YENİ Parti Eskişehir İl Kongresi’nde söz alan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, partinin demokrasi anlayışında gördüğü eksiklikleri gündeme taşıdı. Üyelerin yalnızca il ve ilçe başkanlarını belirlemek için sandığa gitmesinin yeterli olmadığını belirten Arslan, yönetimlerin ve delegelerin belirlenme süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulunarak, “kral çıplak” dedi.
YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan şu ifadeleri kullandı:
“Bugün bilerek geç konuşmak istedim. Bu konuşmanın alkış almak gibi bir derdi yok. Bir kısım arkadaşımızın da canını sıkacağını biliyorum. Ama kongreler böyle bir şeydir. Tarihe not düşmek adına doğrularımızı, yanlışlarımızı, eksiklerimizi ve fazlalıklarımızı konuşmamız gereken ortamlardır.
O nedenle değerlendirmelerimi biraz da ‘Bu adam ne demek istiyor?’ penceresinden sorgulamanızı rica edeceğim. Bazı arkadaşlarımızın kızacağını, canının sıkılacağını biliyorum. Ancak gerçeklerimizle yüzleşmemiz gerektiği de çok açık.
Ondan öncesinde birkaç siyasal değerlendirme yapmak istiyorum. Butlan kararının çıktığı tarih 21 Mayıs. Butlan yönetiminin iş başına geldiği süreci, Türkiye ve Eskişehir kamuoyunun bildiği üzere, hafızaları yeniden canlandırmak ve bir gerçekliği ortaya koymak adına hatırlatmak isterim.
Biz o dönemde, çünkü o parti bizim evimizdi, evimiz olarak gördüğümüz Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğiyle, kurumsal kimliğiyle, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği ilke ve idealleriyle hiçbir zaman bir sorun yaşamadık. Bizim kavgamız, o butlan yönetimi ve anlayışıylaydı.
Biliyorsunuz, hemen harekete geçtik. Cihan’ın söylediği gibi aslında dağılmadık. Hepimiz bir aradaydık. Alpu İlçe Başkanımız öyle bir ifade kullandı ama yapılması gereken iş, 45 gün içerisinde olağanüstü kurultayın toplanmasıydı.
Üzerinden aylar geçti. Yepyeni kurulan YENİ Parti olarak bugün kongrelerimizi gerçekleştiriyoruz. Oysa 45 gün içerisinde yapılabilecek olağanüstü kurultayı toplamayan, Türkiye’de güçlü bir şekilde iktidara yürüyecek siyasal hareketin önünü açmayan bir butlan anlayışıyla karşı karşıyaydık.
YENİ Parti kurultayımızın 14-15 Kasım tarihlerinde toplanacağını da göz önünde bulundurarak söylüyorum. Üç ay içerisinde Türkiye siyasal hareketinde devrim niteliğinde bir işe imza attık. Sadece delegasyonla değil, üyelerin katılımıyla kongrelerin ve olağan kurultayın nasıl yapılacağını bir kez daha Türkiye’nin önüne koyduk.
O nedenle ‘Yetkimiz yok, yapamayız, şöyledir, böyledir’ diyenlerin, 45 gün içerisinde olağanüstü olarak toplanması gereken kurultayı neden toplamadıklarını, geçtiğimiz hafta butlan yönetiminin başındaki kişinin yaptığı açıklamayla da anlayabilirsiniz.
‘Erken seçim için uygun koşullar yokmuş, ekonomi çok kötüymüş, fon vurgunu varmış, krizler yaşanıyormuş, onun için erken seçime gidilemezmiş’ diyorlar.
Kendinizle ne kadar övünseniz azdır. Bu tespiti burada özellikle yapmak isterim.
Başta Sayın Divan Başkanımızın açılış konuşmasında olduğu gibi bütün arkadaşlarımızın ortaya koyduğu yaklaşımlara, duygu ve düşüncelere, değerlendirmelere ve tespitlere aynen katılıyorum.
Özellikle Sayın Divan Başkanımızın değerlendirmeleri öncesinde de Eskişehir’de yapılan siyasal değerlendirmeler vardı. YENİ Parti’nin siyasal kadrolarına, kendi memleketimiz Eskişehir özelinde önümüze koyduğu hedefler doğrultusunda her birimizin üzerine tarihsel sorumluluklar düştüğünü ifade etmek isterim.
Biz ‘Yeni siyaset’ dedik. Bunu hem Odunpazarı’nda hem Tepebaşı’nda hem de il seçimlerinde yaptığım konuşmalarda ortaya koydum. ‘Söz, yetki, karar, üye’ dedik.
Ancak eksiklerimiz var. Bugün özellikle bunları belirtmek istiyorum. Bu eksiklikleri gidermemiz gerektiğine ilişkin düşüncelerimi ifade etmek üzere kürsüdeyim.
Basına açık olduğu için bazı konularda yutkunarak konuşuyorum. Ancak üyelerimizin doğrudan karar süreçlerine katılmasını sağlamak adına yaptığımız iş, gerçekten çok önemli ve devrim niteliğinde bir adımdır. Doğrudan demokrasiyi yaşatmak adına son derece değerli bir uygulamadır.
