Kıymetli okuyucularım!
Ramazan aylarında vaaz eden hocaların sohbetleri merakla dinlenir. İnsanlar duyduğu yeni ve ilginç şeyleri duymayanlara anlatır.
Tavşanlı eski belediye başkanı değerli dostum Fevzi Coşkun beyin anlattığı ve beni çok etkileyen şu hadiseyi sizlere aktarmak istiyorum Umarım ki okuyunca sizde hisse alırsınız.
Tavşanlı'da eskilerin Molla Hüseyin diye tanıdıkları Hoca Efendi'nin " Çoban Dede çaldı düdüğü el Fatiha" diye bitirdiği vaazını aradan yıllar geçtiği halde o günü hatırlayanlar halen meşhur vaazın bitiş cümlesini unutamıyorlar. Bu gün bile o anın heyecanı ile kulaktan kulağa anlatıyorlar. Kim di bu düdüğü çalan Çoban Dede? Böylesine yıldır unutulmayan bir vaazın son cümlesine konu olabiliyordu. İsterseniz bunu Molla Hüseyin Efendiden dinleyenden dinleyelim.
"Ben ve arkadaşlarım Ali Rıza Efendi İstanbul'da okuyorduk. Harp yılları olduğundan derslere çok defa ara veriliyordu. Bu ara zamanları köyümüzde geçirmek için Tavşanlı'ya gelip giderken Mudanya üzerinden vapurla daha sonrası için o zamanın imkânları ile Bursa ve Domaniç, Çokköy, Sakızlık, Tavşanlı güzergâhını takip ediyorduk. Gene böyle bir dönüş esnasında Sakızlık'dan Kırıkköy'e oradan Çokköy'e inerken çok şiddetli sağanak bir yağmura tutulduk O sırada aklımıza ilk gelen Çoban Murat Dede'nin ağılı oldu. Oraya sığındık. Bizi sevinçle tatlı dil ve güler yüzle karşıladı. Yanan ateşine birkaç kütük daha attı. Çamaşırlarımızı çıkarıp kuruması için ocağın yanına astık. Çoban Dede'nin kantron, bohşaplı ve naneden karıştırarak kaynatıp bize ikram ettiği çayı içerken konuşmalarını da adeta içercesine dinliyorduk. Öylesine sevinçliydi ki sanki bayram ediyordu. Nesi var nesi yoksa bize ikram etmeye çalışıyordu.
Sohbeti sırasında öylesine kendimizden geçmiştik ki vaktin nasıl akıp gittiğini anlayamadık. Uyumak için bize ayırdığı yerde yatarken onun bu yağmurda nerede yatacağı aklımıza bile gelmemişti. Çok geçmeden uyumuşuz. Gök gürültüleri ve yağmurun sesi torakla karışık gübre kokusu bizi hiç rahatsız etmedi. Ne kadar uyuduk bilmiyorum. Çoban Dede bizi heyecanla uyandırdı. Köpeğin uluması tüylerimizi ürpertmişti.
"Çabuk kalkın abdest alıp teheccüt namazı kılın, dua edin, duaların kabul zamanıdır kaçırmayın" dedi. Arkadaşım Ali Rıza Efendi ve Çoban Dede ile beraber namazlarımız kıldık ve dua ettik. Onun secdede uzun süre kalması ve gözyaşları dikkatimizi çekmişti. Bir saat sonra sabah namazlarımızı da eda ederek vedalaşıp ayrıldık. l Devamı Yarın
Yorumlar