Bolu kampında oynanan hazırlık maçları, Eskişehirspor açısından yalnızca skorların değil, oyun karakterinin de görüldüğü önemli sınavlara dönüşüyor. Çorluspor karşılaşması ise siyah kırmızılı takımın doğru oyunu bulduğunda ne kadar farklı bir görüntü ortaya koyabileceğini gösterirken, şampiyonluk yolunun en kritik gerekliliğini de bir kez daha hatırlattı…

Birlikte hareket etmek.

***

Hazırlık maçlarının skor tabelasından çok daha önemli bir tarafı vardır. Teknik heyete takımın nerede olduğunu, hangi oyuncunun hangi role ne kadar uyduğunu, hangi bölgelerde eksik bulunduğunu ve en önemlisi sahadaki takımın nasıl bir karaktere sahip olduğunu gösterir.

Eskişehirspor’un Bolu kampındaki ilk görüntüleri de tam olarak bunu söylüyor.

***

Düzcespor karşılaşmasında oyuna yeterince konsantre olamayan ve istediği mücadele gücünü sahaya yansıtmakta zorlanan siyah kırmızılı takımın, Muşspor karşılaşmasında olduğu gibi bir üst lig ekibi Çorluspor karşısında çok daha farklı bir kimlikle sahaya çıkması dikkat çekiciydi.

Bu farklılık yalnızca rakibin seviyesiyle açıklanabilecek bir durum değil.

***

Çünkü Eskişehirspor, rakibe kontrolü verdiği, takım halinde topun arkasına geçtiği, savunma disiplinini koruduğu ve herkesin birbirinin açığını kapattığı bölümlerde çok daha güven veren bir takım görüntüsü ortaya koyuyor.

Çorluspor karşılaşmasının en önemli kazanımlarından biri de burada yatıyor.

***

Siyah kırmızılı takım, birlikte hareket ettiğinde daha güçlü.

Savunma hattı öne çıktığında orta saha da onunla birlikte hareket ediyor. Orta saha baskıya çıktığında hücum hattı geride kalmıyor. Bir oyuncu rakibe baskı yaptığında diğerleri onu yalnız bırakmıyor

***.

Futbolun temel doğrularından biri belki de tam olarak bu.

Takım savunması, yalnızca savunma oyuncularının işi değildir. Hücum da yalnızca forvetlerin görevi değildir.

Şampiyonluk hedefleyen takımları diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, 11 futbolcunun aynı anda aynı oyunu düşünmesidir.

İÇ SAHADA OYUNUN DOZU DEĞİŞECEK

Burada Eskişehirspor adına cevaplanması gereken önemli bir soru var.

Bolu’da güçlü rakiplere karşı uygulanan bu kontrollü oyun, sezon içerisinde özellikle iç saha maçlarında ne ölçüde kullanılacak?

***

Çünkü Eskişehir’de tablo biraz daha farklı olacak.

Kendi sahasında, kendi taraftarının önünde oynayan ve şampiyonluk hedefiyle yola çıkan Eskişehirspor’un oyunun kontrolünü uzun süre rakibine bırakması kolay olmayacaktır. Tribünler doğal olarak topa daha fazla sahip olan, rakip yarı alanda daha fazla görünen ve oyunu yönlendiren bir takım görmek isteyecektir.

***

Ben de Eskişehirspor’un sezon içerisinde özellikle iç saha maçlarında daha fazla sorumluluk alan, oyunu rakip yarı alana yıkan ve topa daha fazla hükmeden bir yapıya dönüşeceğini düşünüyorum.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için önce Bolu’da görülen savunma disiplininin kaybedilmemesi gerekiyor.

Çünkü hücum etmek başka, kontrolsüz hücum etmek başka.

Şampiyonluk hedefleyen takımın ihtiyacı olan şey yalnızca daha fazla gol pozisyonu üretmek değil; oyunun her anında kontrolü elinde tutabilmek.

SAVUNMANIN MERKEZİ GÜVEN VERDİ

Çorluspor karşılaşmasında dikkat çeken bir diğer nokta ise savunmanın göbeğiydi.

