Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklemeler için ayrılan kaynağın gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1’i olması gerektiğine dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, genç çiftçi oranının düşüklüğü ve kırsaldan kente göçün de tarımın geleceğini tehdit ettiğini belirterek yetkililere somut adım çağrısında bulundu.
Tarımsal desteklerde yasal hedefe dikkat çekildi
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Şube Başkanı Selma Güder, tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını; gıda güvencesi, kırsal yaşam ve doğal kaynakların korunması açısından stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
2006 yılında yürürlüğe giren 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesini hatırlatan Güder, tarımsal desteklemelere bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olamayacağının hükme bağlandığını belirtti. Ancak 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını kaydeden Güder, mevcut ödeneğin yasal hedefin oldukça gerisinde kaldığını dile getirdi.
Açıklamada, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal desteklerin 2024’te yüzde 0,21’e gerilediği, 2026 yılı bütçe ödeneği üzerinden yapılan hesaplamada ise oranın binde 2,2 seviyesinde kaldığı belirtildi. Yaklaşık 77 trilyon TL’lik 2026 yılı GSYH tahmini üzerinden yapılan karşılaştırmada yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiği ifade edildi.
“Üretici artan maliyetlerle mücadele ediyor”
Üreticilerin mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışla mücadele ettiğine dikkat çekilen açıklamada, iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, don ve aşırı yağış gibi olayların da üretim risklerini artırdığı vurgulandı.
Üreticilerin ürünlerini hangi maliyetle yetiştireceğini ve hasat döneminde hangi fiyattan satacağını öngörmekte zorlandığı belirtilen açıklamada, bu belirsizliğin borçlanmayı artırdığı ve bazı üreticileri üretimden çekilme noktasına getirdiği kaydedildi.
Desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca çiftçilerin gelirini etkilemediği ifade edilen açıklamada, üretimin gerilemesinin kırsal nüfusun azalması, tarımsal istihdamın daralması, üretim kapasitesinin zayıflaması ve tüketicilerin gıdaya daha yüksek fiyatlarla ulaşması gibi sonuçlar doğurabileceğine işaret edildi.
Genç çiftçi oranı yüzde 5’te kaldı
Açıklamada, tarım sektörünün geleceğine ilişkin yaş dağılımı verilerine de yer verildi. Çiftçilerin yaş ortalamasının erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 olduğu belirtilirken, üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında bulunduğu, 18-32 yaş grubundaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğu ifade edildi.
Gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak politikaların önemine dikkat çekilen açıklamada, köyden kente göçün önlenmesi gerektiği vurgulandı. İstihdam, barınma, eğitim ve altyapı hizmetlerinin geliştirilmesinin tarımsal desteklerle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi.
Desteklerin zamanında ve öngörülebilir olması istendi
Tarımsal desteklerin, üretimin devamlılığı için gerekli bir kamu politikası aracı olduğu belirtilen açıklamada, desteklerin miktarının yanı sıra ödeme takviminin ve uygulama koşullarının da önem taşıdığı ifade edildi.
Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, tarımsal destekleme politikasının üreticiyi ayakta tutacak ve ülkenin üretim kapasitesini koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesini istedi. Desteklerin üretim maliyetlerini ve enflasyon karşısındaki kayıpları dikkate alması, üretim takvimine uygun biçimde ödenmesi ve gerçek üreticilerin ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiği belirtildi.
Tarımsal destekler için altı maddelik talep
Açıklamada, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için şu talepler sıralandı:
"- 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi uygulanmalı; tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalıdır.
- Destekler, üreticinin artan girdi maliyetlerini ve enflasyon karşısındaki kayıplarını dikkate alacak biçimde düzenlenmelidir.
- Destekleme ödemeleri üretim takvimine uygun, zamanında ve öngörülebilir biçimde yapılmalıdır.
- Küçük ve orta ölçekli üreticiler, genç çiftçiler ve kırsalda üretimi sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmelidir.
- İklim krizine uyum, su ve toprak kaynaklarının korunması, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri destekleme politikasının temel unsurları olmalıdır.
- Üretim planlaması, tarımsal desteklerin planlanması ve uygulanmasında bilimsel veriler, meslek odaları, üretici örgütleri ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalıdır."
“Üreticiyi desteklemek, gıda güvencesini korumaktır”
Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca üreticileri değil, toplumun tamamını etkilediği belirtilen açıklamada, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından beslenme koşullarına kadar geniş bir alanda sonuç doğurduğu ifade edildi.
Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir bütçe kalemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için yasal hedefin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.
Açıklama, yetkililerin tarımsal destekleri yasal hedefe uygun düzeye çıkaracak somut adımlar atması ve üreticileri borç ile maliyet baskısı altında yalnız bırakmaması talebiyle sona erdi.





