8-Cömertliği:
Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Peygamber Efendimiz'den bir şey istendi mi asla yok demezdi. İstenilen şey yanında bulunursa onu yerine getirir, bulunmazsa vaad ederdi. Cömertliğin hepsi kendisinde mevcuttu.
Bir gün Peygamberimize bir parça kumaş hediye edilmiş, O'da bunu kabul etmişti. Buna ihtiyacı da vardı. Yanında oturanlardan biri «Bu ne iyi kumaş» deyince, Peygamberimiz kumaşı ona bıraktı.
O, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kendinden çok düşünür, açları doyurur, kendisi aç kalırdı Peygamberimiz, maddi imkânlara sahip olduğu zamanlarda da sade bir hayat yaşamış, kendisi için bir şey bırakmamış, elindekileri muhtaçlara dağıttığı için aç yattığı zamanlar çok olmuştur.
Hz. Aişe diyor ki: "Peygamberimiz, üç gün peş peşe karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat fakirleri doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi." (Tirmizi, Şemail, 43)
9-Övülmekten Hoşlanmaması:
Kendisi, Allah'ın gönderdiği son peygamber olduğu halde aşırı derecede övülmekten hiç hoşlanmazdı.
Bir gün, adamın biri ziyâretine geldiğinde, bir peygamberin huzurunda olduğunu anlayarak huzûrunda titremişti. Ona; "Arkadaş, korkma, ben hükümdar değilim. Ben, Kureyş'ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum" diyerek onu sakinleştirmişti. (İbn-i Mace, Kitabu'l-At'ime, 30)
10-Adaleti:
Peygamberimiz son derece âdil ve insaf sahibi idi. Onun adaletini düşmanları bile kabul etmişti. En zor ve en çetin hadiselerde kabileler onun hakemliğine baş vuruyor ve kararını eşitti. saygı ile karşılıyorlardı.
İnsanlar arasında ayırım yapmaz, eşit davranırdı. Ona göre zengin, fakir, büyük, k,ç,k herkes
Bir gün Saib adında bir Arab tüccarı Peygamberimize tanıtılmış ve kendisinin son derece dürüst biri olduğu söylenmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Ben onu sizden iyi tanırım" demiş, Saib de "Evet, ticarette arkadaşlık etmiştik, bütün hesapları gayet mükemmeldi" demişti.
11-Cesareti:
Peygamberimizin özelliklerinden biri de yüksek bir cesarete sahip oluşudur. O, insanları İslâma dâvet ettiği zaman tek başına idi. İlk yıllarda müslümanlığı kabul edenlerin sayısı da azdı. Karşısında İslâm'ı yok etmek isteyenlerin sayısı çok, maddi güçleri fazla idi.
Peygamberimiz kutsal görevini yaparken büyük tehlikelerle karşılaştı. Düşmanlar O'nu öldürmek, İslâm güneşini söndürmek için korkunç plânlar yaptılar. Güçlü ordularla müslümanlara saldırdılar. Fakat Peygamberimiz bunların hiçbirinden yılmadı, ümitsizliğe kapılmadı, görevine devam etti.
O'nun hayatında pekçok cesaret ve kahramanlık örnekleri vardır. O, gerektiğinde, sabır, kararlılık, cesaret ve kahramanlıkta da müslümanlar için en güzel örnek olmuştur.
11- Allah'a Güvenmesi:
Peygamberimiz Allah'a son derece güvenir ve kendisini muvaffak kılacağına inanırdı. Mekke-i Mükerreme'de yalnız ve kimsesiz kaldığı, en akla gelmeyecek felaketlere uğradığı; Uhut ve Huneyn Savaşları esnasında en ciddi tehlikelerle karşılaştığı zaman bile Allah'a olan güvenini yitirmemiştir.
Peygamberimiz Necid savaşından dönüyordu, yorulmuşlardı. Arkadaşları ile birlikte bir ağacın gölgesinde istirahata çekilmişler, hepsi de uyumuştu. Peygamberimizin kılıcı ağaçta asılı idi. Bu sırada oradan geçmekte olan bir bedevi bu durumdan yararlanarak,Peygamberimizin kılıcını almış, kınından çekmiş ve Peygamberimize hücum etmişti. Peygamberimiz uyanmış, Bedevinin üzerine yürüdüğünü görmüştü. Bedevi: "Seni elimden şimdi kim kurtaracak!" diye bağırdı. Peygamberimiz hiç telaşlanmadan; "Allah kurtaracak" diye cevap verdi. Bu cevap karşısında sarsılan bedevinin elindeki kılıç yere düşmüştü. (Buhari, meğazi, 31)
Peygamberimiz Allah'a son derece güvenmekle birlikte kendisine düşen tedbir ve görevleri de eksiksiz yapardı. Mesela hicret emrini gizli tutmuş, Hz. Ebu Bekir'den başkasına söylememiş, Hz. Ali'yi yatağına koymuş, geceyi yatağında geçirmesini emretmiş ve gideceği istikamete ters bir yerde olan Sevr mağarasına sığınmıştı.Bütün bunlar o gün alınabilecek tedbirlerdi. Her türlü tedbiri almış, sonra da Allah'a güvenmişti.
Devesini salıverip Allah'a havale ettiğini söyleyen kimseye: "Deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et" buyurmuştur.