SP'li Türkmen'den toplumsal çürüme isyanı!
Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Kadın Kolları Başkanı Sibel Türkmen, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda karşı karşıya olduğu sorunların yüzeysel krizler olmadığını, derin bir çürüme sürecinin sonucu olduğunu söyledi. Türkmen, bu çürümenin bireyden başlayıp toplumsal bağlara, aileye ve devlet kurumlarına kadar yayıldığını vurguladı.
Bireysel düzeyde başlayan çürümenin toplumsal bağları da zayıflattığını söyleyen Türkmen, aile kurumunun bu süreçten en çok etkilenen alanlardan biri olduğunu kaydetti. Türkmen, “Aile, değerlerin öğrenildiği ilk yerdir. Ancak bugün aile; ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik altında ayakta kalmaya çalışmaktadır. Hükümet 2025 yılını aile yılı olarak ilan etmiş lakin aile, ekonomik ve sosyal haklar bakımından büyük kayıpların yaşandığı bir yıla dönüşmüştür. Toplumu oluşturan aile, kendi başının çaresine bak politikasına kurban edilmiştir” dedi.
Türkmen, toplumsal çözülmenin kurumlara da yansıdığını belirterek, liyakatin geri plana itildiğini, kayırmacılığın yaygınlaştığını ve adalete olan güvenin her geçen gün zedelendiğini söyledi. Siyasetin ahlaki zeminini kaybetmesi durumunda devletin imkanlarının rant ve menfaat aracına dönüştüğünü ifade eden Türkmen, bu durumun toplumun tamamını etkilediğini vurguladı.
Çözüm için somut ve kararlı adımların atılması gerektiğini belirterek Türkmen, “Atılması gereken ilk adım, kayıp çocuklarımızın nerede olduğu sorusuna açık, şeffaf ve tatmin edici yanıtlar verilmesidir. Çocukların güvenliği, hiçbir siyasi hesaplaşmanın veya ideolojik tartışmanın gölgesinde bırakılmamalıdır. Toplumsal değerlerimizi korumak ve geleceğimizi güvence altına almak ancak bu ortak çabayla mümkün olacaktır” dedi. Ayrıca kayırmacılığı meşrulaştıran, toplumu ayrıştıran ve kutuplaşmayı körükleyen uygulamalara karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkmen, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çürümeye karşı durmak bir tercih değil, bir vicdan borcudur. Vatan borcudur, insanlık borcudur. Saadet Partisi olarak hakkın, hukukun, liyakatin ve ahlaki sorumluluğun egemen olduğu bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki ahlaklı siyaset mümkündür, adil bir düzen mümkündür ve bu ülkenin geleceği yeniden ahlak ve maneviyatla inşa edilebilir. Türkiye, kayırmacılıkla, suskunlukla ve sorumluluktan kaçan siyasetle yönetilemez. Bu tabloya rıza göstermiyoruz ve bu anlayış değişene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”