Kütahya’nın Simav ilçesinde Cumartesi akşam saatlerinde 4.9 büyüklüğünde meydana gelen ve Eskişehir’den de hissedilen depremi değerlendiren TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) eski şube başkanı Prof. Dr. Can Ayday, çevre illerdeki depremlerin Eskişehir fay zonunu etkilemediğini belirtti. Ayday ayrıca yakın gelecekte Eskişehir fay zonunda 6.4 büyüklüğünde bir deprem olabileceğine işaret etti.
ÇEVRE İLLERDEKİ DEPREMLER ESKİŞEHİR’İ ETKİLER
Çevre illerde meydana gelen depremlerin büyüklüğüne göre Eskişehir'i etkileyebileceğini ancak Eskişehir fay zonunun bu durumdan etkilenmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Ayday, “Cumartesi 17:31 saatlerinde Simav Karakoca mevkiinde bir deprem oldu. Simav’ın kuzeyinde ve bir senedir Simav’da devamlı depremlerin olduğu hatta meydana geldi. 4.9 büyüklüğünde yani çok büyük bir deprem değil bu ama Eskişehir’den hissedildi. Benim bir savım vardı; Eskişehir’in depremleri sadece bizim kuzey-güneyimizden geçen Eskişehir fay zonu üzerinde değildir. Eskişehir fayı kendi ayrı bağımsız bir sistem. Eskişehir fay zonu kendi depremlerini oluşturuyor. Eskişehir fay zonunun kendi depremleri kendine has. Yani Simav’daki deprem bizim depremle alakalı değil. Yakından uzaktan alakalı değil. Bu hiçbir şekilde Eskişehir’in fay zonunu etkilemez, çünkü oradaki fay zonunun çalışma mekanizması ayrı, bizim Eskişehir fay zonunun çalışma mekanizması ayrı. Ama orada olan depremler Eskişehir'i etkiler. Simav ve Gediz'de geçmiş yıllarda 7 ve 7'nin üstü büyüklüğünde depremler yaşandı ve eğer yine yaşanırsa Eskişehir'i bunlar etkiler” dedi.
“PORSUK ÇEVRESİNİ DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM”
Prof. Dr. Ayday, Eskişehir fay zonunun en son 20 Şubat 1956'da 6.4 büyüklüğünde bir deprem ürettiğine dikkat çekerek yakın gelecekte benzer büyüklükte bir deprem beklediğini söyledi. Ayday, “Eskişehir fay zonunda beklediğimiz depremin 6.4 büyüklüğünde olma olasılığı yüksek. Üniversitedeyken yaptığımız çalışmalarda depremlerin 70 ile 90 yıl arasında tekrarlanma periyodu olduğunu bulmuştuk. 1956 yılına bir deprem yaşandığına göre 1956 yılına bir 70 yıl eklediğinde 2026 yılına geliyoruz. Yani depremin eli kulağında demektir. Özellikle Porsuk Çayı ve çevresi alüvyon zeminden oluşmakta; yani kumlu killi zemin. O nedenle en riskli yerler Porsuk'un alüvyonudur. Eskişehir fay zonu üzerinde bir deprem meydana gelirse o bölgede nasıl bir tablo oluşacağını düşünmek bile istemiyorum. Ama 1999 depreminden sonra idare biraz önlem aldı ve Eskişehir'de yapılan binaları kontrol altına aldı, kalite yükseldi. Bu durumda kişilerin ve sorumluların, Valilik ve belediyelerin İnşaat mühendislerinin, jeoloji mühendislerinin, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün en kısa zamanda depremle ilgili çalışmalar yapmaları lazım. Yani ilgili meslek kuruluşları ve devlet kurumlarının bir masa etrafında oturup birlikte çalışması gerekiyor” diye konuştu.