milyonlarca öğrencimiz ders başı yaparken, milyonlarca veli yeni eğitim yılının heyecanı kadar artan eğitim giderlerinin ve çocuklarının geleceğine ilişkin kaygıların da yükünü taşıyor.24 yıllık AKP iktidarının Türk Milli Eğitim sisteminde yarattığı tahribatı ve bu politikaların çocuklarımız, velilerimiz ve öğretmenlerimiz üzerindeki sonuçlarını veriler üzerinden değerlendirmek istiyoruz. AKP iktidarının eğitim politikalarında iki temel dönüşüm yaşanmıştır: Birincisi, kamusal eğitimden piyasa merkezli eğitime geçiştir. İkincisi ise bilimsel ve laik eğitim anlayışından ideolojik bir eğitim anlayışına yöneliştir.
Kamusal eğitim gerilerken özeil eğitim büyüdü
2002 yılında Türkiye’de 41 bin 300 devlet okulu bulunurken, 2025 yılında bu sayı 56 bin 336’ya yükselmiştir. Devlet okullarındaki artış yaklaşık yüzde 37’dir.Aynı dönemde özel okul sayısı ise 2 bin 395’ten 14 bin 700’e çıkmıştır. Bu, yaklaşık yüzde 513’lük bir artış anlamına gelmektedir. Öğrenci sayılarındaki tablo da dikkat çekicidir. 2002 yılında devlet okullarında 13 milyon 675 bin 285 öğrenci eğitim görürken, 2025 yılında bu sayı 15 milyon 336 bin 143’e yükselmiştir. Artış yaklaşık yüzde 12’dir.Özel okullardaki öğrenci sayısındaki artış ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 560 olmuştur. Bu tablo bize yalnızca özel okulların büyüdüğünü göstermiyor. Aynı zamanda nitelikli eğitime erişimin giderek ailenin ekonomik gücüne bağlandığını gösteriyor.
Asıl gerçek
Buradan “Veliler çocuklarını özel okula göndermek istiyor” sonucu çıkarılamaz. Asıl gerçek şudur: Veliler özel okulu değil, çocuklarının geleceğini güvence altına alabilecek bir eğitim imkanını arıyor. Kamusal eğitim zayıflatıldıkça, aileler özel eğitime yönelmek zorunda bırakılıyor. Çocuğunun sınavda geri kalmasından, iyi eğitim alamamasından ve gelecekte iş bulamamasından endişe eden aileler, giderek daha fazla eğitim harcaması yapmak zorunda kalıyor. Böylece eğitim hakkı, eğitim harcamasına dönüşüyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim itirazımız özel okullara ya da velilerin tercihlerine değildir. Bizim itirazımız, nitelikli kamusal eğitim zayıflatılarak milyonlarca ailenin özel eğitime mecbur bırakılmasıdır.
Eğitim haktır, ayrıcalık değil
Bizim sözümüz nettir: Kamusal eğitimi yeniden güçlendireceğiz. Eğitimde fırsat ve imkan eşitliğini sağlayacağız. Hiçbir çocuğu ailesinin gelir düzeyi, yaşadığı bölge veya ekonomik koşulları nedeniyle geride bırakmayacağız. Okul öncesi eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkaracağız. Her çocuğa ücretsiz, nitelikli ve tam gün okul öncesi eğitim sağlayacağız. Çocuklarımızın okulda aç kaldığı bir düzende eğitim hakkından söz edilemez. Bu nedenle okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerimize bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli okul yemeği verilmesini sağlayacağız.
Köy okulları yeniden açılacak
Eğitimde eşitsizlik artık yalnızca ailenin ekonomik durumuyla değil, çocuğun doğduğu ve yaşadığı yerle de belirlenmektedir. Son 24 yılda on binlerce köy okulunun kapatılması, kırsal bölgelerde yaşayan çocuklarımızın eğitim imkanlarını ciddi biçimde daraltmıştır. Oysa Cumhuriyet, en zor koşullarda bile köy okullarını ülkenin kalkınmasının temel araçlarından biri olarak görmüştür. Biz bu anlayışı yeniden hayata geçireceğiz. Köy okullarını yeniden açacağız. Yerinde eğitimi güçlendirecek, köy okullarını çağdaş teknolojik altyapıyla donatacağız. Çocuklarımızı eğitim için köylerinden ve ailelerinden koparmak yerine, eğitimi çocuğun ayağına götüreceğiz.
