4 Aralık 2019 Çarşamba 356 Okunma

Günübirlik veya Sürdürülebilir Turizm

 


 


‘Turizm ile kenti kurtarma’ konusuna bir başka açıdan bakalım. Ama daha baştan şu belli ki, kentsel hizmetlere zam yapma ihtiyacı, sadece yerel turizme odaklanarak hayal edilen (belki de hiç hayal edilmemiş olan) çözüme ulaşılamadığını gösteriyor.


 


Kârlılığın işletmeleri kalıcılık ve sürdürülebilirlik açılarından tatmin edici olduğu ‘keyifli günler’ hayli gerilerde kaldı. Pek çok sektörde ve iş alanında kâr oranları, düşük değerlere indi. Düşük kârlılık şartlarında ekonomik işletmeler için yüksek gelir (katma değer) etmenin en bilinen yollarından birisi, yüksek ciro yapmaktır. Eğer iş konusu yüksek ciro tutarlarına el vermiyorsa yapılması gereken, daha yüksek katma değer ürün ve hizmetlere geçmektir. Böylece makul müşteri ve ürün (hizmet) sayıları ile yeterli katma değer (kâr) elde etmek mümkün olur.


 


Günübirlik turizm ile bir kentsel ekonomiye katkı yapmaya çalışmak, bir işletmenin düşük kârlılığa sahip bir sektörde yer almasına benzer. Kent, para kazanmak için sürekliliği olan çok sayıda turiste hizmet vermek zorundadır. Hâlbuki günübirlik turizmin ürünleri, hizmetleri ve enstrümanları yüksek miktarda turistin akıcılığını sağlama becerisine sahip değildir. Bu nedenle günübirlik turizm destinasyonu olarak tanımlanan kent, bir süre sonra cazibesini ve müşterisini (turistini) kaybeder. Bu durumun ülkemiz içinde ve yurt dışında –atılımlarında başarısızlıkla sonuçlandığı– pek çok örneğini bulmak mümkündür.


 


Günübirlik turizm çıkmazından kurtulmanın ilk adımı, kentsel turizm konusunda bir vizyon belirlemektir. Bunu stratejik planlama ve eylem planları ile programlama adımları izlemelidir. Yapılan eylem planı ve programlarda ise sürdürülebilir katma değerli girişimlerin seçilmesine ve koordinasyonuna özen göstermek gerekir.


 


Turizm, kamunun ve sivil toplumun da yer aldığı ve katkılar yaptığı bir alandır. Ama bu alanın ekonomik değer yaratan hale gelmesi için ağırlıklı görev özel sektöre –turizm işletmeleri ile turiste ürün tedarik eden ve hizmet veren firmalara– düşmektedir. Ekonomik işletmeler, faaliyetlerine ekonomik gelir açısından bakarlar. Bu nedenle onların bir çerçeve vizyon, stratejik plan ve eylem programları etrafında buluşmaları için uygun yöntem ve araçlarla teşvik edilmeleri ve bu alanda yatırım yapmaya özendirilmeleri gerekir. Kamunun teşvik ve yönlendirme fonksiyonunun önemi ve değeri bu noktadadır.


 


Kentin turizm vizyonu, o yerleşimin gelecekte turizm alanında ne olmak istediği ile ilgilidir. Bir kent kendini güneş-deniz, kimisi sağlık, başkası ise bilimsel etkinlikler merkezi olarak tanımlayıp, bu alanda yer markası olmayı hedefleyebilir. Bir Brüksel ziyaretimde, reklam panolarında bu kentin kendini bir Avrupa iş merkezi olarak konumlandırdığını ve böyle tanıtıldığını görmüştüm.


 


Kentin turizm stratejik planı, mevcut durumu doğru tespit etmelidir. Ama böyle bir plan asla mevcut durumda yapılagelen geleneksel faaliyet türleri ile yetinmemeli; geleceğe yönelik olarak ürün, hizmet ve enstrümanlar açısından yenilikçi projeksiyonlar çizmelidir. Bunu yaparken de uzun erimli vizyona uygun biçimde sürdürülebilirliği, sürekli gelişmeyi ve katma değerliliği dikkate almalıdır.


 


Yaşadığımız çağın en önemli kavramlarından ikisi işbirliği ve uluslararasılaşmadır. Kentin stratejik planının uygulanmasında, kent aktörlerinin fiili katılımı birincil önemdedir. Katılım olmadan başarı gelmez. Katılımın sağlanamadığı örnekleri görmek için çok uzaklara bakmak gerekmez; her kent kendi çevresinde katılımsızlığın kârsız sonuçlarını görebilir.


 


Son olarak; günübirlik turizmin handikaplarından birisinin büyük ölçüde iç turizme hitap ediyor olmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Diğer yandan sürdürülebilir, çeşitlendirilmiş ve zenginleştirilmiş turizm karmaları ile yurt dışından gelebilecek müşteri topluluklarına servis verme imkânları doğmaktadır. Vizyonun, plan ve programların bu olguyu göz önünde bulundurmaları önerilir.