Fakat üyeye yalnızca il ve ilçe başkanlarının belirlenmesinde ‘Gel, sandıkta oyunu kullan, sonrasında yoksun’ dediğiniz anda, karşı çıktığımız başkanlık sistemini kendi içimizde yaratmış oluruz.
Sol ve sosyal demokrat partiler sadece lider partileri değildir. Aynı zamanda üye partisidir, kadro partisidir, program partisidir. Bunların bütünleşik yapısıyla ortaya çıkarlar.
Az önce bir oylama yapıldı. Geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yaptık. 2025 kongresinde de karşı düşüncemi ifade etmiştim. Tutarlılığım açısından bugün de karşı oyumu kullandım. Oylama blok liste usulüyle mi yapılsın, çarşaf liste usulüyle mi yapılsın diye soruldu.
Şimdi biz ‘Üye’ diyoruz. Üyeyi merkeze alıyoruz. Her işi üyenin yapmasını istiyoruz. Devrim niteliğinde bir siyasal anlayıştan söz ediyoruz. Ancak bunun devamında eksiklerimizi de gidermemiz gerekiyor.
Bu yalnızca yönetim kurullarının belirlenmesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda üyelerin kürsüyü kullanma haklarının da sağlanması gerekiyor.
Belediyecilik anlayışımızın da değişmesi gerekiyor. Bunlar bizim eksiklerimiz. Elbette doğrularımızı anlatıyoruz. Yaptıklarımızla ne kadar övünsek azdır. Ancak önümüzdeki süreçte bu eksiklikleri ortadan kaldırarak yolumuza devam etmeliyiz.
Milletvekilini, belediye başkanını, il ve belediye meclis üyelerini, il ve ilçe başkanlarını, genel başkanını ve cumhurbaşkanı adayını üyelerin belirlemesini isteyen, bu anlayışıyla devrim niteliğinde bir işe imza atan siyasal hareketin yönetim kurullarında, kurultay delegeliklerinde ya da diğer kurullarında üyelerin söz ve oy hakkının olmaması önemli bir eksikliktir.
Bir Parti Meclisi üyesi olarak, genel merkezde bu eksikliğin önümüzdeki dönemde giderilmesi adına notumuzu aldık. İnşallah tüzüğümüzde ve yönetmeliklerimizde, siyaset anlayışımızdaki değişime yönelik önerilerimizi gündeme taşıyacağız.
Blok liste için el kaldırdınız. Buna saygı duyuyoruz. Demokrasi böyle bir şeydir. Delegasyon kararını verdi.
Peki, yönetimlerde kimleri seçeceksiniz? Kimleri destekleyeceksiniz? Kurultay delegeliklerinde kimler aday? Kimlere oy vereceksiniz? Önümüze bir liste geliyor. Bakın, bu listeyi ben düzenliyor olsam bile bana karşı çıkmalısınız.
Demokrasi böyle bir şeydir. Haklarımıza sahip çıkmamız gerekir.
Şimdi bunları bu kürsüden konuşuyorum. Başta da ifade ettim, bazı arkadaşlarımızın canı sıkılacak. Ancak bunları kimsenin canını sıkmak için söylemiyorum. İdeal olanı tarif etmek adına söylüyorum.
Eleştiriye açık olacağız. Bir eksiklik varsa İbrahim Arslan olarak bana da söyleyin. Ama eksiklikleri konuşalım.
O nedenle bu eksikliklerin giderilmesi son derece önemlidir. Madem üyeye güveniyoruz, o zaman bu güvenin gereğini de yerine getirmeliyiz.
Daha önce de ifade ettim. Bizim milletten, halkımızdan başka sığınacağımız bir dalımız yok. Ancak o millete giderken de tek gücümüz örgütümüz ve üyelerimizdir. Üyelerimizden başka sığınacak dalımız da yok.
O zaman kendi içimizdeki eksiklikleri gidermeli, sorunlarımızı çözmeli ve topyekûn bir şekilde iktidar yürüyüşümüzü güçlendirmeliyiz. Bunları bu nedenle söylüyorum.
Üzülüyorum. Kimse kusura bakmasın. Bakın, ben söylüyorum, kral çıplak diyorum. Mesele bu kadar açık.
Odunpazarı İlçe Kongresi’nde geçmişte birbirini boğazlayan delegeler vardı. O anlayış ortadan kalktı. Ancak bazı arkadaşlarımız oturdukları yerden liste yazdı.
Yaklaşık 420 delegeden yalnızca 211’i geldi ve oy kullandı. Neden?
Siz kimin delegesisiniz? YENİ Parti’nin, bu siyasal ideolojinin, ilkelerin ve bizden umut bekleyen halkın delegeleri misiniz? Yoksa birilerinin delegeleri misiniz?
Bu anlayışın değişmesi, yıkılması gerekiyor.”




