Türkiye’de yüksek enflasyonla birlikte hayat pahalılığı milyonlarca yurttaşın belini büktü. Kredi kartı borçları artarken evlerde sofralar küçüldü, alım gücü düştü. Sabit gelirlisinden emeklisine herkes geçim sıkıntısı ile boğuşurken, ailelerinden uzakta üniversite okuyan öğrenciler de temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına çalışmak zorunda bırakıldı.

Evin ortak alanı olan mutfaklarına konuk olduk

Kameraman arkadaşım Ahmet İhsan Tezcan ile birlikte Eskişehir’de üniversite okuyan Erdem Ömer Güneç (22), Aziz Mahmud Güngör (18) ve Ulaş Kaplan (22)’ın evlerine konuk olduk. Ortak alan olarak kullandıkları mutfakta sohbet ettiğimiz Erdem, Aziz ve Ulaş yaşadıkları ekonomik zorluklar ve bunun eğitim hayatları başta olmak üzere sosyal yaşantılarına etkisini anlattı.

“Artık daha çok evlerde buluşuyoruz”

4 bin lira KYK kredisinin kiraya bile yetmediğini söyleyen Erdem, artık öğrencilerin çalışmasının değil çalışmamasının garipsendiğini anlattı. Dışarda bir kafede oturmanın çok pahalı olduğuna dikkat çeken Aziz, arkadaşlarıyla daha çok evde buluşmaya başladıklarını belirtti. Birçok arkadaşının yurt dışı planı yaptığını söyleyen Ulaş ise imkanı olsa da yurt dışına gitmeyeceğini, Türkiye’nin koşullarını iyileştirmek için çalışacağını ifade etti.

Eskişehir’de Öğrencilerin Geçim Mücadelesi

Haftanın 6 günü bir otelde gece mesaisi

Haftanın 6 günü bir otelde gece mesaisine kalan ve resepsiyonda çalışan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi maliye bölümü öğrencisi olan Erdem Ömer Güneç, “Bir yandan çalışıp bir yandan okumaya çalışıyorum. Şu anda bir otelde resepsiyon görevlisi olarak çalışıyorum maddi koşullardan dolayı. Öğrencilik hayatımı çalışarak geçirmek zorundayım. Osmangazi’de maliye bölümü 2’inci sınıftayım. Günümüz koşullarından dolayı birazcık uzatarak okuyorum şu anda. 4 senede bitmesi gereken okulumu 5’e, 6’ya uzama durumu var şu anda. Özellikle ekonomik sıkıntılardan dolayı çalışmak zorunda kalıyorum ben. Şu anda öğrenciler için verilen KYK bursu ve kredisi 4 bin lira. Bir öğrencinin kirası, bir artı birler 10 bin liradan başlarken üç artı birlerde daha da fazlaya çıkabiliyor. Bunu ailenin yardımıyla sağlayamadığımız için bir yandan çalışmak zorunda kalıyoruz. Ben, tam zamanlı çalışıyorum haftanın 6 günü işe gidiyorum. Şu anda 7 gün gitmek zorundayım bir yandan harçlık kazanmak bir yandan borçları kapatabilmek için” dedi.

Öğrenciler Ev

“4 bin lira KYK kredisi kiraya bile yetmiyor”

KYK kredisinin 4 bin lira olduğunu hatırlatan ve 4 bin liranın ev kirasını bile karşılamadığını anlatan Anadolu Üniversitesi turizm rehberliği bölümü 1’inci sınıf öğrencisi olan Aziz Mahmud Güngör, “Maddi durumlardan dolayı okula doğru düzgün gidemedim. Zaten bölümümdeki dersler de okula gitmeden geçebilecek dersler değil. Arkeoloji, gastronomi tarihi diye bir ders var. Ben bunu çalışmadan, derse gitmeden geçemem. Çoğu dersten kaldım gidemediğim için. Seneye tekrar gideceğim. Özel sebeplerden dolayı aile evinde kalamıyorum. KYK kredisi 4 bin lira. Biz burada 4 kişi yaşıyoruz. Faturalarla en az 5 bin lira tutuyor şu an. 4 bin lira yetmiyor. Eksi birdesin Aynı otelde çalışıyoruz Erdem ile. Gece mesaisindeyim. Asgari ücret alıyorum. O da ucu ucuna yetiyor” diye konuştu.

“İnsanların uyuduğu saatte ben işe gidiyorum”

Bir insanın uyuması gereken saatte çalışmak zorunda kaldığını ve gündüz derslere gitmekte zorlandığını söyleyen Erdem, “Bizim neslimiz çok büyük gelecek kaygısı yaşıyor. Şu anda biz de asgari ücretle otellerde çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir yandan okumaya çalışıyoruz ama okuyamıyoruz bu çalışma temposundan kaynaklı. Ne kadar gece mesaisinde olsak da normalde bir insanın uyuması gereken bir zamanda çalıştığımız için okula gitmek bizim için ayrı sorun oluyor. İki tarafa enerji harcamak bizim için ayrı bir sorun oluyor. Asgari ücrete çalıştığımız için ucu ucuna yetiyor. Evin giderlerini karşılamak, beslenebilme, barınabilme gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Çok ufak oranda çay içmek, sosyalleşebilmek için belirli bir miktar kalıyor bize” şeklinde konuştu.

Öğrenciler Ev 2

“Mezun olduktan sonra da asgari ücret alacağım”

Mezun olduktan sonra alanıyla ilgili bir bölümde çalışsa bile yine asgari ücret alacağını ve bunun da kendisindeki okuma hevesini kırdığını ifade eden Erdem, “Esas yaşadığımız sıkıntılardan birisi de ben maliye öğrencisiyim. Bizim bölüm kamuya yönelik. Örnek veriyorum ben 5-6 yılda mezun olduktan sonrasında hangi işte nasıl çalışabileceğimi görmüyorum. İşsizlik oranları, üniversite mezunlarının iş bulamaması aslında benim okul okuma hevesimi kırıyor. Okulu zaten zor okuyorum. Mezun olduktan sonra alanımla ilgili bir işe girsem bile otelde çalıştığım parayla aynı parayı alacağımı biliyorum. Bu da bir noktada gelecek kaygısını daha artıyor. Bizi artık içinden çıkılmaz hale getiriyor” dedi.

“20 yaşında öğrenci artık çalışmak zorunda”

Bundan 7-8 sene önce öğrencilerin şimdiki kadar çalışmak zorunda olmadığını hatırlatan Erdem, “Bizden önceki nesiller, abilerimizle, ablalarımızla konuştuğumuz zaman onların bize daha çok anlattığı şey, KYK kredisinin yetmesi, üstünden kalması. O dönemde çalışan öğrencilerin ya maddi durumları çok çok kötüymüş ya da okulunu uzatan öğrenciler ailelerine yük olmamak için çalışırmış. 20 yaşında bir öğrencinin çalışmak zorunda olmamasından bahsediyorlardı. Bu dönemler aslında çok uzak değiller. Bundan 7-8 sene öncesinde bu durumun böyle olduğunu anlatıyorlar” diye konuştu.

Öğrenciler Ev 3

“Öğrencilerin çalışması normalleşti”

Artık öğrencilerin çalışmamasının değil, çalışmasının normalleştiğini anlatan Erdem, “Bugün biz evde 4 kişi yaşıyoruz kiranın, faturaların daha az olabilmesi için. Biz de asıl normalleşen şey öğrencinin çalışması olmaya başladı. Bugün örnek veriyorum biz evde 4 kişiyiz. İkimiz full time çalışıyoruz, diğer arkadaşımız part time çalışıyor. O da gece mesaiye gidiyor. Sadece Ulaş çalışmıyor. Eski dönemlerde bir öğrencinin çalışması garipsenirken, bugün bir öğrencinin çalışmaması garipsenmeye başladı. Ben çalışmayan öğrenciyi garipsemeye başladım. Ya ailesinin maddi durumunun çok iyi olması lazım ya da ikinci bir seçenek yok. Ailesinden gelen parayla geçinebilmesi lazım ki ailelerin de aldığı maaşlar ortada. Onların da bize verebildikleri destekler kısıtlı. Öğrencilere çalışmaktan başka bir seçenek kalmamış oluyor” dedi.

Öğrenciler Ev 4

“Bir kafede iki çay içmek artık lüks oldu”

Bir zamanlar sinemaya gitmek lüksken, artık bir kafede iki çay içmenin lükse dönüştüğünü söyleyen Erdem, “Benim için sosyalleşme en fazla kısıtladığım konu oluyor. Zaten zamanım kalmıyor okul ve işten dolayı. Zamanım olduğunda da param olmuyor. Bunun için daha fazla çalışıp para kazanmam lazım. Bu sefer de zaman olmuyor. Çıkmaza giriyoruz. Bazen kafede bir kahve içebilmek bile çok lüks kaçıyor bize. Kahve aldığınız zaman o günün hesabını yapmanız gerekiyor. Bir sinemaya gitmek çok zor gibiyken kafede ikinci, üçüncü çayı içebilmek bile benim için daha çok sıkıntı olabiliyor. Oturup hesap yapmam gerekiyor sürekli” diye konuştu.

“Artık dışarda değil evlerde bir araya geliyoruz”

Ekonomik sebepler nedeniyle dışarda buluşmak yerine evlerde toplandıklarını söyleyen Aziz, “Dışarda kahve içmek 100 liranın üstünde olduğu için evde toplanıyoruz. Evde filtre kahve yapıyoruz mesela. Onun dışında lüks oldu sosyalleşmek. Dışarda birileriyle oturmak, çay içmek bile belli bir noktada lüks olunca eve kapanıyorsun. Bizim geniş bir arkadaş çevremiz olduğu için burada buluşarak devam ettiriyoruz. KYK yurtları koğuş gibi. Geçenlerde de fare çıkmış. Yaşanmaz halde. 4 bin lira KYK ile nasıl yaşayacaksın ki? O 4 bin lira en basit giderlerini, ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Artık lüksün ötesine geçmeye başladı” dedi.

Eskişehir’de Öğrencilerin Geçim Mücadelesi 1

“Okuma çabası yaşayabilme çabasına dönüştü”

Öğrencinin okul için harcaması gereken çabanın yaşayabilme çabasına dönüştüğünü anlatan Erdem, “Ankara’daki arkadaşlarım daha zor durumda. Kiralar daha yüksek, yaşam çok daha pahalı. Oradaki arkadaşlarım da okuldan sonra mesaiye gidiyor. Bir öğrencinin okul için harcaması gereken çaba, yaşayabilme çabasına dönüşmeye başladı. Ankara, İstanbul, İzmir gibi yerlerde yaşayan arkadaşlarımız var. Onlar bizden daha çok zorlanıyor” diye konuştu.

“Alışverişi en ucuz marketlerden yapıyoruz”

Market alışverişini en ucuz marketlerden yapmaya çalıştıklarını ifade eden Erdem, “Olabildiğince en ekonomik şekilde alışverişimizi yapmaya çalışıyoruz. Meyve, sebze alma kısmında çok fazla yemiyoruz. Manavdan almak zorunda kalıyoruz. Manav bir arkadaşımız var. Onun sayesinde biraz daha uyguna getirebiliyoruz bu kısımları. Alışveriş kısmı en çok bel büken durum. En uygun şekilde, en ucuz nasıl alınır diye hesabını yapmamız gerekiyor. Ucuz olan marketlerden bakıyoruz. Deterjan alırken bile hesabını yapıyoruz. Hesabını en başından tutmazsak ay sonu denilen dönemde bizi patlatabiliyor. O noktada kredi kartı borçları başlıyor. Kredi kartı daha da içinden çıkılmaz bir noktaya getiriyor. Kredi kartı derdi öğrencilikten başlıyor artık” şeklinde konuştu.

“26ALTI26 Genç Yaratıcılar Programı”nda geri sayım başladı
“26ALTI26 Genç Yaratıcılar Programı”nda geri sayım başladı
İçeriği Görüntüle

“İmkanım olsa da yurt dışına gitmeyeceğim”

Öğrencilerin okul bittikten sonra ne yapacaklarına dair gelecek kaygısı yaşadığına dikkat çeken Eskişehir Teknik Üniversitesi bilgisayar mühendisliği öğrencisi Ulaş Kaplan, birçok kişinin yurt dışına gitmek istediğini söyledi. Ulaş, “Benim imkanım olsa da gitmeyeceğim. Benim mücadelem burada. Kaçmak gibi geliyor bana. Çok bireysel bir davranış. Ama sınıftaki arkadaşlarım arasında yurt dışı planı yapan çok” dedi.

“Türkiye’deki koşullar yurt dışındaki gibi olsun”

Yurt dışına gitmek yerine Türkiye’deki koşulları yurt dışına eşitlemek için çaba sarf etmeyi tercih ettiğini söyleyen Erdem, “Yurt dışına gitme planım yok. Yurt dışında hayatımın daha güzel olabileceğini biliyorum ama ben kendi ülkemde yaşamayı tercih ederim. Burası bizim memleketimiz. Burayı bırakıp farklı bir ülkede yaşamak istemem. Gitmeyi düşünmüyorum. Ama buradaki koşulların yurt dışındaki koşullar gibi olmasını isterim” diye konuştu.

“Elimde olsa yurt dışına giderim”

Türkiye’de kalmayı çok istediğini fakat imkanı olursa yurt dışına gideceğini ifade eden Aziz, “Bizim memleketimiz refah açısından o seviyelere gelsin isterim ama elimde olursa giderim. Yapacak bir şey yok” şeklinde konuştu.

Kaynak: Meltem Karakaş