“Maaş zamları gerçeklerle örtüşmüyor”
Türkiye Kamu-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Alp Arslan, kamu çalışanları ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla Yediler Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 2025 yılı enflasyon verilerinin maaş artışlarının yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurgulayan Arslan, kamu görevlilerinin ciddi bir alım gücü kaybı yaşadığını ifade etti.
Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonunun yüzde 30,89 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Arslan, memur maaş artışlarının ise yıl genelinde yüzde 22,5 seviyesinde kaldığını belirtti. Bu tabloyla maaşların enflasyon karşısında eridiğini söyleyen Arslan, “Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir. Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır. Buradan bir kere daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı, zam değildir. Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyona eşitleyen bir telafi ödemesidir. Zam ise maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir. Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur. Memurlarımız ilk maaşını yarın alacaklar. Bordrolarında 2025 yılına göre oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte %18,6; taban aylığa brüt 1000 TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammıyla karşılaşacaklar. Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı %22,4 artacak ve 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükselecek. Ortalama memur maaşı ise %22 oranında artacak ve yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye yükselecek. Yani en düşük memura 10 bin 700; ortalama bir memura ise 11 bin 600 TL artış gelecek. Bu rakamlarla memurlarımızın 6 ay geçinmesi beklenecek. Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı 100 bin lira civarında, ortalama maaş 64 bin lira. Bu rakamlar içimizi karartıyor, umutlarımızı köreltiyor” dedi.
Emekli maaşlarının ise açlık sınırının altında kaldığını ifade eden Arslan, “En düşük memur emeklisi aylığı asgari ücretin bile altına düşmüş durumda. Kimse emekli olmak istemiyor. Bu tablo ancak ve ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılarak, maaşlara refah payı eklenerek tersine çevrilebilir” diye konuştu.
Vergi düzenlemelerine de değinen Arslan, gelir vergisi dilimlerinin maaş artış hızına ayak uyduramadığını, yapılan zamların önemli bir kısmının vergi olarak geri alındığını belirtti. Memurlar için gelir vergisi oranının yüzde 15’te sabitlenmesi gerektiğini ifade eden Arslan, dolaylı vergilerin dar ve sabit gelirli vatandaşları daha da zorladığını dile getirdi.
Son yıllarda ortaya konulan ücret politikaları neticesinde kamuda ücret adaletinin yara aldığını söyleyen Arslan aynı işi yapan ama statüleri farklı çalışanlar arasında büyük bir ücret farkı olduğunu belirtti: “Bu durum çalışma barışını da zedelemektedir. Bu nedenle kamuda statü farklılıklarından dolayı oluşan ücret farklılığı giderilmeli, yatay ve dikey ücret dengesi kurularak adaletli bir ücret sistemi oluşturulmalıdır. Biz diyoruz ki; nimette külfette adalet olsun. Statü farkından dolayı yaşanan adaletsizlik son bulsun. Maaş zamları piyasa gerçekleri ile örtüşsün. Pasta büyüyorsa payımız da büyüsün. Ekonomideki olumsuzlukları memura, emekliye mal ederseniz, toplumu enflasyona kurban verirsiniz. Çalışanları sürekli fakirleşen millet, gelişemez, ilerleyemez” dedi.