Büro Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Uğur Mumcu’yu andı
Büro Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Aslı Korkmaz 24 Ocak 1993 bir suikast sonucu yaşamını yitiren Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’nun ölüm nedeniyle basın açıklaması yaptı.
Eğitim İş Sendika binasında yaptığı açıklama Korkmaz, Mumcu’nun hakkın ve hakikatin sözcüsü olduğunu belirtti. Korkmaz, “24 Ocak 1993’te aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla yaşamını yitiren araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’yu ölümünün 33. yılında saygı ve özlemle anıyoruz. Uğur Mumcu’nun katledildiği bu hain suikast, üzerinden geçen yıllara rağmen tüm boyutlarıyla aydınlatılmamıştır. Bu durum, toplumun vicdanında derin yaralar açarken, gerçeklerin üstünün örtülmesine ve karanlık ilişkilerden beslenen yapıların varlığını sürdürmesine olanak sağlamıştır. Sonuç olarak karanlık yapılar siyasi iktidarlardan aldıkları güç ile birçok aydın ve demokratı katletmeye devam etmiştir. “Adalet ve Demokrasi Haftası” bir kez daha göstermiştir ki, Uğur Mumcu başta olmak üzere Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Gaffar Okkan ve nicelerinin ödediği bedeller sayesinde Cumhuriyet, düşmanlarının ve karanlık odakların haince saldırılarına rağmen dimdik ayakta durmaktadır. Cumhuriyet var oldukça, Cumhuriyet düşmanı bu tür alçak girişimler de devam edecektir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu hainlere karşı mücadelemiz asla sona ermeyecek ve karanlığa geçit vermeyeceğiz! Gerçekler, karanlık odakların duvarların ardına saklanan kirli oyunlarını bozacak en güçlü silahtır” diye konuştu.
“Hakkın Ve Hakikatin Sözcüsü Oldu”
Mumcu’nun Cumhuriyet temel değerlerini savunduğunu kaydeden Korkmaz terör örgütleri konusundaki uyarılarının hala geçerli olduğunu belirtti. Korkmaz, “Bugün, Uğur Mumcu’nun “tam bağımsızlık” vurgusu ve terör örgütleri konusundaki uyarıları, geçmişten günümüze önemini koruyor. Mumcu, son yazılarında Türkiye’nin bölünmesine zemin hazırlayan terör örgütlerinin uluslararası istihbarat teşkilatlarıyla olan ilişkilerine dikkat çekerek kendini hedef haline getirmişti. O dönem işaret ettiği tehlikeler, bugün daha açık ve somut bir şekilde hissedilmektedir. Uğur Mumcu, cesur kalemiyle yalnızca Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmamış, aynı zamanda siyasi iktidarların etkisi altına girerek bağımsızlığını yitiren basına karşı da hakkın ve hakikatin sözcüsü olmuştur. Onun gazeteciliği, kamu yararını gözeten, halkı bilinçlendiren ve gerçeği ortaya koyan bir duruşun sembolüdür. Bugün, siyasi iktidarın payandası olmuş ve iktidar ile hareket eden medyanın yaygınlaşması karşısında Mumcu’nun ilkeli ve bağımsız gazetecilik anlayışına olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Dönemin siyasilerinin, Mumcu suikastının aydınlatılması karşısında dile getirdiği “Bu tuğlayı çekersek duvar yıkılır” sözlerine inat, bizler onun cesaretinden ilham alarak “Bu tuğlayı çekin!” diyoruz. Gerçeklerin ortaya çıkarılması ve karanlığın aydınlatılması, halkın hakikat talebi ve adalet arayışı için vazgeçilmezdir” ifadelerini kullandı.