İlk kez birlikte oynayan Abdulkadir Öksüz ve Ertuğrul Kurtuluş ikilisi, ortaya koydukları görüntüyle olumlu not aldı.

Abdulkadir’in rakibe yakın oynayan, temaslı ve mücadeleci savunması dikkat çekerken Ertuğrul’un geriden oyun kurma ve topu doğru kullanma becerisi öne çıktı.

Bir stoperin yalnızca rakibini durdurması yetmez. Modern futbolda savunma oyuncusunun ilk pası da oyunun başlangıç noktasıdır.

Bu açıdan bakıldığında iki oyuncunun birbirini tamamlayan özellikleri Eskişehirspor adına önemli bir avantaj olabilir.

Elbette bir hazırlık maçından hareketle kesin hükümler vermek doğru olmaz. Ancak ilk görüntü, savunmanın merkezinde alternatiflerin doğru şekilde değerlendirilmesi halinde siyah kırmızılı takımın daha güvenli bir yapıya kavuşabileceğini gösteriyor.

***

Sağ bekte Mustafa Eren Damar savunma anlamında görevini yerine getiriyor. Ancak hücum katkısı noktasında henüz beklenen seviyede değil.

Sol tarafta ise daha dengeli bir görüntü var.

Bu nedenle transfer çalışmalarında, hücum yönü daha güçlü bir sağ bek seçeneğinin Eskişehirspor’a önemli bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

ORTA SAHADA ZAMAN İHTİYACI VAR

Orta sahada ise sakatlıktan dönen Ozan İsmail Koç’un her maç üzerine biraz daha koyması sevindirici.

Ozan’ın yükselen performansı, teknik heyet açısından önemli bir kazanım.

Sakatlık süreçlerinin ardından yeniden ritim arayan Fırat Sarı ve Mehmet Bağlı’nın ise henüz gerçek seviyelerine ulaşmadıkları görülüyor. Ancak burada sabırlı olmak gerekiyor. Hazırlık döneminin en önemli amaçlarından biri de oyuncuların fiziksel ve mental olarak yeniden yarış temposuna ulaşmasını sağlamak.

Tayfun Tatlı da ilk iki karşılaşmaya oranla Çorluspor maçında temposunu biraz daha yükseltti.

Yani orta sahada da parçalar yavaş yavaş yerine oturuyor.

BOLU’NUN YILDIZI İSMAİL KULET

Bolu kampının şu ana kadarki en dikkat çekici isimlerinden birini seçmem gerekirse tercihim net…

İsmail Kulet.

Bitmek bilmeyen enerjisi, rakibe yaptığı baskı, topsuz oyundaki hareketliliği ve mücadele gücüyle zaten dikkat çekiyor.

Ancak Çorluspor karşılaşmasında attığı golden daha fazlasını üçüncü golde yaptığı asistle gösterdi.

Rakibini klas bir hareketle ekarte edip doğru anda doğru pası vermesi, yalnızca güzel bir asist değildi.

O pozisyon, oyunu okuyabilen, karar verme becerisi yüksek ve takım arkadaşının ne yapacağını önceden hissedebilen bir futbolcunun göstergesiydi.

İsmail’in bu dinamizmi sezon boyunca korunabilirse Eskişehirspor adına önemli bir silaha dönüşebilir.

BEYKAN’IN KALİTESİ, OSMAN’IN MEZİYETLERİ

Beykan Şimşek’in de hakkını teslim etmek gerekiyor.

Maç öncesinde arka adalesinde yaşadığı sıkıntıya rağmen 45 dakika sahada kalmayı tercih etti. İlk iki golde oyun zekasıyla yaptığı asistler, neden önemli bir hücum oyuncusu olduğunu bir kez daha gösterdi.

Kerem Baykuş’un golündeki klas plase ise bireysel kalitesinin en güzel örneklerinden biriydi.

Ahmet Dereli’nin sakatlığı nedeniyle riske edilmediği karşılaşmada Osman Arslantaş da önemli bir mesaj verdi.

***

Osman yalnızca golüyle değil, oyun içerisinde yaptığı işlerle öne çıktı.

