20 Eylül 2019 Cuma 2386 Okunma

İYİLİK YAPAN İYİLİK GÖRÜR

 


İnsanları birbirine sevdiren, karşılıklı yapılan iyiliklerdir. Yapılan iyiliklerde niyet, Hz. Allah’ın (c.c.) rızası olursa sevabı da iki kat olur. Sıkıntıya düşen, yardıma muhtaç durumda olan kişilere yapılan iyilikler Cenab-ı Hakk’ın rızasını celbeder. (çeker) Suya düşen, kaza geçiren bir insana o anda yapılan bir yardım, 112’yi çağırıvermek, hastaneye götürmek insanın ömür boyu minnettarlığına vesile olur.
Yüce Rabbimiz bir Ayeti-i Celile’de: “İyilik ve takvada (Hakk’a itaatte yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” buyuruyor. (Maide: A:2)
Bir gün Rasülullah Efendimiz’e (a.s.) biri geldi ve şöyle dedi:
“Ey Allah’ın Rasulü, Hz. Allah’ın sevap vereceği iyilikleri bize haber verir misin?” Efendimiz (a.s.) şöyle buyurdular:
“Hiç kimseye sövme. Allah’a karşı gelmekten sakın. Senden su isteyene su ver. Hiç bir iyiliği küçük görme. Müslüman kardeşlerinle konuşurken güler yüzlü ol. Sakın ha kibirlenme!” (Muhtarul hadis)

İyiliğin karşılığı kötülük olursa:
Bir gün bir akrep (zehirli bir canlı) ırmağın kenarında dolaşıyordu. Oradan geçen bir kaplumbağa ile karşılaştı. Kendisinin sıkıntıda olduğunu yavrularını karşıda onların yanına gitmek istediğini söyleyerek kaplumbağadan yardım istedi. bir anne olan kaplumbağa akrepe yardım etmek istedi, sırtıma bin seni karşıya geçireyim yavrularına kavuş dedi.
Kaplumbağa, sırtındaki akrep ile ırmağın ortasına varınca akrep de bir hareket duydu. Ne yapıyorsun akrep kardeş diye sordu. Akrep de: Sen bana bir iyilik yaptın ben de sana ayağına iğnemi batırıyorum dedi. Canı yanan kaplumbağa suya dalarak, iyilğine kötülük yapan akrepe cezasını verdi, akrepte boğulup gitti.
Hiçbir iyilik karşılıksız kalmaz:
Hastanenin başhekimi amansız bir hastalığa yakalanmış. Yurt dışında tedavisi mümkün olabilirdi ama tüm hekim arkadaşları onu bu yolculuğa dayanamayacağı konusunda hem fikirdi. Çaresizlik içinde bekleşirlerken, nereden haber aldığı bilinmeyen genç bir hekim geldi ve onu iyi edeceğini söyledi.
Ameliyat başarıyla sonuçlanmış, başhekim de narkozun etkisinden kurtulmaya başlamıştı. Ancak bir babanın evladına göstereceği muhabbet ve sevgiyle genç doktorun elini avucunun içine alarak konuşmaya başladı.
- “Allah razı olsun evlat sen bana narkoz verildiğinde etkisini gösterinceye kadar, bir zamanlar tıpkı benim de senin gibi genç bir asistan iken yaptığım bir iyilik geldi aklıma. Bir anne gelmişti hastaneye doğum yapmak üzereydi. Ultrasonda çocuğun iki bacağının da sakat olduğunu görünce, onun böyle yaşamasındansa ölmesinin daha iyi olacağını düşünmüştüm. Ama kalp atışlarını duyunca dayanamadım ve doğmasına karar verdim.
Sağlıklı nüfus planlaması bahanesiyle bir çok cana kıyan sistemin inadına iki bacağı sakat olan çocuğun yaşamasına vesile oldum.
Allah’tan hiç bir iyiliği karşılıksız bırakmayacağına inanıyorum evladım. İnşallah bana yaptığın bu iyiliğin de karşılığını görürsün.”
Genç doktor yaşlı başhekimin gözlerine ancak bir evladın bakabileceği muhabbetle bakarak, yine aynı şefkatle elini başhekimin elinden usulca çekerek pantolonunun paçalarını çekerek sıyırarak dizlerinden aşağı protez olan iki bacağını göstererek;
“Evet efendim Allah (c.c.) hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmıyor. O, kurtardığınız çocuk bendim” deyiveriyor...
Hoşçakalınız.