Eskişehir Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ERİAD) Başkanı Rüştü Şentuna, Kızılinler Termal Projesi’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Üç yıldır devam eden projenin detaylarına ilişkin bilgi veren Şentuna, projenin siyasi polemiklere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. 10 Ekim tarihine kadar süreleri olduklarını söyleyen Şentuna, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerine seslendi. Şentuna, “Dosyamızı 10 Ekim 2026 tarihine kadar Bakanlığa sunmamız gerekiyor. Bütün çabamız bu projenin Eskişehir’in elinden kayıp gitmemesi için” diye konuştu.
“Siyasi polemiğe girmek istemiyoruz”
Herhangi bir siyasi polemiğin içine girmek istemediklerinin altını çizen Şentuna, "Biz hiçbir siyasi polemiğin içerisinde yer almak istemiyoruz. Hiç kimseyi suçlamıyoruz, hiç kimseyle kavga etmek gibi bir derdimiz de yok. Bizim tek bir derdimiz var: Eskişehir’e yatırım kazandırmak. Öncelikle Kızılinler’i doğru bir yere koymak gerekiyor. Kızılinler, 4 Aralık 2006 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla turizm koruma bölgesi ilan edildi. 16 Aralık 2006 tarihinde de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yani çok uzun bir süreçten bahsediyoruz. Aradan 20 yıl geçmiş. Bugün tartıştığımız mesele aslında bugünün meselesi değil, 20 yıl öncesine dayanıyor. Biz de yaklaşık üç yıldır bu sürecin takipçisiyiz” dedi.
“Ortada çok ciddi emek var”
Çok ciddi emekler vererek bugünlere geldiklerini ifade eden Şentuna, “ERİAD olarak şunu söyledik: Bu proje 20 yıldır şehir gündeminde konuşuluyor ancak bugüne kadar somut bir adım atılmamış. Biz de ERİAD ailesi olarak, “Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’ni Eskişehir’e kazandıralım, şehrimizin turizm çeşitliliğini artıralım ve bunun için sermayemizi birlikte ortaya koyalım” dedik. Yaklaşık 100 sanayiciyle birlikte yola çıktık. Sermayemizi oluşturduk, projelerimizi hazırladık ve 2023 yılından bu yana bu proje üzerinde çalışıyoruz. Şirketimizi kurduk, projelerimizi hazırladık, tahsis sürecine girdik, teminatlarımızı yatırdık, gerekli bedelleri ödedik. Onlarca kurumla yazıştık, teknik çalışmalarımızı yaptık, ÇED sürecini yürüttük. Kadastro işlemlerinden ağaç rölövesine kadar pek çok çalışmayı tamamladık. Dolayısıyla bugün burada sadece bir niyetten bahsetmiyoruz. Ortada ciddi bir emek, ciddi bir hazırlık ve ciddi bir sermaye var” diye konuştu.
“Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı var”
Nasıl bir proje istediklerini açıklayan Şentuna, “Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’nde aslında bütün şehrin sahiplenebileceği bir proje yapmak istiyoruz. Projenin adını da Eskişehir’den esinlenerek “Dorya Termal” olarak belirledik. 250 yataklı bir termal turizm tesisi planlıyoruz. Ancak burası sadece klasik anlamda bir termal tesis olmayacak. İmar planında bu bölge sağlık turizmi tesis alanı olarak geçiyor. Biz de termal turizmi sağlık turizmiyle bir araya getirmek istedik. Dolayısıyla basit bir termal yatırımından bahsetmiyoruz. Projenin içerisinde termal havuzlar, rehabilitasyon merkezleri, spor alanları, sosyal donatılar, aquaparklar, geriatri merkezi ve ileri yaşam merkezi bulunuyor. Yalnızca yılın belli dönemlerinde çalışan bir termal tesis değil, 12 ay boyunca faaliyet gösterecek bir merkez hayal ettik. Kızılinler Termal Bölgesi’ndeki kaynaklar da son derece kıymetli. Burada 52 derece sıcaklığında su var. Mineral oranı 1024 seviyesinde ve zengin mineralli sular sınıfına giriyor. Eskişehir açısından son derece değerli bölgelerden bir tanesinden söz ediyoruz. Biz Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Sözümüzün arkasında duralım ve bu işten vazgeçmeyelim”
2025 yılının mayıs ayında projenin tahsis duyurusuna çıktıklarını söyleyen Şentuna, “20 Haziran 2025 tarihinde de müzakereye katıldık. Yaklaşık 20 yıldır olduğu gibi bu bölgeye başka bir katılımcı çıkmadı. Tek katılımcı olarak sürece girdik. Teminatlarımızı yatırdık, belgelerimizi teslim ettik, gerekli bedelleri ödedik ve 20 Haziran 2025 tarihinde bizim lehimize tahsis kararı alındı. Sonrasında ön izin aşamasını beklemeye başladık. Aradan ciddi bir süre geçti. Bu sırada arazide birtakım harita çalışmaları yaparken bir dirençle karşılaştık. Öncelikle bunu müzakere yoluyla çözmeye çalıştık. Görüşmeler yaptık ancak sonuç alamadık. Daha sonra bedelimizi alıp bu işten vazgeçmemiz yönünde de bize telkinlerde bulunuldu. Ancak arkadaşlarımız, “Biz bu şehre bir söz verdik. Sözümüzün arkasında duralım ve bu işten vazgeçmeyelim” dediler” ifadelerini kullandı.