Mesleki eğitim, üretimin temelidir
Mesleki ve teknik eğitim, Türkiye'nin kalkınması açısından stratejik öneme sahiptir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak mesleki ve teknik eğitimi güçlendireceğiz. Çocuk emeğinin sömürülmesine yol açan uygulamalara son vereceğiz. Mesleki eğitim ile üretim arasındaki bağı, çocuklarımızın haklarını ve eğitimlerini güvence altına alan çağdaş bir anlayışla yeniden kuracağız. Çocuklarımızın çevresinde güçlü bir koruyucu sistem oluşturacağız. Uyuşturucu, ekran bağımlılığı, şiddet, akran zorbalığı ve dijital tehditlerle mücadeleyi yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; rehberlik, psikolojik danışmanlık ve erken müdahale mekanizmalarıyla yürüteceğiz. LGS ve YKS'nin bütün eğitim sistemini belirlediği anlayışa son vereceğiz.
Üniversite bilimin ve özgür düşüncenin mekanı olacak
Üniversiteleri yeniden bilim üreten, özgür düşüncenin geliştiği ve toplumla bütünleşen kamusal kurumlar haline getireceğiz. Üniversite gençlerinin barınma, beslenme ve özgürce eğitim görme imkanlarını güvence altına alacağız.
Özel eğitimde kamusal sorumluluk
Eğitimin kanayan yaralarından biri de özel gereksinimli çocuklarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimidir. Buradan Milli Eğitim Bakanlığına soruyoruz: Son dört yılda özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine aktarıldığı belirtilen yaklaşık 111 milyar lira kaynakla, 2025 yılı resmi yapı yaklaşık maliyetleri esas alındığında 1.224 adet devlete ait kalıcı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi yapılabileceği ifade edilmektedir. Neden yapılmadı? Bizim anlayışımızda devlet, yalnızca özel sektörün eğitim hizmetlerine kaynak aktaran bir yapı değildir. Devlet, çocukların eğitim hakkının doğrudan güvencesidir. Özel gereksinimli evlatlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir biçimde sunacağız.
Öğretmeni yeniden eğitimin merkezine koyacağız
Nitelikli kamusal eğitim, güvenceli ve nitelikli öğretmenlerle mümkündür. Öğretmeni yeniden öğretmenlik mesleğinin merkezine yerleştireceğiz.
· Ücretli öğretmenlik uygulamasını kaldıracağız.
· Öğretmen atamalarında mülakat sistemine son vereceğiz.
· Öğretmen yetiştirme sistemini çağdaş ve bilimsel bir yapıya kavuşturacağız.
· Eş durumu tayinlerinde aile bütünlüğünü esas alacağız.
· Usta öğreticilerin çalışma koşullarını güvence altına alacağız.
· Tüm eğitim kadrolarına eğitim-öğretim yılı başında bir maaş tutarında eğitim-öğretime hazırlık ödeneği vereceğiz.
Bilimsel ve laik eğitimden vazgeçmeyiz
AKP dönemindeki ikinci büyük tahribat ise eğitimde bilimsel ve laik anlayışın zayıflatılması ve eğitimin ideolojik müdahalelere açık hale getirilmesidir. Evrensel, bilimsel ve demokratik eğitim; çocuğa ne düşüneceğini dikte eden değil, nasıl düşüneceğini öğreten eğitimdir. İyi eğitim, çocuğun zihnini bilgiyle doldurmak kadar, onun özgür düşünme, sorgulama ve eleştirme yeteneğini geliştirmektir. Milli Eğitim Bakanlığının tarikat ve cemaatlerle bağlantılı vakıf ve derneklerle yaptığı ÇEDES ve benzeri protokollerin eğitim üzerindeki etkilerini bu nedenle kabul etmiyoruz.'' dedi.




