“Bir şehir, takımı kadar yalnız kalır… Ve bazen en büyük yenilgi, sahaya çıkamamaktır.”
Eskişehir futbolu bugün sadece kötü bir dönemden geçmiyor. Çok daha büyük bir sınavın içerisinde.
Bu, puan tablosuyla açıklanabilecek bir gerileme değil. Bu; organizasyonun zayıfladığı, sahiplenme duygusunun azaldığı ve yılların birikimi olan futbol hafızasının yavaş yavaş kaybolduğu bir süreç.
Yıllardır krizler gördü bu şehir. Maddi sıkıntılar yaşandı, yönetimsel problemler oldu, yanlış kararlar alındı.
Ancak bugün yaşanan tablo farklı.
Çünkü krizler geçer…
Sahipsizlik ise bir şehrin geleceğini tüketir.
2 Eylülspor’un ligden çekilmesi bir tercih değil, bir alarmdı.
Demirspor’un yaşadığı süreç ise sadece bir kulübün problemi değil, Eskişehir futbolunun geldiği noktanın göstergesiydi.
Eskişehir futbolu artık sadece kaybetmiyor…
Eksiliyor.
***
“Bazı kulüpler kapanmaz… Sadece unutulur.”
Bugün yaşananlar birkaç kulübün hikayesi değil.
Bu, bir şehrin kendi değerlerine ne kadar sahip çıktığının göstergesi.
Eskişehir 26’nın basketboldan çekilmesiyle başlayan kayıplar, futbolda da kendini göstermeye başladı.
Bugün amatör futboldaki tablo daha ağır…
Bozanspor ligden çekildi.
Artıspor yok.
Tepebaşı Batıkent yaşanan sorunlara tepki olarak masadan kalktı.
Daha dün Eskişehir futbolunu temsil eden kulüpler, bugün ayakta kalma savaşı veriyor.
“Bir ligde takımlar azalırsa, sorun sistemdir.”
***
Türkiye Futbol Federasyonu’nun 2026-2027 sezonu öncesi getirdiği yeni düzenlemeler, amatör futbolun geleceğini doğrudan etkileyecek.
Dijital lisanslama sistemi, yeni yaş kriterleri, değişen transfer kuralları…
Kağıt üzerinde daha düzenli, daha kontrollü bir yapı hedefleniyor.
Ancak sahadaki gerçek çok daha farklı.
Artan lisans ücretleri…
Yükselen transfer maliyetleri…
Katkı payları…
Teminat zorunlulukları…
Bugün birçok amatör kulüp rakibiyle mücadele etmeden önce ekonomik şartlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
“Futbolun temeli amatördür. Temeli zayıflayan yapının geleceği de tartışmalı olur.”
Kulüpler artık sadece oyuncu bulmaya değil, ayakta kalmaya çalışıyor.
Lisans çıkarmak maliyet…
Transfer yapmak yük…
Sezonu tamamlamak başarı haline geliyor.
***
Yaş kriterleri değişiyor…
Statüler yeniden şekilleniyor…
Kurallar sıklaşıyor…
Ancak kulüplerin en büyük beklentisi olan netlik hala yok.
Geçen sezon U18 ligi vardı. Bu yıl yok!
Geçen sezon oynanamayan U17 ve U19 ligleri geri döndü.
Bir kulüp nasıl plan yapacak?
Bir yönetici bütçesini nasıl oluşturacak?
Bir futbolcu geleceğini nasıl görecek?
“Belirsizlik, başarısızlığın en sessiz sebebidir.”
Eskişehir amatör futbolu yeni sezona belki de tarihinde hiç olmadığı kadar fazla soru işaretiyle giriyor.
***
Tam da bu noktada önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor.
Bir şehir, elindeki değerleri kaybettikten sonra değil; onlar ayaktayken sahip çıkmalıdır.
Bugün TFF 3. Lig’de mücadele eden Anadolu Spor Faaliyetleri A.Ş., Eskişehir futbolunun önemli kazanımlarından biridir.
Ancak hala bazı kesimlerde bu kulüp, yanlış bir tartışmanın içine çekilmeye çalışılıyor.
Sanki Anadolu ile Eskişehirspor arasında kişisel bir rekabet varmış gibi…
Sanki bir kulübün büyümesi diğerinin değerini azaltırmış gibi…
Bu anlayış artık terk edilmelidir.
