Eskişehir'in ilginç özelliklerinden biri, bazı fikirlerin hayata geçebilmesi için yıllarca konuşulması, tartışılması ve tekrar tekrar gündeme getirilmesi gerekliliğidir. Bu nedenle bazı konuları bıkmadan usanmadan dile getirmekte yarar görüyorum. Çünkü şehirler de insanlar gibidir; bazı ihtiyaçlarını ancak yeterince konuşabildiklerinde fark ederler.
Bir zamanlar Eskişehir'de kültür ve sanat etkinliklerinin azlığından yakınırdık. Bugün geldiğimiz noktada ise durum önemli ölçüde değişmiş durumda. Kentin farklı noktalarında aynı gün içinde birkaç sergi açılışı, söyleşi, konser, tiyatro oyunu veya kültürel buluşma düzenlenebiliyor. Üniversitelerin, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bağımsız girişimlerin katkılarıyla Eskişehir, Anadolu'nun kültür ve sanat açısından en canlı kentlerinden biri haline geldi.
Ama madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor. Etkinlik sayısındaki artış, kültürel gelişmenin tek göstergesi değildir. Önemli olan; bu faaliyetlerin bir bütünlük içinde, sürdürülebilir biçimde ve kentin geleceğine katkı sağlayacak şekilde planlanabilmesidir. Bugün Eskişehir'de çok sayıda değerli etkinlik yapılıyor; ancak bunların önemli bir bölümü birbirinden habersiz, koordinasyonsuz ve dağınık biçimde gerçekleşiyor. Bir kurumun düzenlediği etkinlikten diğer kurumun haberi olmayabiliyor. Aynı gün ve saatte benzer hedef kitleye yönelik birkaç organizasyonun yapılması ise sık rastlanan bir durum… Oysa Eskişehir, sahip olduğu potansiyel nedeniyle bundan çok daha fazlasını hak ediyor.
Türkiye'de çok az kent, Eskişehir kadar güçlü bir kültür ve turizm bileşimine sahiptir. İki büyük üniversite, genç nüfus, güçlü bir sivil toplum yapısı, gelişmiş belediyecilik deneyimi, müzeleri, tarihi Odunpazarı bölgesi, çağdaş sanat mekânları ve kültürel çeşitliliğiyle Eskişehir aslında doğal bir kültür başkentidir. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebildiğini söylemek zor…
Örneğin Odunpazarı'nı ziyaret eden turistlerin önemli bir bölümü günübirlik geliyor ve akşam olmadan şehirden ayrılıyor. Bunun temel nedenlerinden biri, ziyaretçiyi şehirde daha uzun süre tutacak kültürel deneyimlerin yeterince planlanmamış olmasıdır. Düzenli sanat festivalleri, edebiyat günleri, düşünce etkinlikleri, tasarım buluşmaları veya uluslararası kültür organizasyonları sayesinde ziyaretçilerin konaklama süreleri artırılabilir. Böylece kültür ve sanat yalnızca sosyal yaşamı değil, kent ekonomisini de doğrudan destekleyen bir unsur haline gelir.
Ne yazık ki kentteki kültür ve sanat kurumları arasında istenilen düzeyde bir iş birliği kültürünün oluştuğunu söylemek güçtür. Pek çok sivil toplum kuruluşu kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Kaynak sıkıntıları nedeniyle büyük ölçekli projeler gerçekleştirilemiyor. Uygun salon bulma sorunu giderek büyüyor. Tanıtım faaliyetleri yetersiz kalıyor. Sonuçta iyi niyetli çabalar hak ettiği etkiyi yaratamıyor. Çözümün temelinde ise ortak çalışma kültürü yatıyor.
Eskişehir'de kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren derneklerin, vakıfların, meslek kuruluşlarının, üniversitelerin, belediyelerin ve özel sektör temsilcilerinin bir “Kültür ve Sanat Platformu” çatısı altında buluşması gerektiğini düşünüyorum. Bu platformun amacı bürokratik bir yapı oluşturmak değil; ortak aklı üretmek olmalıdır. Böyle bir yapının ilk işi ise “Eskişehir Turizm, Kültür ve Sanat Ajandası” hazırlamak olmalıdır.
Bu ajanda yalnızca bir etkinlik takvimi olmayacaktır. Aynı zamanda kentin kültürel yol haritası niteliğini taşımalıdır. Yıl boyunca gerçekleştirilecek festivaller, sergiler, konserler, tiyatro etkinlikleri, bilim ve düşünce toplantıları, kitap günleri, gastronomi etkinlikleri ve yerel kültürü tanıtan organizasyonlar bu ajandada yer almalıdır.
Ajanda her yılın başında hazırlanmalı, dijital ortamda herkesin erişimine açık olmalı ve sürekli güncellenmelidir. Turizm işletmeleri, oteller, seyahat acenteleri, üniversiteler ve medya kuruluşları bu takvimi kullanabilmelidir. Hatta İngilizce başta olmak üzere farklı dillere çevrilerek uluslararası tanıtımın bir parçası haline getirilmelidir.
Bugün Avrupa'nın pek çok kentinde kültür ajandaları turizm stratejilerinin merkezinde yer alıyor. İnsanlar yalnızca bir şehri görmek için değil, o şehirde gerçekleşen özel bir etkinliğe katılmak için seyahat ediyorlar. Eskişehir de bunu başarabilecek özelliklere sahip. Ancak bunun için bireysel girişimlerden çok ortak planlama anlayışına ihtiyaç var.
Bir başka önemli konu da ölçme ve değerlendirme meselesidir. Düzenlenen etkinliklerin kaç kişiye ulaştığı, ne kadar ekonomik değer yarattığı, hangi kesimlere hitap ettiği ve kentin tanıtımına nasıl katkı sağladığı düzenli olarak izlenmelidir. Veriye dayalı değerlendirmeler yapılmadan kültürel gelişmenin yönünü belirlemek mümkün değildir.
Sonuç olarak Eskişehir'in bugün olduğundan daha fazla kültüre, sanata ve düşünsel üretime ihtiyacı var. Fakat bundan da önemlisi, bu faaliyetlerin ortak bir vizyon etrafında bir araya getirilmesine ihtiyaç var. Şehrin turizm, kültür ve sanat ajandası; yalnızca etkinliklerin tarihlerini gösteren bir takvim değil, Eskişehir'in geleceğe ilişkin kültürel iddiasının somut bir ifadesi olmalıdır.
Artık soru şu değildir: Eskişehir'de kültür ve sanat etkinliği yapılıyor mu? Asıl soru şudur: Yapılan bu değerli çalışmalar, şehrin geleceğini şekillendirecek ortak bir hikâyeye dönüşebiliyor mu? Bu soruya güçlü bir “evet” yanıtı verebildiğimiz gün, Eskişehir yalnızca yaşanacak güzel bir şehir değil; aynı zamanda kültürüyle örnek gösterilen uluslararası bir kent olacaktır.
