24 Mart 2026 itibarıyla mazota gelen yüksek zamlar sonrası litre fiyatı Türkiye genelinde 77-79 TL bandına yükseldi. 1 aydan kısa sürede mazotun litresi 20 lira zam gördü.

Mazot fiyatındaki artıştan en çok etkilenen sektörlerin başında nakliye sektörü geliyor. Nakliye sektörünün yaşanan mazot fiyatı artışlarından nasıl etkilendiğini DİSK Nakliyat İş Eskişehir Anadolu Şube Başkanı Ali Özçelik değerlendirdi.

Türkiye’de konut fiyatlarında rekor artış
Türkiye’de konut fiyatlarında rekor artış
İçeriği Görüntüle

Özçelik, “Mazot bu seviyelere gelince işin dengesi bozuldu. Geçen yıl 46 liraydı, şimdi 78 lira. Nakliyecinin en büyük gideri zaten yakıttır. Bu artış direkt belimizi büktü.

"Herkes iş alabilmek için fiyat kırıyor"

Üstüne bir de bakım, lastik, yedek parça hepsi zamlandı. Yani sadece mazot değil, komple maliyet şişti. Ama işin bir de şu tarafı var, mazota gelen zam sadece nakliyeciyi ilgilendirmiyor. Bu, iğneden ipliğe her şeyin zamlanması demektir. Çünkü taşınmayan hiçbir ürün yok. Sen mazotu artırdığın anda, raftaki ürünün fiyatı da artıyor.

Bu doğrudan vatandaşın cebine yansıyor. Müşteriye yansıtma meselesine geldiğimizde tam yansıtamıyoruz. Rekabet çok serttir. Herkes iş alabilmek için fiyat kırıyor. Sen maliyeti bire bir yansıtsan, işi başkası alıyor. O yüzden ya eksik yansıtıyorsun ya da gecikmeli yansıtıyorsun. Aradaki farkı kim ödüyor? Firma ödüyor, işçi ödüyor.

Böyle sistem uzun gitmez. İş sayısında da düşüş var. Özellikle küçük firmalar çok zorlanıyor. Bunu sahada çok net görüyoruz; garajlar dolu, kamyonlar yatıyor. İnsanlar iş bulamadığı için aracını bağlamak zorunda kalıyor. Sefer sayıları düşmüş durumda. Bu da doğrudan şoförün cebine yansıyor, gelir düşüyor.

Bir de şunu açıkça söylemek lazım. Sınır kapılarında uygulamalar eşit değil. Avrupa ve Asya tarafına giden bazı kapılarda mazotta ÖTV indirimi var, bu bir nebze nefes aldırıyor. Ama Irak tarafına giden kapılarda aynı uygulama yok. Yani aynı işi yapan nakliyeciler arasında ciddi bir maliyet farkı oluşuyor.

Bu da rekabeti bozuyor, adaletsizlik yaratıyor. Böyle bir tabloda, kazanamayan esnaf da şoför de ister istemez farklı yollara itiliyor. Bu şartlar, özellikle Irak hattında çalışan bazı kesimler açısından kaçakçılığı cazip hale getiren bir zemin oluşturuyor. Kimse durduk yere böyle bir riske girmez ama sistem seni kazanamaz hale getirirse, bu tür yanlışların önü açılır. Bu da hem sektör için hem ülke için ciddi bir risk” diye konuştu.

“NAKLİYAT EKONOMİNİN CAN DAMARIDIR”

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Özçelik, nakliyat sektöründeki baskının daha da artacağına dikkat çekti. Özçelik, “ Bir de önümüzde çok ciddi bir belirsizlik var. ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarları doğrultusunda yürüyen çatışma ortamı henüz bitmiş değil. Ne kadar süreceği belli değil.

Bu da petrol fiyatlarının ve dolayısıyla mazotun her an yeniden sıçrama riski taşıdığı anlamına geliyor. Yani bugün konuştuğumuz maliyetler yarın daha da ağırlaşabilir. Sektör zaten zor durumda, bu riskle birlikte baskı daha da artacak. mevcut destekler bu yükü kaldırmaya yetmiyor.

Bu iş artık pansumanla çözülecek noktayı geçti. Acil olarak mesleki kullanımda akaryakıt için özel bir sistem kurulmalı. Ya sabit fiyat uygulaması getirilmeli ya da doğrudan devlet desteğiyle maliyet aşağı çekilmeli. Nakliyeci, çiftçi gibi üretimin ve tedarik zincirinin temel unsurlarına ayrı bir akaryakıt politikası uygulanmalı.

Bunun yanında taban fiyat sistemi şart. Kimse maliyetin altında iş yapmaya zorlanmamalı. Küçük ve orta ölçekli firmalara güçlü finansman desteği sağlanmalı. Ve en önemlisi, bu süreçte işçinin hakkı korunmalı.

Çünkü en büyük yük yine onun omzunda. Nakliyat dediğiniz ekonominin damarı. Sen burada dengeyi kaybedersen, bu sadece nakliyeciyi değil, piyasadaki herkesi etkiler. O yüzden mesele sadece sektör meselesi değil, memleket meselesi” sözlerini kaydetti.

Kaynak: Ufuk Azbay