İstanbul diktatörlüğüne kafa tutan, üç büyüklerin egemenliğini
kökünden sarsan Eskişehirspor, 1970'li yıllarda karizmatik Ku-
lüp Başkanı Aydın Begiter ve Teknik Direktör Abdullah Gegiç
yönetiminde harikalar yaratıyordu.

Yıl 1970, Eylül'ün 16'sı...
O günkü adıyla Fuar Şehirleri Kupası(UEFA)...
Bir tarafta Sevilla, dünya devi...
Diğer yanda Eskişehirspor, Anadolu beyi...

Sevillalı futbolcular Türk bayraklarıyla, EsEs'ler de İspanya bay-
raklarıyla sahaya çıktılar, bunu seyirciler dakikalarca alkışadılar.
Yaşım henüz on iki, heyecandan kalbim ağzımdan fırlayacak gibi.
O güne kadar Türk takımlarının Avrupa'da başarısı yok
Ama sahada öyle bir Eskişehirspor var ki fırtına olmuş esiyor,
bakalım Sevilla bu yele dayanabilecek mi?
Bir ara Alman hakem, maçı bırakmış, hayranlıkla izliyor Amigo Orhan'ı.
''Nasıl da coşturuyor tribünlerin tamamını?''
Orda 1-0 kaybettik, tur için iki fark gerekiyor, ilk devre golsüz kapanıyor.
İkinci yarı...78.dk. Aman Allah'ım nedir topun bu durumu? Gol yiyoruz.
İspanya'nın en tanınmış avukatı olan Sevilla başkanı purosunu tüttürmüş,
bu iş bitti, der gibi.
Eylül rüzgarı biraz daha sert esiyor Atatürk Stadyumu'nda.
Taraftarların bir kısmı stadı boşaltıyor. Ne oluyorsa bir dakika sonra oluyor.Modern
bek İlhan, ileri fırlıyor, bir orta, golün profesörü Fethi gidenleri geri getiriyor: 1-1
83. dk. Halil'den orta ve Fethi: 2-1.
Mucize için bir gol daha...Haydi şimşek, bir kez daha çak !
Eyvah, hakem saatine bakıyor, maç bitti bitecek ! Son dakika... İlhan'ın nefis ortası,
Fethi'nin akıl dolu kafası, birinci golün kopyası: 3-1
Sevinçten, iki sıra öne fırladığımı hatırlıyorum.
Bu, onların da unutamadğı bir maç olmuştur.
Gazeteler, ertesi gün Eskişehirspor'un tarihe yazdığına destan dediler.
Tatlı bir anıydı, unutulmaz bir şarkı...
Tekrar yaşanası özlenen bir öyküydü aslında.
Ne 12 yaşındaki çocuk, ne de diğerleri :

''Mümin, İlhan, Abdurrahman, İsmail, Süreyya, Doğan, Burhan, Nihat, Fethi,
Vahap, Halil ve Ender'' e benzeyebildiler.

Yıllardır göremediğimiz bir dostu özler gibi özlüyoruz onları.