“Süreçte tüm yükümlülükleri yerine getirdik”
Süreç boyunca tüm yükümlülükleri yerine getirdiklerini söyleyen Şentuna, “30 Eylül 2025 tarihinde artık kendi imkânlarımızla aşamadığımız bu durumu siz değerli basın mensuplarıyla paylaştık. Bunun ardından bir kamuoyu oluştu. Yaklaşık 10 gün sonra, 10 Ekim 2025 tarihinde de ön izin sürecimiz başladı. Ön izin süresi içerisinde yerine getirmemiz gereken birtakım yükümlülükler vardı. Bunların tamamını yerine getirdik. Bu süreç boyunca görüştüğümüz birçok kurum iyi niyet gösterdi ve şehrin geleceği adına projeye katkı sundu. Şimdi geldiğimiz noktada önümüzde ÇED süreci bulunuyor. ÇED sürecindeki kurum görüşlerinin tamamı olumlu. Projeyi doğrudan olumsuz etkileyecek herhangi bir konu bulunmuyor” dedi.
“ERİAD Kızılinler Termal Projesi’ni yapmak istiyor”
ERİAD’ın projeyi yapmak istediğini vurgulayan Şentuna, “Bugün bize yöneltilen ve kamuoyunda tartışılan temel soru şu: “ERİAD bu projeyi gerçekten yapmak istiyor mu?” Evet, istiyoruz. Üstelik bunu sadece sözle söylemiyoruz. Şirket kurarak istiyoruz. Proje hazırlayarak istiyoruz. Sermaye koyarak istiyoruz. Teminat yatırarak istiyoruz. Milyonlarca liralık yatırımın altına girerek istiyoruz. Kurumların kapısını aşındırarak istiyoruz. Karşılaştığımız sorunları kamuoyuyla paylaşarak ve destek isteyerek istiyoruz. Bir yatırımcı yapmak istemediği bir proje için bunların hiçbirini yapmaz. Bakanlığın tahsis koşullarındaki en önemli şartlardan biri de mali yeterlilik. Tahsisin yapılabilmesi için yatırımın yüzde 51’ini karşılayabilecek mali yeterliliğinizin bulunması ve bunun yeminli mali müşavir raporuyla belgelenmesi gerekiyor. Biz bunu belgeledik. Hatta müracaat tarihinde projenin sermayesinin yüzde 90’ı hazırdı. Ancak süreç uzadıkça enflasyon nedeniyle yatırım maliyeti de artıyor. İlk yola çıktığımızda 277 milyon lira seviyesinde olan yatırım bugün 500 milyon liraya yaklaşıyor. Önümüzdeki yıl belki 750 milyon lirayı bulacak. Süreç uzadıkça proje bizi de maddi anlamda zorlamaya başlayacak. Bu nedenle diyoruz ki her şey bu noktaya kadar gelmişken artık önünü açalım ve Eskişehir bu yatırımı kazansın” diye konuştu.
