Usta yazar Ayşe Kulin, Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen "Cumhuriyet ve Edebiyat" söyleşisinde okurlarıyla bir araya geldi. Hasan Polatkan Kültür Merkezi'nde gerçekleşeyen söyleşinin moderatörlüğünü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen yaptı. Söyleşiyi dinlemeye Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Anadolu Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Engin Ataç, belediye başkan yardımcıları ve birçok kişi katıldı. Kulin, söyleşinin ardından kitaplarını imzaladı.

"Çocukluğumdaki Cumhuriyet coşkusu başkaydı"
Söyleşide kendi çocukluğunun Cumhuriyet Bayramı kutlamaları hakkında konuşan Ayşe Kulin, şunları söyledi:
"29 Ekim’i biraz hüzünlenerek yaşıyorum. Çünkü benim çocukluğumda tanık olduğum coşku, bugün yok demeyeceğim ama o zamanlar Cumhuriyet sevgisi daha başkaydı. Belki de Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı günlere daha yakın olduğumuz içindi. Çünkü insanlar zamanla kendilerine sunulan nimetlere alışıyor. Bunların kıymetini bilmemeye başlayabiliyor, her zaman devam edeceğini düşünüyorlar. Oysa işgal altındaki bir ülkenin kazandığı Kurtuluş Savaşı, benim için bir mucizedir. Gerçekten bir savaşın ötesinde, mucize olarak değerlendirdiğim bir mücadeledir.

"Cumhuriyeti tırnaklarımızla kazandık"
Dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olan İngiltere’nin silahlarıyla donatılmış, Avrupa devletlerinin arkasında durduğu Yunan askerleri memleketimizi işgal etmişti. Bizim ise elimizde neredeyse hiçbir şey yoktu. Yorgun askerlerimiz, aç karınlarına, kimi zaman bir tas un çorbasıyla, ayaklarında postalları bile olmadan savaştılar. Ellerinde evlerinden getirdikleri tüfekler, av tüfekleri, gerektiğinde baltalar vardı. Böyle insanüstü bir mücadeleyle savaşı kazandık, bir mucize yarattık ve Cumhuriyet’i kurduk. Onun için Cumhuriyet, bizim açımızdan başka milletlerin cumhuriyetlerinden çok daha değerlidir. Çünkü biz onu tırnaklarımızla kazandık. Kanımızla, canımızla, çocuklarımızla kazandık. Neredeyse hiçbir ailede amca, dayı, erkek çocuk kalmadı. Hepsi bu vatan için şehit oldu.

"Cumhuriyet’in kıymetini çok iyi bilmeliyiz"
Bu nedenle Cumhuriyet’in kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Elbette Cumhuriyet’imizi sonsuza kadar yaşatma konusundaki kararlılığımızı her fırsatta ifade ediyoruz. 29 Ekim de bunu dile getirmenin en güzel zamanlarından biridir. Düşünün, nasıl bir değişim geçirdik. Dini referanslarla yönetilen bir Osmanlı toplumundan, modern Avrupa’nın değerlerini benimseyen bir Cumhuriyet’e geçtik. Cumhuriyet’in ilk 10 yılında Avrupa’da da değerimiz biliniyor, bir Avrupa ülkesi olarak kabul görüyorduk. Bugün Avrupa ülkesi olarak görülüp görülmememiz benim için o kadar önemli değil. Ancak o yıllarda gerçekten büyük bir değişim yaşanmıştı. Belki de en büyük eksiğimiz, halkımızın eğitimsiz kalmış olmasıydı.
"Atatürk en uygun alfabeyi seçti"
Bunu aşmak için harf devrimi yapıldı. Türk diline uygun, öğrenilmesi kolay bir alfabe oluşturuldu. Bugün kullandığımız alfabe sayesinde çocuklar çok kısa sürede okuma yazma öğrenebiliyor. Eylül ayında okula başlayan bir çocuk, aralık ayında kendi başına yazı yazabilir hale geliyor. İngiltere’de bile çocuklar bu kadar kısa sürede okuma yazma öğrenemiyor. Atatürk, Türkçeye en uygun harflerin ve seslerin belirlenmesini sağlamıştı."




