Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, medya kuruluşlarına kayyum atamaları ve haber siteleriyle sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine karşı basın meslek örgütlerinin ortak çağrısıyla Eskişehir’de yürüyüş düzenlendi. "Sansüre hayır habere özgürlük" pankartının arkasında toplanan yüzlerce kişi, Köprübaşı’ndan Hamamyolu Yediler Parkı’na yürüdü. Yürüyüşe YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da destek verdi. “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Kurtuluş yok ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Foncular dışarda gazeteci içerde” sloganlarının atıldığı yürüyüşe gazetecilerin dışında halkın da katılımı yüksek oldu.

“Hedef tahtasındayız”
Yediler Parkı’nda basın açıklaması yapan BirGün Gazetesi çalışanı Ezgi Can Ergun, “Biz gazeteciler, yolsuzluğa, haksızlığa, torpile, istismara, çetelere, fonlarından ve rüşvetlerine kadar ve daha birçok gerçeği sizlere ulaştırdık, ulaştırmaya devam edeceğiz. İktidarın yarattığı karanlığın içerisinde biz gazeteciler nefes alamıyoruz! Yargı bizler için bir sopa olarak kullanılıyor ve dezenformasyon yasası olarak bilinen halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu dedikleri suçlama ile bizleri hizaya getirmeye çalışıyorlar! Medyanın büyük çoğunluğunun iktidar kontrolüne olması bir yana bizler bugün gazetecilikte ısrar ederken, iktidarın doğrudan hedef tahtasındayız. Onların istediği “sorunsuz” bir ülkeyi yazmadığımız için, hizaya gelmediğimiz için bize gazeteciliğin bedeli ödetiliyor. Kanallara kayyum atanıyor, hesaplarımıza erişim engelleri geliyor, meslektaşlarımız tutsak ediliyor” dedi.

“İsmail Arı onurlu bir gazeteci”
İsmail Arı’nın onurlu bir gazeteci olduğunu söyleyen Erhun, “Bu bedeli en son ödeyen isim Murat Ağırel’in ardından çalışma arkadaşım İsmail oldu, kendi ayağıyla emniyete ifade vermeye giden İsmail’e gözaltı kararı emniyette tebliğ edildi ve kaçma şüphesiyle arkadaşımız bu yıl ikinci kez tutuklandı! Kendisi dün cezaevinden gönderdiği mektupta şunu söyledi: “Ben bu memleketi de halkımızı da çok seviyorum. Bu yüzden memleketimden kaçmam.” Size İsmail’i uzun uzun anlatmayacağım. Onun onurlu bir gazeteci olduğunu biliyoruz” diye konuştu.

“Bu düzene sessiz kalmayacağız”
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti (EGC) Eskişehir şubeleri adına basın metnini okuyan ÇGD Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos, şunları söyledi:
“Türkiye’de gazetecilik, iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil halkın yanında olmaktır! Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.

“Gazetecilik halktan yanadır”
Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

“Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur”
Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal “ilkeleri” elbet bir gün yok olacaktır. Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz.”





