"Üretimin artması yetmez; üreticinin de kazanması gerekir." 2026 tarım sezonunu değerlendirirken öncelikle şunu ifade etmek gerekir: Tarım artık sadece üretim miktarını artırma meselesi değildir. Tarım; su yönetimi, toprak verimliliği, iklim değişikliği, bitki sağlığı, girdi maliyetleri, teknoloji ve üreticinin gelirinin birlikte değerlendirilmesi gereken stratejik bir alandır. 2026 yılının ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine baktığımızda önemli bir üretim artışı öngörülüyor. Buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpanın 9 milyon ton, ayçiçeğinin 2,3 milyon ton, şeker pancarının yaklaşık 22 milyon ton olması bekleniyor. Buna karşılık mısır üretiminin 8 milyon tona gerilemesi öngörülüyor. Bu rakamlar bize önemli bir şey söylüyor: Üretim artabilir; ancak asıl soru, bu üretim artışının üreticinin gelirine ne kadar yansıyacağıdır. Çünkü tarımda başarı sadece tarladan alınan tonajla ölçülmez. Üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiği ve hasat sonunda ne kazandığı da en az verim kadar önemlidir.

Eskişehir Tarımı Için Kritik Uyarı “Üretimin Artması Yetmez”

Eskişehir'de tarımı konuşurken suyu ve toprağı konuşmalıyız

Eskişehir tarımı açısından baktığımızda ise öncelikli konularımızın başında su geliyor. Artık "hangi ürünü ne kadar ekelim?" sorusunun yanında, "Hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz?" sorusunu da sormamız gerekiyor. Eskişehir'in tarımsal yapısında buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve şeker pancarı önemli bir yere sahip. Son karşılaştırılabilir resmi il verilerinde, işlenen tarla alanı üzerinden bakıldığında buğday yaklaşık %40, mısır %10, şeker pancarı ve yağlık ayçiçeği ise yaklaşık %4-5'er seviyesinde paya sahip ürünler olarak öne çıkıyor. Eskişehir’in yaklaşık 546.000 hektarlık tarım arazisinin önemli bir bölümünü oluşturan bu beş ürünün toplamı yaklaşık 337.000 hektar ediyor ve Eskişehir’in bugün açıklanan 546.200 hektarlık toplam tarım arazisinin yaklaşık %61,7’sine karşılık geliyor. Dolayısıyla Eskişehir'de tarımsal planlama yapılırken özellikle bu ürünlerin su tüketimi, ekonomik getirisi ve iklim riskleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bitki sağlığı da üretim planlamasının bir parçasıdır

Eskişehir tarımında sadece ekim alanlarını ve verimi değil, bitki sağlığını da yakından takip etmek zorundayız. İlimizde yaygın olarak ekilen bu ürünlerin yapılan arazi kontrollerinde önemli hastalık ve zararlılarının bulunduğu görülmektedir. Şeker pancarında Cercospora yaprak leke hastalığı, özellikle uygun sıcaklık ve nem koşullarında ciddi bir risk oluşturabilir. Mısırda ise Empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek gibi zararlılar açısından dikkatli arazi kontrolleri yapılmalıdır. Buğdayda özellikle kök ve kökboğazı ve sarıpas hastalıkları önemlidir. Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris gibi etmenlerin oluşturduğu hastalıklar verim ve kalite açısından ciddi sorunlara yol açabilir. Ayçiçeğinde ise özellikle mildiyö başta olmak üzere hastalıkların ve yaprakla beslenen yeşil kurt gibi yaprak kurdu zararlılarının erken dönemde takip edilmesi gerekir. Burada temel yaklaşımımız çok net olmalıdır: Hastalık veya zararlı ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, tarlayı düzenli kontrol ederek riski önceden görmek gerekir. Bunun yolu da düzenli sürvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadeleden geçmektedir. Çünkü bitki korumada en önemli unsur yalnızca kullanılan ilaç değildir. İlaçlamada başarının 4 D anahtarı diyebileceğimiz Doğru İlaç, Doğru teşhis, Doğru zaman ve Doğru uygulamadır.

Eskişehir’de 5 ilçede elektrik kesintisi yaşanacak! İşte etkilenecek bölgeler
Eskişehir’de 5 ilçede elektrik kesintisi yaşanacak! İşte etkilenecek bölgeler
İçeriği Görüntüle

Ziraat mühendisi tarımın merkezinde olmalıdır

Tam da bu noktada ziraat mühendislerinin rolü daha da önemli hale geliyor. Çünkü ziraat mühendisi sadece üreticiye teknik bilgi veren kişi değildir. Ziraat mühendisi; toprağı, suyu, bitkiyi, hastalığı, zararlıyı, üretim maliyetini ve teknolojiyi birlikte değerlendiren kişidir. Bugün tarımda hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları, dijital tarla takip sistemleri ve yapay zekâ gibi teknolojiler hızla gelişiyor. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, tarladaki gerçek durumu okuyacak ve bu veriyi doğru tarımsal karara dönüştürecek uzmanlara ihtiyaç var. Bu nedenle tarımın geleceğini konuşurken ziraat mühendislerinin istihdamını ve çalışma koşullarını da konuşmak zorundayız. Tarım danışmanlarının, zirai ilaç ve tohum bayilerinde çalışan meslektaşlarımızın, kamu ve özel sektörde görev yapan ziraat mühendislerinin sorunları çözülmeli; mesleğin ekonomik ve sosyal itibarı güçlendirilmelidir. Aynı zamanda üniversitelerimizden mezun olan genç ziraat mühendislerine daha fazla istihdam alanı açılmalıdır. Çünkü tarımın geleceğini konuşup, o geleceği yönetecek insan kaynağını göz ardı edemeyiz.

Çözüm ortak akılda

Burada herhangi bir siyasi ayrım yapmadan, bütün paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiğine inanıyoruz. TMMOB ZMO, Ziraat Odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticiler aynı hedef doğrultusunda çalışmalıdır. Tarımın sorunlarını birbirimize aktarmak yerine, birlikte çözüm üretmeliyiz. Üretici tarlasındaki problemi anlatmalı, ziraat mühendisi bilimsel çözümü ortaya koymalı, üniversite araştırma desteğini vermeli, kamu doğru politikayı oluşturmalı, özel sektör ise teknoloji ve yenilikleri sahaya taşımalıdır.

Değerli basın mensupları 2026 yılında bazı temel ürünlerde üretim artışı beklentisini elbette olumlu karşılıyoruz. Ancak gerçek başarı yalnızca üretim rakamlarının yükselmesi değildir. Üretici kazanıyorsa, topraklarımız korunuyorsa, su kaynaklarımız sürdürülebiliyorsa, tüketici güvenilir gıdaya ulaşabiliyorsa ve gençler tarımda gelecek görebiliyorsa başarılı bir tarımdan söz edebiliriz.

Kaynak: Haber Merkezi