“Gönlüm düştü bu sevdaya
Gel gör beni aşk neyledi
Başımı verdim kavgaya
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akilim ne divane
Gel gör beni aşk neyledi…”
Ne güzel demiş “Bizim Yunus” değil mi?
“Bizim” olması “Bizim gibi” olmasından geliyor bana kalırsa…
Bizim gibi düşünmesinden…
Görmüşlüğünden, geçirmişliğinden…
Acıyı “bal” eylemesinden…
Sanar mısın ki “Yunus” bir an da “Bizim Yunus” oldu.
Yeri geldi od içinde yandı kül oldu, yeri geldi acının içinde kavruldu yok oldu…
Sonra “yoktan” yeniden “var” oldu.
Sırtında biriken yükleri söz oldu, şiir oldu…
Işık oldu.
Gönlümüze “namaz” oldu…
Aşk oldu…
Hüzün oldu…
Ney sesi ile çalınan “Gel gör beni aşk neyledi” tınıları var ya…
Ne zaman açsam…
Kalbime geçer anlattıkları…
Sözlerini duymama gerek yoktur.
Hoşgörü ile kederin karışımının vücut bulmuş hali gibi gelir bana “Bizim Yunus…”
Aslında neden hoşgörüdür ana felsefesi biliyor musunuz?
Öyle kolay değildir…
Sevgiyi taşımak, sevgiyi dilden dile, toplumdan topluma yaymak…
Önce bir kavrulacaksın acıyla…
Sınanacaksın…
Harmanlanacaksın…
Deneyimleyeceksin…
Hazmedeceksin…
Arınacaksın ki…
Hoş göreceksin…
Hoş eyleyeceksin…
Ve “Bizim Yunus” olacaksın…
Diyardan diyara küllerini, felsefesini yayacaksın…
Neden mi söylüyorum bütün bunları?
Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle UNESCO tarafından 2021 yılı “Yunus Emre anma yılı” olarak ilan edildi.
Gurur duyduk…
Çünkü Yunus’un sağı, solu, dini, mezhebi, ayrımı yoktur.
Yunus’un aşkı vardır, insan sevgisi vardır, hoşgörüsü vardır.
Herkese kucak açar, herkeste ona kucak açar…
Alimliği buradan gelir…
Dervişliği…
İnsanı insan olduğun için kucaklarsan eğer, tüm insanlıkta seni kucaklar…
En güzel örneği değil midir aslında “Bizim Yunus…”
Kabullenişin…
Birlik ve bütünlüğün…
Benim bu kararda tek sitem edeceğim nokta…
“Yunus Emre kentinin” bir “Mevlana kenti”gibi değer görmeyişi…
Elbette Yunus’un felsefisini bilen onun gösterişi, ihtişamı sevmediğini bilir ama yine de onun aşığı olarak daha farklı olabilirdi diyorum…
Ziyaretçisi, misafiri…
Mezarı başında ağlayanı…
Dert çekeni, içini dökeni…
Çünkü seni en iyi o bilir, anlar değil mi?
Kimbilir?
Biraz daha ilgi gösterilse mezarına, türbesine, çevresine…
Daha fazlasına ulaşacaktır Bizim Yunus…
Diyarları aşacaktır.
Öfkeye tutulan, yol arayan, ayrımda olan, nice binlerce kişiye ışık olacak ve o binlercesi de gözyaşıyla mezarına eğilip kendi sözcükleriyle yakaracaktır ona:
“Biz kimseye kin tutmayız.
Ağyar dahi dosttur bize…
Kanda ıssızlık var ise…
Mahalle vü şardır bize…
**************************
Adımız miskindir bizim…
Düşmanımız kindir bizim…
Biz kimseye kin tutmayız.
Kamu alem birdir bize…