Mutfaktaki yangın pazar tezgahlarına taşındı. Bir zamanlar kiloyla alınan sebze ve meyveler, artık taneyle satılır hale geldi. Akaryakıt zamlarının nakliye ücretlerini katlaması hem üreticiyi hem de tüketiciyi çıkmaza soktu.
İstikbal Gazetesi ekibi olarak Eskişehir'de gerçekleştirdiğimiz sokak röportajında, pazarın artık eski neşesinin kalmadığını, tezgahların önünde kalabalıklar olsa da alışverişin "taneyle" yapıldığını gözlemledik. Esnaf, artan mazot fiyatları nedeniyle nakliye tırlarının fahiş rakamlara ulaştığını belirtirken; vatandaş, alım gücünün düşmesiyle birlikte en temel ihtiyaçlarını bile kısıtlamak zorunda kaldığını ifade etti.
ESKİŞEHİR'DE PAZARCI ESNAFI NE DİYOR?
Tuncay Çakıroğlu: "Valla ekonomik şartlar belli. Maliyetler ortada, herkesin durumu belli. Paranın değeri olmadığı için ve fiyatlar da yüksek olduğu için ürünleri taneyle sattığımız zamanlar oluyor. Mesela kabağı taneyle satıyoruz, patlıcanı taneyle satıyoruz. 250 gram biber veriyoruz çoğu zaman. Aslında iklim şartlarına göre sebze fiyatı normal şu ana göre. Bu biraz iklime bağlı tabii savaşın da etkisi var. “
Yusuf Çiftçi: “Her gün zam üzerine zam geliyor. Mazot fiyatları arttıkça haliyle ürünün üstüne maliyet yansıyor. Mazotun litresi 45-50 liradan 75-80 liraya çıktı. O yüzden Antalya'dan yüklenen tırlar yola çıkarken 40-45 bin lira bandında, buraya gelirken ise 55-60 bin lirayı buluyor. Tabii bu da her gün fiyatlarda zamma neden oluyor. Pazarcının işi zor, çok azar azar satıp çarkı çevirmeye çalışıyoruz. Yani satışlarımız oldukça düşük yani mevcut müşterimizi kaybetmemek için pazarcılığa devam ediyoruz.”
Güler Tatlıcak: "Valla müşteriler fiyatlar ‘çok yüksek’ diye bağrına bağrına sebze almaya çalışıyorlar. Ama zamlar gerçekten çok fena vurdu. Bunun bize yansıması da şu: Artık çok fazla ürün alamıyoruz, 5-10 lira kurtarıp yevmiyemizi çıkarmaya çalışıyoruz. Yani durum ‘fifty fifty’, kafa kafaya getirmeye uğraşıyoruz. ‘Müşteriyi de mağdur etmeyelim’ diyoruz ama aslında çok kurtarmıyor. Yaz gibi değil."
Batuhan Durgut: "Maliyetler çok yüksek o yüzden ürünleri halden alamıyoruz. Pazarda da yerinde de fiyatlar pahalı. Yani satışlar para kazandıracak gibi değil şu anda. Zaten sebze de pahalı, meyve de pahalı o yüzden satışlar yavaş. Müşterinin alım gücü yok. Pazarcının hali kötü, kimse bir şey alıp satamıyor, para kazanamıyor. Kazanamayınca da kimse işin üstüne fazla düşmüyor."
ESKİŞEHİR'DE VATANDAŞ NE DİYOR?
Hasan Sezgin: “Pazarda fiyatlar biraz artmış durumda. İnsanlar almakta zorlanıyorlar. Hem pazar fiyatları hem de vatandaşın kazancı konusunda desteğe ihtiyacı var diye düşünüyorum. Alım gücü düşünce insanların psikolojik olarak da yıprandığını; bunun da aile hayatına, toplum hayatına yansıdığını okuyoruz. Sebzeyi meyveyi istediğimiz miktarda değil, biraz daha kısarak azar azar hepsinden çalışıyoruz.”
Mustafa Özdemir: “Kim sebze meyve alabiliyor ya? Şurada millet sadece geziyor, alanlar çok nadir. Bizim de aldığımız yarım kilo, o kadar. Eskiden alım gücü vardı. Şimdi kazandığımız zaten asgari ücret, asgari ücretle ne alabilirsin ki? Şurada en ucuz şey 100 liradan başlıyor. Bunu hükümet düşünecek, biz değil. Bu yüksek enflasyon zannedersem sadece Türkiye'de var. Biz emekli vatandaşız, yetmiyor. Çocuklarımızın desteğiyle duruyoruz yani.”
Rukiye Aybar: “Fiyatlar pahalı tabii ki. Ben emekliyim, hiç memnun değilim ama hiçbir zaman umudumu kaybetmiyorum. Ben tek kişi olduğum için genelde yarım kilo, bir kilo civarında alıyorum ama komşumun üç tane çocuğu var. "Poşeti götürürken utanıyorum" diyor yani düşün. Çok üzücü. Kendi memleketimizde insanlar aç. O y zamanını iyi düşünüp karar vermek lazım.”