Demokrat Parti Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Özcan, gündemdeki mutlak butlan tartışmaları ve CHP’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mutlak butlan kararının siyasi partilerin iç işleyişine müdahale anlamına geldiğini öne süren Özcan, demokratik süreçlerin üyeler ve delegeler tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
“Siyasi hayatın önüne çekilmiş bir duvar”
Mutlak butlan kararının demokratik iradeyi zedelediğini savunan Özcan, “Mutlak butlan denen kararı getirmek, o kongrede oy kullanan delegenin varlığını yok saymaktır, iradesini yok saymaktır. Dolayısıyla mutlak butlan kararı, Türkiye’de siyasi hayatın önüne çekilmiş bir duvardır. Bu saatten sonra Türkiye’de hiçbir siyasi partinin garantisi yoktur, hiçbir kongrenin de garantisi yoktur. Hatta bırakın siyasi partileri, artık hiçbir odanın, derneğin, vakfın seçiminin bile bir garantisi yoktur” ifadelerini kullandı.
Mutlak Butlan kararına ilişkin olarak Özcan, “Dolayısıyla kendi iradesini, kendi gücünü, kendi siyasi gücünü, kendi iktidarını, kendi yandaşlarının iktidarını ayakta tutabilmek için, mutlak hakimiyetin devam etmesi için bir mutlak butlan kararı çıkarılmıştır. Türkiye’de yaklaşık 23-24 yıldır elde edemediğiniz ne var da tekrar elde etmeye çalışıyorsunuz? Tek başına iktidarsınız. Millet size 2017’de bir yetki verdi, yaklaşık 10 yıl oluyor. 2017 referandumunda aldığınız yetkinin üstünde daha nasıl bir yetki istiyorsunuz ki, üçüncü döneminizde de seçildiğiniz halde tekrar bu gücünüzü devam ettirmek istiyorsunuz” diye konuştu.
“Siyaset adliye koridorlarında yapılıyor”
Türkiye’de siyasetin yargı eliyle yönlendirilmeye çalışıldığını ileri süren Özcan, “Türkiye’de maalesef ki siyaset adliye koridorlarında yapılmaya ve yönlendirilmeye çalışıyor. Bundan bir siyasi partinin il başkanı olarak son derece rahatsızım. Üstüne üstlük, bugüne kadar 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 28 Şubat, 12 Eylül 1980 gibi darbeleri yaşamış bir siyasi iradenin il başkanı olarak. ‘Siyaseti artık biz şekillendireceğiz’ deniliyor. Yani ‘bizim karşımıza rakip çıkarsanız sonunuz böyle olur’ un siyasi dilidir bu. Dolayısıyla son derece yanlış buluyorum bunu” dedi.
“CHP’de söz yeniden üyeye verilmeli”
CHP’de yaşanan tartışmaların parti içinde çözülmesi gerektiğini belirten Özcan, ayrılık ihtimalinin hem partiye hem de ayrılan isimlere zarar vereceğini savundu. Özcan, “Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’ni terk etmek yerine parti içinde siyaset yapmanın daha uygun olacağını düşünüyorum. Çünkü Sayın Özgür Özel biliyorsunuz, geçen haftalarda yaşadık, polis zoruyla partiden dışarı çıkarıldılar ve aynı günde, yanlış hatırlamıyorsam, Sayın Özgür Özel grup başkanı seçildi. Şimdi grup başkanı seçilmesi demek, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’nı bırakmış olması anlamına gelir. Yani bunu kabul etmiş anlamına gelir” diye konuştu. CHP’de sözün yeniden üyeye ve delegeye verilmesi gerektiğini belirten Özcan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde eğer bir kongre, büyük kongre ya da kurultay olacaksa bu kurultayı yine delege ve üye belirleyecektir. Şimdi eğer üyeye güveniyorsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin idarecileri —yani Özgür Özel ya da Kılıçdaroğlu ekibi— sözü iradeye, yani üyeye vermek durumundalar. Bu delegeleri seçmek için uzaydan ya da başka bir ülkeden CHP üyesi transfer edecek halleri yok. Dolayısıyla hani bence parti içinde mücadelenin Cumhuriyet Halk Partisi’ne zor ama fayda getireceğini tahmin ediyorum. Çünkü hiçbir makam ve mevki kalıcı değildir. Hiç kimse de layüsel, yani dokunulmaz değildir. Dolayısıyla ben bu sürecin soğukkanlılıkla beklenip yine sözün üyeye ve delegeye verilmesi gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“İnsanlar kavga istemiyor”
Siyasi partiler arasındaki gerilimlerin topluma zarar verdiğini söyleyen Özcan, “Artık insanlar kavga istemiyorlar, kavgayı hazmetmiyorlar. Dolayısıyla böyle bir durumda insanlar farklı siyasi arayışlara girebilirler. Çünkü Türkiye’de maalesef ki seçmen çok kaygan bir zeminde siyaset yapıyor. Dolayısıyla demin de söylediğim gibi kavga istemiyor, barış istiyor. Türkiye’nin de güçlü bir muhalefete ve güçlü bir iktidara ihtiyacı vardır” dedi.
“Adalet ve hukuk, bir devletin temelidir”
Mutlak butlan sürecinin hukuk sistemi üzerindeki etkilerine de değinen Özcan, “Türkiye bu mutlak butlan sürecinde, maalesef ki adaletin siyasileşmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu, her şeyden önce adalete, hukuka zarar verir. Adalet ve hukuk, bir devletin temelidir. Eğer adalet ve hukuku ortadan kaldırırsanız, o devleti ayakta tutamazsınız” ifadelerini kullandı.
Açıklamalarının sonunda millet iradesine vurgu yapan Özcan, “Onun için, mutlak butlan kararı ne kadar zorlayıcı, ne kadar baskıcı olursa olsun, Türk milleti bunun da üstesinden gelecektir. Çünkü Türk milletinin iradesi, her türlü mutlak butlan kararının üstündedir” dedi.