“Önümüzde yaklaşık bir aylık süre kaldı”
Bakanlığa sunulacak belgenin gelmesi için bir ay gibi bir sürelerinin kaldığını açıklayan Şentuna, “Şu anda önümüzde yaklaşık bir aylık süre kaldı. Üstelik sadece beklediğimiz belgenin gelmesi yeterli değil. Belge geldikten sonra bizim de tamamlamamız gereken birtakım işlemler var. Bunları yerine getirerek dosyamızı 10 Ekim 2026 tarihine kadar Bakanlığa sunmamız gerekiyor. Bütün çabamız bu projenin Eskişehir’in elinden kayıp gitmemesi için. Ortada ciddi bir emek, ciddi bir proje çalışması, ciddi bir maliyet ve tamamen gönüllülük esasıyla yürütülen bir çalışma var. Ön izin süresi dolarsa ne olacak? Projenin tamamen şehrin elinden çıkma riski var. Beklediğimiz evrakla ilgili bizim bildiğimiz herhangi bir olumsuz görüş bulunmuyor. Varsayalım ki olumsuz bir görüş geldi. Bunu yazılı olarak Bakanlığa bildiririz ve gerekli süreç işletilir. Ancak belge gelmez ve süre dolarsa daha büyük bir risk ortaya çıkıyor. Yükümlülükler tamamlanamadığı için Bakanlık yatırım ön izin belgesini resen iptal edebilir. Bu nedenle bu tarihe kadar olumlu veya olumsuz bir görüşün ya da kurumda devam eden işlemin hangi aşamada olduğunun resmî yazıyla bize bildirilmesi gerekiyor. Biz de bunu Bakanlığa sunalım” dedi.
“Kimseden ayrıcalık istemiyoruz”
Kimseden bir ayrıcalık istemediklerinin altını çizen Şentuna, “Eğer süreç gerçekten kamudan kaynaklanan nedenlerle bekliyorsa Bakanlık projeyi dondurabiliyor. Biz de dondurma talebinde bulunabiliyoruz ve beş yılı geçmemek kaydıyla bu işlem gerçekleştirilebiliyor. Biz bu aşamada hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Kimseden ayrıcalık beklemiyoruz. Kimsenin önüne geçmek istemiyoruz. Hiç kimsenin bizim için mevzuatın dışına çıkmasını da istemiyoruz. Biz sadece mevzuat içerisinde çözüm istiyoruz. Üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Ancak bu fırsatı kaçırmamamız gerekiyor. Şunu çok açık söylüyorum: “ERİAD bu projeyi yapmak istemiyor” şeklindeki söylem kesinlikle doğru değil. Ancak proje gerçekleşmezse bundan sonraki yatırımcılar açısından da ciddi bir güven sorunu ortaya çıkacaktır. Eskişehir’in yeni yatırım alma ihtimali bundan olumsuz etkilenebilir. Kamuoyunun bunu da göz önünde bulundurmasını istiyoruz. Bizim tarafımız belli. Bizim tarafımız Eskişehir. Bu yatırım gerçekleştiğinde kazanan Eskişehir olacak. Türkiye kazanacak. İstihdam, turizm ve sağlık turizmi kazanacak. Eskişehir’in gençleri ve gelecek nesilleri kazanacak. 10 Ekim 2026, Eskişehir açısından kritik bir tarih. Önümüzde hâlâ fırsat varken bunu kaçırmayalım” ifadelerini kullandı.
“Zaman zaman yalnız bırakıldığımızı düşünüyoruz”
Zaman zaman yalnız bırakıldıklarını belirten Şentuna, “Yatırımcı belirsizliklerin ve bu kadar zorluğun içerisinde uzun süre kalamaz. Sermaye ürkektir. Böyle bir ortam oluştuğunda Eskişehir’e sermaye çekemezsiniz. Biz bu konuda uzun süredir mücadele ediyoruz. Bugün de mücadelemizi sürdürüyoruz. Şunu da düşünmek gerekiyor: Bu proje kaybedilirse ERİAD ne kaybedecek? ERİAD’ın zaten daha önce böyle bir yatırımı yoktu. Hepimizin bu yatırımda bir payı var. Ancak hiçbir arkadaşımız buradan elde edeceği gelirin peşinde değil. Bu sanayicilerin hiçbirinin böyle bir projeye kişisel olarak ihtiyacı yok. Ama Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı var. Bu nedenle zaman zaman yalnız kaldığımızı düşünüyoruz. Çok sıkıştığımız noktalarda kamuoyuna çıkıyoruz. Bu bizim ikinci basın açıklamamız. Sizlerden de destek istiyoruz. Kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Ancak siyasi tartışmaların içerisine çekilmek istemiyoruz. ERİAD’ın siyasi bir görüşü yok. Hatta ERİAD’ın bu konuda bir ilke kararı bulunuyor. Yönetim kurulundaki hiçbir arkadaşımızın siyasi parti üyeliği yok. Siyasi parti üyeliği bulunan bir kişinin yönetim kurulunda yer alamayacağı yönünde de bir hükmümüz bulunuyor. Biz siyaset tarafında değiliz” şeklinde konuştu.




