“ESOGÜ Tıp Fakültesi yıkılıp yeniden yapılmalı”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi binasının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle güçlendirme yapılacağı yeniden Eskişehir kamu oyunda tartışılmaya başladı.
Gündemde tartışılan konuya dair İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten, değerlendirmelerde bulundu.
Deprem gerçeğinin hem Türkiye’nin hem de Eskişehir’in bir konusu olduğunu aktaran Gökten, Tıp Fakültesi binasının yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini kaydetti.
Gökten, “Tıp Fakültesi 70'li yılların ortalarında inşaatına başlanmış. Bildiğim kadarıyla 15 yıl süreli de bu inşaat devam etmiş. Daha sonrasında da tamamlanmış, bugün de etraf ve civar illeri de kapsamak üzere yaklaşık 1,5 milyon, bir kitleye hizmet veren şehrimizin çok önemli bir sağlık merkezi. Şimdi biz inşaat mühendisleri konuyu özetle şöyle bakarız. Bir bina güçlendirilebilir mi? Evet güçlendirilebilir. Bir bina yeniden yıkılıp yapılabilir mi? Yeniden yıkılıp yapılabilir. Bunların bazı parametreleri var.
Bu parametrelerin arasında bir tanesi şudur. Sizin yaptığınız binanın toplam maliyetinin yüzde 40'ından fazlaya mal oluyorsa eğer ki güçlendirme, bu binayı yıkıp yapmak hem ekonomik açıdan hem de mühendislik açısından çok daha doğrudur. Şimdi bu sebeple bir binanın yıkılıp yeniden yapılması ya da güçlendirmesinin en baştaki parametrelerinden bir tanesi budur. Tıp fakültesinin şu an bildiğim kadarıyla bir 60-70 milyon civarında bir bütçe ayrılmış fakat açıklamaları okuduğumuzda 2018 deprem yönetmeliği ve diğer deprem yönetmeliklerine uygun hale getirilmesi amacıyla yapıldığı söyleniyor. Şimdi mart ayında deprem yönetmeliği yeniden düzenleniyor ve şu anda Bu yüzde 40'ın da maliyet üstüne çıkacak. Neden? Çünkü deprem yönetmeliği daha sert hale gelecek. Daha çok mali bir durum ortaya çıkacak. Bundan dolayı da yıkılıp yapılması daha doğru. Her zaman bunları savunduk, söyledik. Burada da inşaat mühendisleri odası olarak gördüğümüz kadarıyla ekonomik ömrünü tamamlamış olan bir bina, yüksek katlı bir bina, fay noktalarına yakın bir bina artık ve güçlendirme demek de şu demek, demek ki bu depreme karşı şu anki deprem yüklerine karşı bile dayanıksız olduğu için de güçlendirme gündeme geldi. Burada da Diyelim ki güçlendirdik. Bir de tersten gidelim. Güçlendirdik biz ne yapacağız? Ek kolonlar atacağız. Çeşitli işte binaya eklentiler yapacak. Yük dağılımını alması için işte kolon kiriş kombinasyonları yapılacak. Bu esnada da burası devam edecek hizmet vermeye. Peki güçlendirdik. Sonun yarın ne olacak? Bugün gidip baktığımızda hepimizin bazen eşi dostu hastalanıyor ya da bizler hastalığımız gittiğimizde tuvaleti eskimiş durumda tadilattan geçirmek zorunda kalınacak. Çünkü eskimiş. Bunları da alt alta koyduğumuzda bizim artık tıp fakültesinden tam anlamıyla gelişmiş bir seviyede yani bir şehir hastanesindeki daha kapsamlı hizmetlerini alamayacağız. Bundan dolayı bizim arzumuz ve isteğimiz tıp fakültesinin ciddi bir bütçe ayrılarak yapılmasıdır” diye konuştu.
“Başka Yere Taşınmamalı”
Güçlendirme yapılıp yapılmayacağının uzun süredir tartışıldığını ifade eden Gökten, konunun siyaset malzemesi yapılmasını eleştirdi. Gökten, “Uzun zamandır güçlendirilecekti, güçlendirilmemişti şeklinde yıllardır tartışıyoruz. Bunları aslında bir kenara itip 1970 yılında bizim de yapmadığımız bir şeyi savunmak yerine hakikaten bütçeyi ayarlayıp bu konuda da şehrin bileşenlerini kamuoyu oluşturacak şekilde bir araya getirseydik bugüne kadar Tıp Fakültesini yeniden yapmış yeniden inşa etmiş, şu anda bu konuyu konuşmuyor olacaktık. Ama maalesef ki işte başka dinamikler devreye giriyor. Bizlerin dışında insanlar devreye giriyor. Teknik anlamın dışında siyaset malzemesi de yapılıyor bazen. Bunlar da bizi üzüyor. Bir, bir yapı güçlendirme istiyorsan bu yapı depreme karşı güvenlikli değildir. İki, bir yapıyı güçlendirmek istiyorsanız Normal maliyetinin yüzde 40'ının, ekonomik açıdan söylüyorum bunu, yüzde 40'ının üstüne çıkmaması lazım. Üç, yeni değişecek deprem yönetmeniyle birlikte bu konu ele alındığında yüzde 100, yüzde 40'ının üstüne çıkacak. Hala da üstünde gözüküyor zaten maliyetler. Onun için bunun hızlıca yıkılıp yapılmalıdır. Diğer bir konu, sosyal anlamda da, mantık anlamında da Eğitim anlamında da şunu da söylemem gerekiyor. Tıp fakülteleri bir doktor yetiştiren, bir bilim insanı yetiştiren yerlerdir. Ondan dolayı mutlaka ve mutlaka aynı kampüsün içerisinde, aynı üniversitenin içerisinde bu yapılmalıdır. Bazen kulağımıza acaba başka yerlere mi taşınsa, şu mu olsa bu mu olsa gibi bir yaklaşım içerisinde olunduğuyla ilgili bir şeyler kulağımıza geliyor. Bunu açıkçası doğru bulmuyoruz. Depremde en az hasar alması gereken, depremde ayakta kalması gereken, depremde hizmet vermesi gereken yerlerin başında hastaneler gelir. Onun için bizlerin hastaneleri mutlak suretle bir kale gibi görüp ayakta tutmamız gerekiyor. En gelişmiş teknolojilere göre bu imalatları yapmamız şart. Gerek işte deprem yönetmelikleri, gerekse diğer işte deprem sönümleyiciler vesaire bunların hepsini kullanarak son teknolojide üretmemiz gerekiyor. Bu konuda da yapım sırasında da bunlara dikkat edilmesi bizim en büyük arzumuzdur” şeklinde konuştu.