Eskişehir'de köprü ve otoyol satışına tepki
Boğaz köprüleri ve bazı otoyolların özelleştirilmesine yönelik hazırlıkların başlatılmasına Öğrenci İşçi Birliği, İlerici Cumhuriyet Birliği tepki gösterdi. İşçi Öğrenci Birliği adına konuşan Onur Gedik “İki köprü ve yedi otoyol, yaklaşık 6 milyar dolar gelir için 25 yıllığına devredilmek isteniyor. Üstelik finansmanın yabancı şirketlere verilmesi gündemde. Bu ne demektir? 59 TL olan geçiş ücretlerinin katlanması, yükün halkın sırtına binmesi demektir. Stratejik olarak Asya ile Avrupa’yı birleştiren köprülerin işletmesinin devredilmesi; savaşta, depremde, kriz anlarında bu hayati geçişlerin kontrolünün tartışmalı hale gelmesi demektir. Köprülerin ve yolların özelleştirilmesi; lojistik sektörünü etkileyecek, giyimden gıdaya kadar temel ihtiyaçlarımızı pahalılaştıracak, 81 ilimizi etkileyecektir. Devlet kısa vadeli nakit ihtiyacı için gelecekteki gelirini değerinin altında devrederse, bugün rahatlama yaşansa bile yarın vergi yükü artacaktır. En iyi senaryoda sübvansiyon yapılsa dahi bedelini yine biz ödeyeceğiz. İki örnek verelim: 2014’te yap-işlet-devret modeliyle işletilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün süresi dolmasına rağmen işletme süresi Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 4 yıl uzatıldı. Neden uzatıldığı halka açıklanmadı. 2012’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Köprülere 7 milyar doların altını teklif etmek vatana ihanettir” demişti. Biz köprülerin işletmesinin devredilmesine karşıyız. Geleceğimizi ipotek ettirmeyeceğiz” diye konuştu.
“BEDELİ YİNE HALK ÖDEMEKTEDİR”
İlerici Cumhuriyet Birliği adına konuşan Irmak Ayşe Demirel de, “Son günlerde kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda; yapımı ve bakımı halkın vergileriyle finanse edilmiş bazı köprü ve otoyolların 25 yıllığına işletmesinin özel sektöre devredilmesi yönünde çalışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsama Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve KGM Anadolu Otoyolu, Adana-Gaziantep Otoyolu gibi önemli otoyollar dahildir. 2 köprünün ve 7 otoyolun yıllık kârı yaklaşık 600 milyon dolardır ve işletme giderleri gelirin yüzde 5 i bile etmemektedir. Bu konu yalnızca teknik bir ihale meselesi değildir. Söz konusu olan; kamunun ortak varlıkları, ulaşım hakkı, ekonomik adalet ve gelecek kuşakların omuzlarına yüklenecek maliyetlerdir. Bahsi geçen köprü ve otoyolların yapım bedelleri, yıllar boyunca bu ülkede yaşayan yurttaşların ödediği vergilerle çoktan karşılanmıştır. Bu altyapılar, kamu hizmeti üretmek üzere inşa edilmiş; ticari bir meta değil, kamusal birer araç olarak planlanmıştır. Bu nedenle “devretme” adı altında atılacak her adım, kamu yararı ile özel kâr arasındaki tercih anlamına gelmektedir. Sonuçta bedeli yine halk ödemektedir. Ulaşımda yapılacak her artış, zincirleme biçimde hayatın her alanına sirayet eder. Bu nedenle konu, yalnızca araç sahiplerini değil; toplumun tamamını ilgilendiren bir meseledir. Yüksek geçiş ücretlerinin yanında, Osmangazi Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi kamu bütçesinden karşılanan uzun vadeli garanti ödemeleri vardır. Yani halk o yolu kullansa da kullanmasa da cebinden para çıkmaktadır. İktidara sesleniyoruz. Kamuya ait köprü ve otoyolların özel işletmelere devredilmemesini, Ulaşım politikalarının kâr odaklı değil, kamu yararı odaklı yürütülmesini, Tüm süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin esas alınmasını, Toplumsal maliyet doğurabilecek uygulamalardan kaçınılmasını talep ediyoruz. Hayallerimizi, emeğimizi ve umutlarımızı dar kalıplara sığdırmaya çalışan, geleceğimizi özel sektöre kiralayan her anlayışın karşısında dimdik duracağız” diye konuştu.