Tarımsal üretim için sürekli ‘’destekleniyor’’ denilip duruluyor.

Ne yazık ki, denilenin gerçekte bir karşılığı yok.

Üreticiler perişan halde…

Toprağa döktükleri terin, harcadıkları emek ve paranın karşılığını alamıyorlar.

Hasat zamanı kazanç elde etmeleri şöyle dursun, ellerine geçen para harcadıklarını bile karşılamıyor.

Kazanç elde edemedikleri gibi zarar ediyorlar.

Dayanmaları olanaksız…

Üretmekten vazgeçiyorlar.

Ekip biçmekten vazgeçen üretici sayısı oldukça fazla…

Her yıl da yenileri ekleniyor.

Geçen yıl çok kötü bir hasat dönemi geçirdiler.

Kuraklık ve don büyük hasar yarattı.

Hasarın karşılanması söz konusu bile değil…

Bu yıl iyi kar yağmasa da bolca yağmur yağdı.

Kuraklık olmadığı gibi don da yaşanmadı.

Tarlalarda ki verim çok iyi…

Çiftçiler ‘’bu yıl para kazanabileceğiz’’ diye düşünüyorlardı.

Ne yazık ki öyle olmadı.

Yine hayal kırıklığına uğradılar.

Arpa ve buğday için alım fiyatları açıklandı.

Açıklanan rakamlara ‘’komik’’ dememek olanaksız…

TÜİK’in açıkladığı (inandırıcı olmayan) verilere göre bile yıllık enflasyon yüzde 30’un üzerinde… Gerçek enflasyon ise çok daha yüksek…

Arpa ve buğday fiyatlarına ise TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı kadar bile bir artış yapılmadı.

Arpa fiyatlarındaki artış yüzde 16…

Buğday fiyatlarındaki artış da yüzde 22…

Ya çiftçilerin girdi fiyatlarındaki artış ne kadar?

Yüzde 50’nin üzerinde bir artış söz konusu…

Maliyette ki yüzde 50’nin üzerindeki artışa karşın çiftçinin ürün fiyatına yapılan yüzde 16-22’lik artış…

Maliyeti bile karşılamıyor.

Çiftçi yine zararda…

İsyan ediyorlar.

‘’Haksız’’ demek olanaksız… Yerden göğe kadar haklılar.

Dünde tepkilerini ortaya koymak için protesto eylemi yaptılar.

TMO binasına gidip siyah çelenk bıraktılar.

Dertlerini de dile getirdiler.

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan diyor ki;

“Kuraklıkla mücadele ediyoruz, donla mücadele ediyoruz, hastalıklarla mücadele ediyoruz, artan maliyetlerle mücadele ediyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada çiftçinin en büyük mücadelesi, ürettiği ürünün para etmemesi haline gelmiştir. TÜİK’in açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 32 seviyesindedir. Buna rağmen TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri ise geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?

Bu hesabı yapanlar, çiftçinin nasıl üretmeye devam edeceğini de açıklamalıdır.

Çiftçi sadaka istemiyor. Çiftçi emeğinin, alın terinin ve ürettiği ürünün gerçek değerini istiyor.

Buradan yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun. Üreticinin maliyetlerini görün. Tarımın stratejik önemini unutmayın.

Bu nedenle buradan güçlü şekilde sesleniyoruz: Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor.”

Burak Kuşan soruyor, sesleniyor…

‘’Çiftçinin sesini duyun artık’’ diye feryat ediyor.

Çiftçinin sesini, feryadını duyan olur mu?

Duymamak olanaksız… Elbette ki duyması gerekenler de duyarlar.

Gereğini yaparlar mı?

Kesinlikle hayır… Her zaman olduğu gibi yine duymazdan gelirler.

Üreticilerin bir bölümü daha üretmekten vazgeçer…

Olan da yine şu güzelim ülkemize olur.