Eskişehir Demokratik Kadın Platformu’nun çağrısıyla İsmet İnönü Caddesi’nde toplanan kadınlar, Eskişehir’de babası tarafından öldürülen 13 yaşındaki Zehra Üzüm için basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Zehra Üzüm’ün arkadaşları da katıldı.
Basın açıklamasını yapan ve Zehra’nın babası tarafından şiddete uğradığını defalarca dile getirmesine rağmen önlem alınmadığını söyleyen Yağmur Tokça, resmi kurumların gerekli önlemleri almadığını öne sürdü.
“Kurumların ihmali var”
Zehra’nın öldürülmesinde kurumların ihmali olduğuna dikkat çeken Yağmur Tokça, “Bugün babası tarafından katledilen Zehra Üzüm için buradayız. Günler önce kayıp olarak aranan Zehra’nın cansız bedeni, yapılan aramalar sonucunda geçtiğimiz günlerde babasının evinin arka bahçesinde bulundu. Zehra’yı katleden babası ise iki gün sonra intihar etti.
Bizler biliyoruz ki Zehra’nın öldürülmesi yalnızca bireysel bir suç değildir. Bu cinayet aynı zamanda çocuklara yönelik şiddetin ve çocukları korumakla yükümlü kurumların ihmallerinin bir sonucudur” diye konuştu.
“Çocukların uğradığı şiddet görmezden geliniyor”
Çocukların maruz kaldığı şiddetin görmezden gelindiğini vurgulayan Tokça, “Zehra, babasının kendisine uyguladığı şiddeti defalarca dile getirmiş, yardım istemiştir. Ancak başvurduğu kurumlar tarafından “Sen yaramazlık yapmışsındır, biz babana söyledik bir daha yapmayacak.” denilerek korunmamış; yaşadığı şiddet ciddiyetle ele alınmamış ve gerekli koruma mekanizmaları devreye sokulmamıştır. Çocukların maruz kaldığı şiddetin görmezden gelinmesi, bu tür cinayetlerin yaşanmasına zemin hazırlamaktadır” şeklinde konuştu.
“Cezasızlık politikalarına son verilmelidir”
Taleplerini sıralayan Tokça, “Zehra Üzüm’ün ölümü aydınlatılmalı, sorumlular yargılanmalı; çocuklara yönelik şiddet ve istismar faillerine yönelik cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Şiddet ve istismar failleri korunmamalı, gerçek bir adalet sağlanmalıdır.
Çocukların şiddete uğradığında başvurabileceği etkin çalışan sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları kurulmalı; ilgili kurumlar yeterli kadro ve kaynakla güçlendirilmelidir. Okullarda çocukların psikososyal destek alabileceği bilimsel ve kamusal rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli; ÇEDES, MESEM gibi çocukların eğitim ve gelişim hakkını gasp eden projeler kaldırılmalıdır.
Emekçi mahallelerinde çocukların güvenle bulunabileceği kamusal alanlar, kültür merkezleri ve sosyal destek mekanizmaları oluşturulmalı; çocukları suça ve bağımlılığa sürükleyen koşullar ortadan kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Zehra’nın yaşadıkları ne ilk ne de son örnektir”
Tokça, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Zehra’nın yaşadıkları ne ilk ne de son örnektir. Çocukların şiddetten korunamadığı ve gerekli mekanizmaların işletilmediği sürece benzer acılar yaşanmaya devam edecektir. Bizler Zehra’yı unutmayacağız. Çocukların şiddetten uzak, güvenli bir yaşam sürebildiği bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir çocuk, bir kadın daha eksilmeyecek diyerek; çocukların ve kadınların yaşam hakkı için mücadeleyi sürdüreceğiz.”