Çünkü Eskişehir futbolunun ihtiyacı olan şey kafa kafaya rekabet değil, omuz omuza mücadeledir.
Kişiler üzerinden yürütülen tartışmalar, kulüpleri karşı karşıya getiren yaklaşımlar bu şehre hiçbir şey kazandırmadı.
Bugün elimizde kalan her kulüp değerlidir.
Eskişehirspor bu şehrin tarihi, markası ve en büyük spor değerleridir.
Anadolu Spor Faaliyetleri A.Ş. ise bugün profesyonel liglerde mücadele eden ve şehrin futbol temsilcilerinden biridir.
Biri diğerinin rakibi değil…
İkisi de Eskişehir’in değeridir.
“Bir kulübün varlığı, diğerinin yokluğu anlamına gelmez. Bir kulübün yaşaması, şehrin kazanımıdır.”
Artık yapılması gereken; kişisel hesapları, anlamsız rekabetleri ve ayrıştırıcı söylemleri bir kenara bırakıp şehir futbolunun tamamına sahip çıkmaktır.
Çünkü yarın bir kulüp daha kaybedildiğinde, “neden olmadı?” diye sormanın hiçbir anlamı kalmayacak.
****
Tüm bu karmaşanın ortasında doğal olarak gözler yine Eskişehirspor’a çevriliyor.
Ama bu sezon beklenti sadece şampiyonluk değil.
“Bazen bir takım sadece maç kazanmaz; bir şehre yeniden inanma sebebi olur.”
Eskişehirspor artık bir kulüpten fazlası.
Bir hafıza…
Bir direnç…
Bir umut…
Bu sezon mesele sadece kazanmak değil.
Mücadele etmek…
Birlik olmak…
Karakter ortaya koymak…
Çünkü:
“Yetenek maç kazandırır, karakter sezon.”
****
Geçtiğimiz sezonun en büyük problemi belliydi…
Kapanan takımlara karşı üretkenlik.
Oyun vardı…
Ama sonuç her zaman gelmedi.
Bu sezon Beykan Şimşek, Atalay Yıldırım, Hasan Şen, Kerem Baykuş, Ahmet Dereli gibi isimlerle hücumda alternatifli bir yapı oluşturuldu.
Ama futbol isimlerle değil, sorumlulukla kazanılır.
Orta saha direnmezse hücum eksik kalır.
Savunma dengesi olmazsa cesaret risk olur.
Bu ligde:
Bekleyen değil, isteyen kazanır.
Şampiyonlukta çok atmakla değil, az yemekle doğru orantılıdır.
Bu ikisi arasında ki ince çizgiyi yakalamanın adı başarıdır.
***
Teknik Direktör Hakan Şapçı’nın önünde kolay bir süreç yok.
Yeni kadro…
Yeni sistem…
Yeni beklenti…
Ve en önemlisi…
Zaman.
“Futbolda en pahalı şey zaman, en ucuz şey bahanedir.”
İlk 8 hafta Eskişehirspor için büyük önem taşıyor.
5 deplasman…
Taraftarsız iç saha maçları…
Bu sadece fikstür değil.
Bu bir karakter sınavı.
Çünkü büyük takımlar en zor dönemlerde kim olduklarını gösterir.
***
Futbolda tablo her ne kadar düşündürücü olsa da, salon sporlarında umut veren örnekler var.
Mihalıççık ve Odunpazarı ekiplerinin planlı yapılanmaları gösteriyor ki doğru yönetimle başarı mümkün.
Demek ki mesele sadece kaynak değil…
Akıl, planlama ve sahiplenme.
***
Galiba yine çok uzattım.
Son söz…
Eskişehir bugün bir yol ayrımında.
Ya bu dağınıklığın içinde kaybolacak…
Ya da yeniden ayağa kalkacak.
Belki bu sezon büyük bir final değil.
Ama doğru adımlar için büyük bir başlangıç olabilir.
“Çöküşler bir günde başlamaz… Ayağa kalkışlar da tek bir günde gerçekleşmez.”
Ama ilk adım bellidir:
Sahip çıkmak.
Birbirimizi tüketmek yerine birlikte büyümek.
Kulüpleri karşı karşıya getirmek yerine aynı şehrin değerleri olarak görmek.
Çünkü unutulmamalı:
Bu şehir sahipsiz kalacak kadar sıradan değil.