Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak, savunma sanayi işçilerinin emeklerinin karşılığını alamadığını belirterek, 2027 Kamu Çerçeve Protokolü öncesinde çalışanların taleplerini ilgili kurumlara iletmek amacıyla imza kampanyası başlattıklarını duyurdu.

Başkan Hasan Atak, savunma sanayinde görev yapan işçiler için stratejik önemlerine uygun özlük ve ücret haklarını içeren özel düzenlemelerin hayata geçirilmesini istedi. Atak şu ifadelere yer verdi: “Uzun zamandır Kamu Çerçeve Protokolü'ne 2027 yılı için yeniden bir hazırlık var. Kamuoyuyla yeniden gündeme gelen, "verimliliği teşvik primi" adı altında savunma sanayi işçilerine sadece yıllık izinlerde ödeneceği söylenen bir prim konuşuldu. Bu primin üzerine üye arkadaşlarımızla birlikte bir imza kampanyası düzenledik. Türk-İş Genel Merkezine, Türk Harb-İş Sendikası Genel Merkezine, Çalışma Bakanlığına ve Milli Savunma Bakanlığına göndereceğiz.

“Emeğimizin adının konmasını istiyoruz”

Biz sadece emeğimizin adının konmasını, adaletin sağlanmasını, bunun karşılığında da savunma sanayi işçilerinin hak ettiği sosyal ve ekonomik konuma getirilmesini talep ediyoruz. Bunun da yıllardır verilen emeğin ve nitelikli iş gücünün, kazanılan kabiliyetlerin bir karşılığı olduğu kanaatindeyiz. O nedenle de "Biz yıllık izinlerde sizlere %1, %2 gibi ilave haklar aldık." denilerek savunma sanayi işçilerinin, tabiri caizse, ağzına bir parmak bal çalınmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Binlerce arkadaşımızla imza kampanyamızı düzenledik. Bu imza kampanyamızda 2027 yılı Kamu Çerçeve Protokolü'nden beklentilerimizi dile getirdik.

Eskişehir'de çocuklar üretim sürecini gördü, meslekleri keşfetti
Eskişehir'de çocuklar üretim sürecini gördü, meslekleri keşfetti
İçeriği Görüntüle

“Devletin yetiştirdiği kişiler özel sektöre kaybediliyor”

Savunma sanayi işçileri stratejik öneme sahiptir ve bu kişilere de mutlaka ayrı bir ücretlendirme yapılmalıdır. Bu ücretlendirme de bir maliyet hesabı olarak düşünülmemelidir. Bu ülkenin milli güvenliği, stratejik anlamda geleceği ve savunma sanayinin bir vizyonu kapsamında değerlendirilmelidir. Aynı zamanda da bu stratejik elemanlar mutlaka iş yerlerinde korunmalıdırlar. Ama bugün bizlerde binlerce üyemiz, personelimiz maalesef özel sektöre kaçırılmaktadır. Özel sektör tarafından da çok rahatlıkla iş bulunup çalıştırılmaktadır. Devletin yetiştirdiği kişilerin bu kadar kolay bir şekilde kaybedilmesini bizler kesinlikle istemiyoruz.

"Emekçilerin hakları protokolde güvence altına alınmalı"

O nedenle de Kamu Çerçeve Protokolü'nde özel olarak savunma sanayi işçilerine ayrı bir parantez açılmasını talep ediyoruz. Refah payımızın yenilenmesini istiyoruz. Vergideki kayıplarımızın bu protokolde yine yer alarak karşılanmasını istiyoruz. Sadece verimliliği teşvik primi adı altında yıllık ücretli izinlerde değil; savunma sanayinde çalışan emekçilerin aldıkları primlerin tamamının ücretlerinin esas ücret olarak kabul edilerek hafta sonları, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve ücretlerinde de ödenmesini talep ediyoruz. Sosyal yardım şartlarının güncellenmesini talep ediyoruz. İş sağlığı güvenliği ile ilgili üst seviyede, bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

“Karşılık bulmazsa kaybeden savunma sanayisi olacak”

Gündeme getirdiğimiz bu düşüncelerimizin artık bir karşılık bulması gerekiyor. Aksi takdirde kaybeden, bu ülkenin savunma sanayi vizyonu olacaktır. Savunma sanayindeki emekçiler olmadığı takdirde bir başarıdan söz edilemeyeceği artık görülmeli ve anlaşılmalıdır. Kaybedilen her nitelikli personel, yarın dünyada övgüyle bahsettikleri milli savunmanın, geriye gideceğinin bir göstergesi olacağını kendileri de görmelidirler. Biz Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şubesi olarak bu mücadelemizi tüm kararlılığımızla, bundan sonra da bugüne kadar nasıl devam ettirdiysek, üyelerimizle birlikte devam ettirmeyi düşünüyoruz. Biz eninde sonunda savunma sanayi işçilerinin hakkını alacağına inanıyoruz. Eskişehir savunma sanayi ile bütünleşmiş bir şehirdir. Türkiye'ye örnek olacak bir şehirdir. Biz üyelerimizle birlikte de bunu tüm Türkiye'ye de ispat etmek niyetindeyiz.”

Kaynak: Cansu Tunç