12 Aralık 2019 Perşembe 1105 Okunma

İKİ BAŞÖĞRETMEN: Hz. Muhammed ve Atatürk-1

 


Adem nesli olarak ilk yaratılan toplumlar 3 tekler dediğimiz tek Allah, tek insan nesli ve Allah’ın tek dini olarak İslâm dini inancındaydılar. Sonraları bu inançları dahil toplam 7 olan söz verdikleri konulara olan sadakatlerinden ayrıldılar ve farklı gelenekler de ekleyerek dinin ana kurallarını dejenere etmeğe başladılar (Yunus-19).


Aşırılaşan her dejenerasyonda düzeltici ve söz verilen 7 konuyu hatırlatıcı olarak peygamber denilen görevli insanlarla önceleri sahifeler, daha sonraları ise din denilen muhkem /değişmez ana kuralların fazlalığından dolayı vahiy kitapları gönderildi. Zaten Dünya Eğitimi sırasında uyulacağına söz verilen 7 konunun biri, din denilen yaşam kuralları bütününü içeren kitaplar olmaktadır. Dolayısıyla da her peygamber ve tebliğ ettiği yeni din kuralları birer devrim oluşturmuşlardır. Çünkü yeni gelen peygamber, hem din kuralı diye eklenmiş ve din kurallarına uymayan geleneksel uygulamaları iptal etmiş, hem de önceki peygamber tarafından gönderilen ve zaman ve zemine göre artık geçerliliğini yitirmiş kurallar varsa, onları iptal etmiş, yani nesh etmiştir. Böylece her yeni peygamber muhafazakâr değil, yenilikçi, yani devrimci olmuştur. Son peygamber olmasıyla da Hz. Muhammed din temelli son devrimcidir.


Hz. Muhammed, Kur’an şeklinde toplanan ve Din denilen muhkem /değişmez ana kurallar bütünü temelinde ve canlı örnek, yani bir BAŞÖĞRETMEN konumunda başlıca şu devrimsel değişiklikleri gerçekleştirdi:



  • Kur’an ismi ile bildirilen ve DİN denilen Muhkem /değişmez ana kurallar anlaşılsın, üzerinde düşünülsün ve benimsenip onlara göre yaşansın diye, o zamanki ilk toplumun ana dili ile tebliğ etti (Meryem-97).

  • Kula veya herhangi bir yaratılmış olana kul olmanın yanlışlığını ve kulluğun sadece Allah’a yapılması gerektiğini bildirdi (Hud-26).

  • Kendisi dahil, idarecilerin seçimle işbaşına getirilmeleri ve tek kişi değil şura idaresini getirdi. Kadın ve erkeklerin, idareci olmasını tercih ettikleri aday ile el sıkışarak, yani biat ederek seçmeleri, oy verme, halkın seçim yapması demektir (Fetih-10, Al-i İmran-159).

  • Halkın, kendi oyları ile seçtikleri idarecinin önemli konularda kendilerine de danışması gerektiğini, diğer bir ifade ile düşünce özgürlüğünü de başlattı (Bakara-104). 

  • Adaletin, yani o zamana uygun Kur’an’daki hukuk kurallarının hak edene göre adilce uygulanmasını istedi (Sad-26).

  • Kendisine teklif edilen her imkânı kesinlikle red etti ve sadece Allah’ın rızası öncelediğini belirtti (Leyl-18-21).

  • Kadın Hakları ile ilgili Başöğretmenlik ve gerçekleştirdiği Devrimler:

  • Evlenme-boşanma-miras ve verasette, kadına söz hakkı verildi (Bakara-226).

  • Ölen kişinin karısı, varislerine kalıyor ve varsa üvey oğlu ile evlendiriliyordu, üvey oğlu yoksa ölen erkeğin en yakın varisi ile mehirsiz evlendiriliyordu, bu geleneğe son verildi 

    • Yetim kalan kız çocuğunun malı varsa, malı için en yakın bir akrabası ile evlendiriliyordu, bu gelenek iptal edildi

    • Kız çocukları okutulmaya başlandı Mesleği olup çalışma hayatına başlayan kadın sayısı artmaya başladı

    • Evlilik tek eşe indirildi (Nisa-3).

    • Boşanan kadına nafaka bağlandı (Bakara-241).

    • İdarecilerin seçiminde kadınlara da oy hakkı /el sıkışılarak biat etme hakkı verildi (Fetih-10, Mümtehine-12).

    • Kadının şahitliği erkek ile aynı şekilde benimsendi (Bakara-282).

    • Kadına yönelik suçlar da erkekler gibi kısas prensibinde uygulanmaya başlandı

    • Kadının yakınları da erkek için akraba sayılmaya başlandı

    • Cariye şeklindeki kadın köleliği sonlandırıldı

    • Kadının ay halindeki tecrit uygulaması kaldırıldı ve ay hali bir hastalık olarak görülmeye başlandı (Bakara-222).

    • Kadının, yetkili olan bir kişiye derdini anlatma özgürlüğü verildi (Mücadele-1-2)

    • Lokman-14. Ayette açıklandığı üzere, şükretme sırasında Allah’tan sonra kadın konularak, kadına verilen önem vurgulandı (Lokman-14).

    • İlk yaratılan insanın Adem’in annesi olduğu (Al-i İmran-59) ve Cennet öncesi son sınav yerinde Şeytan’a uyanın eşi değil, Adem’in olduğu vurgulandı ve kadının aleyhine olan bu yanlış durum düzeltildi (A’raf-20, Al-i İmran-59).

    • Evlenirken kadına mehir konulup korunmaya başlandı (Nisa-4)

    •  “Zihar = Sen bana anamın sırtı gibisin”  geleneği kaldırıldı ve bu benzetme ile boşanma geleneği iptal edildi (Ahzab-4)

    • Mahşer'de ilk sorguya çekilecek olanın, kız çocuğunu canlı canlı gömen veya yaşayan ölü misali cahil bırakan, yaşam haklarını gasp edenin olacağı açıklandı. Böylece kızların hakları korunmaya başlandı Tekviyr-8-10).

    • Kadının da erkek gibi çalışması, kazancı olması ve mülk sahibi olması, dolayısıyla aile sorumluluğunda birlikteliği açıkça belirtildi (Nisa-32)

    • Birbirleri için birer elbise oldukları belirtilerek her iki cins eşitlendi (Bakara-187)

    • Ergenlikten önce evlenme, dolayısıyla da çocuk gelinler yasaklandı (İsra-34, En'am-152 ve Nisa-6)




İnşallah haftaya konuya devam edeceğim.


NOT-1: a) Eskişehir TÜYAP Kitap Fuarında 14 ve 15 Aralık günleri saat 13-19 arasında Nergiz Yayınevi Standında Kitap imzalamada olacağım.


b) 15 Aralık Pazar saat 16.00 da kitap fuarında konferansım olacak.


NOT-2: NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”