“İnfaz sisteminin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi”

“İnfaz sisteminin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi”
Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği Başkanı Mehmet Ektaş tahliyeleri değerlendirdi.

11. Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesiyle tahliyeler başladı. 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçları kapsayan düzenleme, 40 binin üzerinde hükümlünün tahliye olmasını sağlayacak. Yaşanan gelişmeyi Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Mehmet Ektaş değerlendirdi.

Ektaş, “Bu düzenleme özellikle hükümlüleri ve yakınlarını mutlu etmişse de, toplumun önemli bir bölümünde öfkeye ve kaygılara neden oldu. Tahliye edilenlerin bir kısmının daha tahliyelerinden bir kaç gün geçtikten sonra yeniden suç işlemleri bu kaygıları arttırdı. Kamuoyunda başlayan bu kaygılar etrafında şu soruların doğru cevaplarını bulmamız gerekiyor. Gerçekten, suçluların yeniden suç işlemelerinin tek nedeni, infaz düzenlemelerinde zaman zaman yapılan bu örtülü aflar mı? Bu örtülü aflar, suç işlemeyi teşfik mi ediyor? İnfaz sisteminin olması gereken şartlarından “caydırıcılık” etkisini azaltıyor mu? Evet, bu tespitler bir ölçüde doğru. Her ne kadar 2023 yılı düzenlemesi ile bu son düzenleme birbirine bağlı zorunluluklardan kaynaklanmışsa da cezanın “caydırıcılık” etkisi üzerinde olumsuz baskı oluşturuyor. Ancak, tahliye olan suçluların tekrar suç işlemelerinin tek nedenini bu örtülü aflara yüklemek gerçekçi değil. Bu yaklaşım, gerçek nedenleri tespit edememize ve suç oranlarında liderliğimizi devam ettirmemize neden olacaktır. Son düzenlemeyle gündeme gelen bu tartışmalar, yine infaz sisteminin yetersizliğini de bir kez daha gözler önüne serdi. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır. Eğer ki infaz sistemi, bu amacını gerçekleştirmiyorsa, tahliye olan hükümlülerin potansiyel suçlular olması ve toplum için risk taşıması kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

“Yetkililer Etkili Çözüm Üretmiyor”

Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de cezaevinden çıkanların yüzde 45’i yeniden suç işlediğini aktaran Ektaş söz konusu verilerin suç işlenmesini önlemediğini suç işleyenlerin ıslah edilip topluma kazandırılamadığı göze soktuğunu savundu. Ektaş, “Suç işleme oranlarının yüksekliği, başlıca eğitim eksikliğinden, kültür yozlaşmasından, başta siyasette olmak üzere hayatımızın her alanını çevreleyen şiddet ve nefret dilinden, önleyici kolluğun yetersizliğinden, yargılama süreçlerinin uzunluğundan kaynaklanıyor. İnfaz isteminin amaçlarını gerçekleştirememesinin başlıca nedenleri ise, nitelik ve nicelik açısından yetersiz personel istihdamı, etkisiz rehabilitasyon programları, cezaların caydırıcılık etkisinin sınırlı kalması, sık sık başvurulan örtülü aflar cezaevlerinde mahpusların kalabalık ortamlarda kalması olarak işaret edilebilir. Sıraladığımız bu olumsuz nedenleri ortadan kaldırmasını, çözümleri üretmesini beklediğimiz başta TBMM ve yürütme erki olmak üzere yetkililer ise hiç bir etkili çözüm üretmiyor, birbirini takip eden sıra sayılı paketlerle gün geçiriyor, bizleri oyalıyor. Bu artarak devam eden suç ve yeniden suç işleme oranlarına önlem alınmazsa, Türkiye’nin hiç bir yerinde yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğinin kalmayacağı açıkça görülüyor. Türkiye, uyuşturucu kartellerinin hakim olduğu Orta Amerika ülkelerine dönüşme riskiyle karşı karşıya. Örtülü aflarla ortaya çıkan birkaç yeni cinayet, hırsızlık gibi münferit olayları bir kaç gün tartışıp, tartışmayı tüketip konforlu yaşam alanlarımıza dönmeyi bırakmalıyız. Bu sorunun önemini kavrayıp, ekonomi, yoksulluk ve gelir adaletsizliği yanında Ülkenin önemli gündem maddeleri içine koymalı, sürekli ve planlı çalışmalarla doğru çözüm programlarını oluşturarak uygulanmasını sağlamalıyız. Başta Barolar Birliği ve Barolar olmak üzere, alanla ilgili yetkin sivil toplum kuruluşları ile Üniversitelerimiz de bu konuda inisiyatif almalı, gündem oluşturmalıdır” sözlerini kaydetti.

Etiketler :