Rahmi Yıldırım, Ankara’nın en etkili gazetecileri arasında yer alıyordu. Kendisiyle gençlik yıllarından tanışma fırsatım oldu.

1990’lı yıllarda Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin Eskişehir Şubesi’nde görev yaparken, Ankara’da yapılan genel kurullara da delege olarak katılıyorduk. Onunla gazeteciliği konuşmak onu dinlemek paha biçilemezdi.

Rahmi Yıldırım, vekaleten de olsa bir yıl genel başkanlık yapmış, Onur Kurullarında yer almıştı…

Bizimle hep yakından ilgilenirdi! ÇGD’nin mücadeleci ismiydi. Her ÇGD üyesine bunu aşılamaya çalışırdı.

2003 yılında yapılan genel kurulda İsmet Demirdöğen genel başkanlığı bırakmış Doğan Tılıç hocamız genel başkan olacaktı.

Ancak, ortada bir sorun vardı…

-Can Dündar!

Doğan hocanın yönetiminde yer alacaktı!

Rahmi Yıldırım, sert çıktı! Can Dündar’ın bir eserden “intihal” yaptığını söyledi. Dahası Yargıtay kararıyla da Dündar’ın intihal yaptığının kesinleştiğini söyledi!

Genel kurul salonu buz kesmişti!

Rahmi Yıldırım’ın genel kurul salonunda yaptığı konuşmayı dün gibi hatırlıyorum…

-İntihali normal hale getiriyorsunuz. Meşrulaştırıyorsunuz!

Genel kurulda Can Dündar’ın dernekten ihraç edilmesi için oylama yapıldı. Eskişehir’den genel kurula meslek büyüğüm Rahmi Emeç ile birlikte katılmıştık. Eskişehir’den iki delege ve bir kaç kişi daha Rahmi Yıldırım’a destek vermiş ve “Can Dündar’ın dernek üyeliğinden çıkarılması yönünde” oy kullanmıştık. Ancak, çoğunluk Onur Kurulunun kararına katılmadı.

Kurulun hazırladığı rapor daha sonra “Gazetecilik ve ahlak” kitabı haline getirildi.

Genel kuruldan kısa bir süre sonra Rahmi Yıldırım, Metin Aksoy, Ali Tartanoğlu gibi çok büyük gazeteciler ÇGD’den istifa ettiklerini duyurdu.

Haberi öğrendiğimde Rahmi Yıldırım abimizi aradım. Uzun uzun konuştuk.

-Ne yapmalıyız? Soruma şu yanıtı verdi:

-Derneğinize sahip çıkın!

Çok üzgünüm! Büyük bir gazeteciyi, Rahmi Yıldırım’a bugün veda ettik. Mekanı cennet olsun!

ÖNCE ASKERDİ!

Rahmi Yıldırım’ın konuşması hararetli, heyecanlı ve sertti.

İlk kez karşılaşanlar bir askerle konuştuklarını sanabilirdi. Sanmaları da boşuna değildi zaten…

Yıldırım, gazetecilikten önce askerdi!

Kara Harp Okulu’ndan jandarma subayı olarak mezun olmuştu. 1982 yılında “Yasa dışı görüşleri benimsediği” gerekçesiyle, darbeci Kenan Evren’in kararnamesiyle ordudan atılmıştı. Yalnızca subaylığı elinden alınmamış bir de tutuklanmıştı…

Metris cezaevinde 2 yıl tutuklu kalmıştı…

O dönem cezaevlerinde tek tip elbise dayatması yapılmış, bu dayatmaya karşı çıkan isimlerin arasında yer almıştı…

Tek tip elbiseleri yırtıp atıyorlardı!

Bu nedenle mahkemeye de atlet –külotla çıkarılmışlardı.