Ön alan baskısını başlatması, rakibin savunmadan rahat çıkmasını engellemesi, takımın ileride nefes almasını sağlaması ve hücum hattına hareket getirmesi önemliydi.

Golü ise bu performansın doğal bir karşılığı oldu.

KALİTE VAR, ŞİMDİ UYUM ZAMANI

Bütün bu ayrıntıları bir araya getirdiğimizde ortaya şu tablo çıkıyor…

Eskişehirspor’da kalite var.

Potansiyel var.

Tecrübe var.

Alternatif var.

Fakat henüz tamamlanmış bir takım yok.

Çünkü iyi futbolculardan iyi bir takım ortaya çıkarmak, futbolun belki de en zor işlerinden biri.

Buradaki en önemli kelime ise uyum.

Futbolcuların birbirini daha iyi tanıması, saha içerisindeki reflekslerinin gelişmesi, kimin ne zaman nereye koşacağını düşünmeden bilmesi gerekiyor.

Bunun adı da zaman.

****

Ancak Eskişehirspor’un sezon başında zamanı çok fazla olmayacak.

Şampiyonluk hedefleyen bir takımın ilk haftalardan itibaren yarışın içerisinde kalması, dolayısıyla hazırlık döneminde yalnızca fiziksel olarak değil, taktik ve mental açıdan da mümkün olan en kısa sürede hazır hale gelmesi gerekiyor.

Çorluspor karşılaşması bu açıdan önemli bir mesaj verdi.

Eskişehirspor’un şampiyonluğa giden kısa yolu, birlikte hareket etmekten geçiyor.

ŞAPÇI’NIN ASIL SINAVI ŞİMDİ BAŞLIYOR

Ve tam bu noktada gözler Teknik Direktör Hakan Şapçı’ya çevriliyor.

Çünkü bundan sonraki süreçte teknik direktörlük meziyetlerinin daha fazla belirleyici olacağı bir döneme giriliyor.

Elindeki oyuncuların özelliklerini doğru şekilde bir araya getirmek…

Hangi futbolcudan hangi bölgede verim alınacağını belirlemek…

Rakibe ve maça göre oyun planını değiştirebilmek…

Rotasyonu doğru kullanmak…

Ve belki de hepsinden önemlisi, birbirinden farklı özelliklere sahip oyuncuları aynı hedef için mücadele eden bir takım haline getirmek…

Şapçı’nın önündeki en büyük sınav bunlar olacak.

Çünkü iyi kadro kurmak başka, iyi takım kurmak başka.

İyi oyuncular maç kazandırabilir.

İyi takım ise şampiyon olur.

Bolu kampında Eskişehirspor’un bunun ilk işaretlerini verdiğini söylemek mümkün.

Şimdi mesele, bu işaretlerin kalıcı hale getirilmesi.

ŞAMPİYONLUK AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEKLE BAŞLAR

Sezon başlamadan önce skor tabelasına bakarak kesin hükümler vermek doğru değil.

Hazırlık maçları kazanılır, kaybedilir. Gol atılır, yenilir. Bazı futbolcular parlar, bazıları beklenen seviyenin altında kalabilir.

Bunların hepsi değişebilir.

Değişmemesi gereken ise oyun karakteridir.

Eskişehirspor’un sahada mücadele eden, birbirine yardım eden, savunmayı birlikte yapan, hücumu birlikte düşünen ve zor anlarda birbirinin açığını kapatan bir takım olması gerekiyor.

Çünkü şampiyonluk yalnızca yetenek meselesi değildir.

Şampiyonluk, aynı hedefe inanmak kadar aynı anda aynı şeyi yapabilme meselesidir.

Bolu’da bunun işaretlerini gördük.

***

Şimdi sıra, bu işaretleri bir oyun kimliğine dönüştürmekte.

Eskişehirspor’un şampiyonluk için ihtiyaç duyduğu futbolcular sahada.

Kalite de var, potansiyel de.

Şimdi onları gerçek anlamda bir takım haline getirme zamanı.

Çünkü şampiyonluğa giden yol yetenekten geçer.

Ama o yol, birlikte hareket etmeden tamamlanmaz.