Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Başkanı Sadık Yurtman 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, artan kuraklık, arazi tahribatı ve doğal kaynakların korunması konusunda uyarılarda bulundu. Yurtman, çölleşmenin artık uzak bir tehdit olmadığını, Türkiye ve bölgede etkileri hissedilen ciddi bir sorun haline geldiğini vurguladı.
ESÇEVDER Başkanı Sadık Yurtman şu ifadelere yer verdi: “Özellikle son yıllarda ülke genelinde hız kazanan maden arama faaliyetleri adı altında yürütülen kontrolsüz ve denetimsiz uygulamalar; verimli tarım arazilerini, meraları ve doğal yaşam alanlarını geri dönüşü zor bir şekilde tahrip etmektedir. Bu faaliyetler, yalnızca toprağı değil; su kaynaklarını, biyolojik çeşitliliği ve kırsal yaşamı da yok etmektedir. Ülke genelinde maden aramaları nedeniyle mera alanlarına yapılan hoyrat müdahaleler, hayvancılığı bitirme noktasına getirmekte, köylüyü toprağından koparmakta ve göçe zorlamaktadır.

Eskişehir’e Ankara’dan anlamlı ödül
Eskişehir’e Ankara’dan anlamlı ödül
İçeriği Görüntüle

“Toprağın altındaki maden için üstündeki yaşam yok ediliyor”

Çölleşme; sadece doğa sorunu değildir. Aynı zamanda açlık, susuzluk, işsizlik, yoksulluk, göç ve toplumsal eşitsizliklerin de başlıca nedenlerinden biridir. Topraklarını kaybeden toplumlar, geleceğini de kaybeder. Türkiye’de ve bölgemizde yaşananlar bir doğa tahribatı değil, sistematik bir ekokırımdır. Ülke genelinde “maden arama” adı altında yürütülen faaliyetler; tarım arazilerini, meraları ve su havzalarını geri dönülmez şekilde tahrip etmektedir. Toprağın altındaki maden için üstündeki yaşam yok edilmektedir. Bu hoyratlık, sadece doğayı değil; köylünün geçimini, hayvancılığı ve gıda güvenliğini de yok etmektedir. Bu, açık bir doğa kıyımıdır. Ormanlar sadece ağaç değildir; suyun, toprağın ve yaşamın güvencesidir. Ormanı yok etmek, geleceği yok etmektir.”

“Yetkilileri toprağa, suya ve yaşama sahip çıkmaya çağırıyoruz”

Başkan Yurtman, tüm kurumları, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları toprağa, suya ve doğal yaşama sahip çıkmaya davet ederek, “Verimli tarım arazilerinin ve meraların talanına derhal son verilmelidir. Maden arama adı altında yürütülen yıkım projeleri iptal edilmelidir. Mera alanları ve doğal ekosistemler koruma altına alınmalıdır. Su kaynaklarının bilinçsiz tüketimi ve hatalı tarım uygulamaları derhal önlenmelidir. Ormanlarımız “gençleştirme” adı altında yapılan kıyımlardan korunmalıdır. Karar vericileri, bilimsel veriler ışığında hareket etmeye ve geri dönülmez bir felaketin eşiğinde olduğumuzu görmeye davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki; toprak yoksa yaşam yoktur. Toprağın çölleştiği bir ülkede refah da, barış da, gelecek de mümkün değildir. Eğer çocuklarımıza yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak; bugün, şimdi harekete geçmek zorundayız. tüm toplumu, sivil toplum kuruluşlarını ve yetkilileri toprağa, suya ve yaşama sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi