Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 81 ile gönderilen yazıda erkek ve kadın öğretmenlerin okul ortamına uygun olmadığı değerlendirilen tayt, mini etek, tişört ve kot pantolon gibi kıyafetleri giymemeleri hatırlatıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, MEB’in gerçek sorunlar yönelmek yerine yönünü öğretmenlerin bedenlerine, yaşam tarzlarına çevirdiğini söyledi. Demirkol, kıyafet uygulamasını dayatma olarak nitelendirdi.
“MEB önce çocukların beslenme sorununu çözmeli”
MEB Bakanı Yusuf Tekin’e sorular yönelten Demirkol, “Okullarda bir tost dahi alamayan çocukların beslenme sorununu çözemeyen bakanlık, bu önlük bütçelerini hangi kaynakla karşılayacaktır? Eğitimde nitelik aranıyorsa bakılması gereken yer öğretmenlerin giysileri değil, okulların fiziki koşulları ve çökertilen eğitim sistemidir” dedi.
“Dayatmayı itibar olarak sunmaya çalışıyorlar”
MEB Bakanı’nın dayatmayı itibar olarak sunmaya çalıştığını söyleyen Demirkol, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 il valiliğine gönderilen genelge ve ardından yayımlanan "Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu" bakanlığın eğitimdeki yapısal krizleri çözmek yerine yönünü yine öğretmenlerin kılık kıyafetine, bedenlerine ve yaşam tarzlarına çevirdiğini açıkça göstermektedir. Sayın Bakan’ın kameralar karşısına geçerek bu dayatmayı bir "itibar koruma tedbiri" ve "hatırlatma" olarak şirin gösterme çabaları, gerçeği örtbas etmeye yetmemektedir. Okulların temizlik, hijyen, bina yenileme gibi onlarca sorunları varken, tasarruf tedbirleri adı altında öğretmenlerin hakları gasp edilirken ve öğrencilerimiz okula aç gidip gelirken; Çocuk işçiliğini meşrulaştıran MESEM'ler yoluyla onlarca çocuğumuz tacizlere, istismara uğrayıp, küçücük yaşta iş cinayetleriyle hayatlarını kaybederken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli işini bırakıp öğretmenlerin kaç cepli, hangi kumaştan önlük giyeceğinin peşine düşmesi anlaşılmaz bir tutumdur” dedi.
“Eğitimdeki nitelik öğretmenlerin kıyafetiyle ölçülmez”
Eğitimdeki niteliğin öğretmenlerin kıyafetiyle ölçülemeyeceğini ifade eden Demirkol, “Öğretmenlik mesleğinin itibarı beyaz alpaka kumaşlarla, paslanmaz çıtçıtlarla ya da tek tip kıyafet kalıplarıyla sağlanamaz. Öğretmenin itibarı; pedagojik formasyonunda, savunduğu bilimsel ve laik eğitimde, emeğinin karşılığı olan insanca yaşam ücretinde gizlidir. "Rol model" olma bahanesiyle özellikle kadın eğitim emekçilerinin kıyafetleri üzerinden giyim kuşamlarını hedef alarak, öğretmenlerin itibarını tartıştıran anlayış pedagojik bir kaygıyı değil, ideolojik bir kuşatmayı gözetmektedir. Birkaç münferit örneği bahane ederek 1 milyon 200 bin öğretmene kılık kıyafet sınırları çizmek, öğretmenlerin mesleki bağımsızlığına ve iradesine hakarettir. Soruyoruz: Okullarda bir tost dahi alamayan çocukların beslenme sorununu çözemeyen bakanlık, bu önlük bütçelerini hangi kaynakla karşılayacaktır? Eğitimde nitelik aranıyorsa bakılması gereken yer öğretmenlerin giysileri değil, okulların fiziki koşulları ve çökertilen eğitim sistemidir” şeklinde konuştu.
“Özgür kılık kıyafet eylemimizin arkasındayız”
Demirkol, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Eğitim Sen olarak yıllardır sürdürdüğümüz özgür kılık kıyafet eylemimizin arkasındayız. Uluslararası anlaşmalar, anayasal haklar ve Danıştay kararları sonucu sendikal eylem ve etkinliklere katılmak kısıtlanamaz, Bu doğrultuda yasalardan kaynaklanan sendikal eylem ve etkinliklere katılmak için öncesinden izin alma, dilekçe verme ve bildirim yapma gibi bir zorunluluk yoktur. Bu şekilde dayatmalarda bulunan ilgililer hakkında sendikal örgütlenme ve hakları engelledikleri için hukuki girişimlerde bulunacağımızı bildiririz. Bakanlığın yapay gündemlerle eğitimi gericileştirme ve otoriterleştirme hamlelerine karşı meydanları da sınıfları da terk etmeyeceğiz!”





