Aradan yıllar geçti ben İstanbul'da vaiz olarak kaldım. Arkadaşım Ali Rıza Efendi Tavşanlı'ya müftü olmuştu. Tavşanlı'ya bir bayram ziyareti esnasında Çoban Dede'nin ağılında geçirdiğimiz o unutulmaz gece aklımıza geldi Müftü Efendi'ye:
- " Sahi o gece sen dua ederken Allah'tan ne istedin"?
-"Tavşanlı'ya müftü olmayı istedim. Allah'a şükür bana istediğimi verdi. Ya sen ne dilemiştin?"
-"İstanbul'da büyük camilerden birine vaiz olayım diye niyazda bulunmuştum."

Evet, ikimizin de duaları kabul olmuştu. Acaba o gün Çoban Dede ne dua etmişti. İkimizi birden merak sardı. Belki de yaşıyordur diyerek bayramı da vesile bilerek onu ziyarete gittik. Domaniç'te Tırazköy civarında bir bağ evinde kalıyor dediler. Gittik bulduk. Hasta yatağında saç sakal birbirine karışmış çok zayıflamış olarak gördük. Tahminimiz yaşı yüzü çoktan geçmiş olmalıydı. Kendine gene bir çoban hizmet ediyordu. Kendimizi tanıttık. O geceyi hatırlatarak bizim dualarımızın gerçekleştiğini ve onun ne diye dua ettiğini sorduk. Hasta haliyle yatağından hafifçe doğrularak

-Ben şöyle dua etmiştim. "Allahım son nefesimde beni imanı kâmilden ayırma, huzuruna geldiğimde razı olduğun imanımla geleyim güzel Allahım benimkini de kabul etmiştir İnşallah dedi ve yatağına tekrar uzandı. Yatağının yanından temiz bir peştamal çıkarıp başını bağladı. Çenesini çekti bize:
-Ne olursunuz Kur'an-ı Kerim okumasını bilmem. Bana Kur'an okuyuverin" dedi.

Ben hemen Yasin-i Şerif okumaya başladım. Ortasına doğru gelmiştim. Çoban Dede gene hafifçe doğrularak su istedi. Ali Rıza Hoca Efendi su verdi. Elhamdülillah ve sonra gülerek kelime-i Şehadet getirmeye başladı. İşte o hal ile ruhunu teslim etti. İkimiz de büyük bir şaşkınlık içinde idik. O sıra içeriye ona hizmet eden çoban girdi. Bize dedi ki:
-"Neredeydiniz kaç gündür, sizin gelmenizi bekliyordu. Bana "iki hoca gelecek geldiklerinde ben ölmüş olursam benim defin işlerimi onlar yapsın" dedi. Bize "siz hoca mısınız"? Diye sordu. Bizde "evet" dedik. Sonra:

-"Allah Allah, bazen sancısı artar "Allahım nerede kaldı bunlar" der bende "kim onlar" derdim. "Hocalar hocalar" diye cevap verirdi. Demek sizdiniz onlar.

Hayret.. Aradan birkaç dakika geçti geçmedi. Birçok kişi oraya geldiler. Çoban Dedemizin vefatını sanki onlara haber veren olmuş gibi kiminin elinde tahta, kiminin kefen bir cenaze için gerekli olan bütün eşya kısa zamanda tamamlandı. Öğle namazını müteakip kalabalık bir cemaatle Çoban Dede'yi ebedi istirahatgahına uğurladık...