Zafer Partisi Tarım Politikaları Başkanı Nihat Babaözü, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir ve beraberindeki Genel Merkez Tarım Politikaları Komisyonu Heyeti ile Eskişehir Tarım Fuarı'nı ziyaret etti. Babaözü, fuardaki gözlemlerinden hareketle Türk tarımının mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, partisinin tarım politikaları ve sulama projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Zafer Partisi’nden Eskişehir’de Tarım Mesajı “Çiftçiler Yaklaşan Felaketi Görüyor”

Eskişehir Tarım Fuarı'nı ziyaret eden Zafer Partisi heyeti, fuarın ilk gününde tarım sektöründeki gelişmeleri yerinde inceledi. Ziyaretin ardından Zafer Partisi Tarım Politikaları Başkanı Nihat Babaözü, fuarın geçen yıla göre durumunu ve Türk tarımının mevcut tablosuna ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Babaözü, tarım sektöründeki gerilemenin uzun yıllara dayandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

"​Bugün, 8 Eylül 2026. Eskişehir Tarım Fuarı'nın ilk günündeyiz. Geçen yıl da bu fuara katılmıştık ancak bu yıl fuar alanının daraldığını, sergilenen tarım ürünleri ve makinelerinin azaldığını, ziyaretçi sayısının ise belirgin şekilde düştüğünü gözlemliyoruz. Bunun sebeplerini hepimiz çok iyi biliyoruz: Türk tarımı son yirmi beş yıldır adım adım küçültülmüş ve çökertilmiştir. Geriye dönüp baktığımızda, iktidarın beceriksiz yönetimi sonucunda sadece tarımda değil, sanayide ve hemen her sektörde ciddi bir çöküş yaşandığını görüyoruz. Maalesef tarım sektörü de bu kötü gidişattan fazlasıyla nasibini almıştır."

​Çiftçilerin karamsarlığı ve siyasi tıkanmışlık

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara ve siyasi alandaki tıkanmışlığa da değinen Babaözü, mevcut durumun üreticiler açısından yarattığı tabloyu şöyle değerlendirdi:

Eskişehir Oda ve Borsa seçim takvimi belli oldu: ETB, ESO ve ETO’da tarihler açıklandı
Eskişehir Oda ve Borsa seçim takvimi belli oldu: ETB, ESO ve ETO’da tarihler açıklandı
İçeriği Görüntüle

"​Çiftçilerimiz yaklaşmakta olan felaketi çok net bir şekilde görüyorlar. Ancak çözüm için meclisteki mevcut muhalefet partilerine ve onların içinde bulunduğu duruma baktıklarında umutsuzluğa kapılmaya devam ediyorlar. Bugüne kadar Türk halkı sürekli olarak, "Bu son seçim, bunları deviriyoruz; oylarımızı bölmeyelim ve tek bir yerde duralım" söylemleriyle kandırıldı ve belirli siyasi alanlara kanalize edildi. Oysa çiftçilerimizin ve halkımızın bu tıkanmışlığı artık görmesi gerekiyor."

Babaözü, Zafer Partisi'nin iktidara gelmesi halinde tarım alanında uygulanacağını belirttiği politikaları ve özellikle sulama projelerine ilişkin önerilerini ise şu sözlerle anlattı:

"Sadece sorunlardan şikayet edip ağlamaya gerek yok; somut olarak nelerin yapılacağını da ortaya koymalıyız. Her şeyden önce Türkiye'nin kendi kendine yetebilen bir ülke olması ve memlekette yaşayan yüz milyon insanı besleyebilmesi için sulanabilir arazilerin hızla artırılması şarttır. Bunun için Orta Anadolu Sulama Projeleri derhal hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda; Murat Nehri'nin suları Kızılırmak'a aktarılarak Karapınar'a kadar ulaştırılmalı, Konya Ovası ve Cihanbeyli ile Ankara'nın Bala, Gölbaşı, Haymana ve Polatlı ilçeleri suya kavuşturulmalıdır. Ayrıca Kızılırmak ile Sakarya nehirleri birleştirilmelidir. Diğer taraftan Birecik Barajı'nın altından Fırat Nehri'nin suyu ters çevrilerek Orta Anadolu'ya taşınmalı, Göksu ve Manavgat nehirlerinin suları ise Karaman bölgesine aktarılmalıdır. Bu projeler sayesinde Orta Anadolu'da bir mikro klima oluşturulacak ve tıpkı Marmara Bölgesi'nde olduğu gibi, ekstra sulama maliyetine gerek kalmadan çok daha yüksek tarımsal verim elde edilecektir."

​Türk tipi hayvancılık ve doğal döngü

Tarım politikalarının hayvancılık açısından da sonuçlar doğuracağını ifade eden Babaözü, bu kapsamda geleneksel üretim yöntemlerine ve doğal döngüye dikkat çekti:

"Bu projelerin sadece tarıma değil, elbette hayvancılığa da doğrudan olumlu etkileri olacaktır. Aslında kadim kültürümüzde yer alan çok değerli "Türk tipi hayvancılık" tecrübelerimiz var. Ancak bazı kesimler inatla Uzak Doğu, Güney Amerika veya Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin sistemlerini örnek almaya çalışıyorlar. Oysa oluşturacağımız mikro klima ile sistem kendi doğal döngüsünü zaten yaratacaktır. Sabaha kadar düşen çiy sayesinde otlar büyüyecek, hayvanlar bu otları yiyerek et ve süt üretecek, aynı zamanda gübreleriyle toprağı besleyecektir. Bu doğal döngünün sağlanması ve işletilmesi çok kolaydır; tek yapılması gereken doğru yatırımları hayata geçirmektir."

Açıklamasının son bölümünde çiftçilerin desteklemeler ve borç yükü açısından karşı karşıya kaldığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babaözü, şu ifadeleri kullandı:

"​Son olarak sizleri rakamlara boğmadan çok çarpıcı bir gerçeği ifade etmek isterim: Devletin kendi resmi rakamlarına göre, son yirmi yılda çiftçinin kanuni hakkı olan tarımsal desteklemelerin tam 7 trilyon lirası mevcut hükümet tarafından gasp edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, son Çiftçiler Günü toplantısında çiftçilere 700 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını açıkladı. Oysa kanunlara göre yapılması gereken destekleme miktarı 7 trilyon 700 milyar liraydı. Yani çiftçimizin cebine girmesi gereken 7 trilyon liramız ortada yoktur. Bugün çiftçilerimizin bankalara olan toplam borcunun 1,5 trilyon lira olduğunu göz önüne aldığımızda, gasp edilen bu devasa rakamın tarımımızı ne hale getirdiğini çok daha iyi anlayabiliriz."

Kaynak: Haber Merkezi