Eskişehir için sağanak uyarısı
Eskişehir için sağanak uyarısı
İçeriği Görüntüle

Kadıköy'de bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesinin avukatı Ersan Barkın, Eskişehir Barosu Gençlik Meclisi’nin düzenlediği etkinlikte konuştu.

Mattia Ahmet Minguzzi davası bağlamında çocuğa yönelik suçlar hakkında konuşan Barkın, suç işleyen çocuklara sadece suça itilmiş çocuklar bağlamında bakmanın kolaylık olduğunu ifade etti.

“Bizi sorgulamak zorunda bırakan hüküm var”

Mattia Ahmet Minguzzi davasına ilişkin konuşan Barkın, “Bu dosyanın, bu cinayetin bizi sorgulamak zorunda bırakan bir hüküm var, TCK 31. Biz bunun sorgulanması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler yaptığımız için bu konuda bu perspektiften fikirlerimizi sunmamız istendi Eskişehir Barosu Gençlik Meclisi tarafından.

Bu davanın başında ülkenin coğrafi olarak bir yangın yerinde olduğunu söylüyorduk ama yanı başımızda savaşlar devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti başta olmak üzere bölgedeki üniter yapıların bundan 3-5 ay sonra varlıklarını hangi biçimde sürdüreceklerine ilişkin bir kanaat oluşturmanıza bile engel bu. Yani 3 gün sonra savaşın ne durumda olacağını bilmiyoruz” dedi.

“Türkiye’nin iktisadi hali hepimizi nefes almaz hale getiriyor”

“Türkiye’nin iktisadi hali hepimizi nefes almaz hale getiriyor” diyen Barkın, “Bir de üstüne üstlük avukatız. 200 bini geçti avukat. Yani demografi değişmiş avukatlık biçimi değişmiş. İktisadi problemler nefesimizi kesiyor. Şimdi oturup da çocuk ceza yargılaması konuşmak İkinci Dünya Savaşı’nda gömlek yakalarımızın dik durması için kolacı aramaya mı benzer yoksa hayır bizahati bu sorunların bir parçası mıdır zaten?” diye konuştu.

“Milli güvenlik meselesi haline gelecek kadar önemli”

Türkiye’de çocuk ölümlerinin artığını ve bunun milli güvenlik sorunu haline gelecek düzeyde olduğuna dikkat çeken Barkın, “Minguzzi dosyası sadece bir dava dosyası olsaydı emin olun bu hengâme içinde konuşulmazdı. Minguzzi davasında kaybettiğimiz bir tek evladımız olsaydı, sadece bundan ibaret olsaydı, önceliğimiz olmayabilirdi.

Bir dosta olurdu yalnızca. Fakat bir yılda vatan savunması için şehit olan insan sayısı 10 katı çocuk ölmüşse bir ülkede hepsi cinayet değil, çocuk işçiler sorunu temel bir sorun, işçi çocukların hayatını kaybetmesi temel bir sorun.

Aynı zamanda çocuk cinayetleri sorunu da Türk tarihi için çok önemli bir sorun. Hatta bir milli güvenlik meselesi haline gelecek kadar önüne geçmezseniz önemli bir sorun. Yalnızca kaybettiğimiz evlatlar, bu nedenle duyduğumuz acılar nedeniyle söylemiyorum. Aynı zamanda eylemin faillileri bakımından, tekil bir ailenin münferit bir evladı olmaktan ibaret değilse, bu eylemin faili olan kişiler de yalnızca tekil bir sorunun müştekilen müsebbibi değiller.

Mağduriyet de faillik de çok ciddi ortak ülkenin geleceğine dair çok ciddi bir sorun. Bu perspektiften baktığımız için bir miktar tartışılır kılma gayretindeyiz bu konuyu” dedi.

“Suça itilmiş çocuklar olarak bakmak kolaylık”

Suçu işleyen çocuklara sadece suça itilmiş çocuklar bağlamında bakmanın kolaylık olduğunu ifade eden Barkın, “Eylemin mağdurunun da çocuk olduğu yargılamalarda mevzuya yalnızca suça itilmiş çocuklar bağlamında bakmak bir miktar kolaylık oluyor.

O yüzden TCK 31’in sorgulanması normlara Türkiye’yi mensubu olduğu modern disiplinlerden ayırarak değil Türkiye’nin gittiği otokrat hukuki disipline en büyük parçası haline getirme çabası için değil, ama dünyanın birçok ülkesi için modern hukuk sistemleri için de artık evlat kaybı, çocuk kaybı, çocuklara yönelen eylemler ciddi bir hukuki problem. Bu problemin İsviçre nasıl önüne geçmek istiyorsa, Arjantin nasıl önüne geçmek istiyorsa, İtalya ebeveyn sorununu tartışmak, o aşamaya getirmek bile nasıl oluyorsa Birleşik Devletler koşulu salıverme, denetimli serbestlik sürecini gözetmek kaydıyla infaz bakımından nasıl başka bir disiplin uygulanması gerektiğini söylüyorsa İngiltere belli bazı suçlar bakımından işleniş niteliklerine bakarak yetişkin gibi yargılamanın önünü açacak çeşitli hukuki adımlar atıyorsa Almanya’da benzer düzenlemeler varsa Türkiye’nin de 2005’te yapılan bu ceza hukuku normunu tekrar gözden geçirmesi kanaatini ortaya koyuyoruz. Bu bizim kanaatimiz. Benim temsil ettiğim hukuki disiplinin kanaati” şeklinde konuştu.

Kaynak: Meltem Karakaş