Siyasette en zor şey seçim kazanmak değildir.

En zor şey, alıştığın düzeni terk edebilmektir.

Çünkü insan, doğası gereği belirsizlikten korkar. Tanıdığı çevreyi, bildiği kuralları, alıştığı makamı korumak ister. Bu sadece siyasette değil, hayatın her alanında böyledir. İnsan çoğu zaman başarısız olmaktan değil; sahip olduklarını kaybetmekten korkar.

İşte tam da bu nedenle gerçek liderlik, güvenli limandan ayrılabildiğin gün başlar.

Özgür Özel'in son dönemde izlediği siyasi çizgi bu açıdan son derece önemli!

Uzun yıllar boyunca Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal yapısı içinde siyaset yaptı. Parti içindeki dengeleri, gelenekleri ve alışkanlıkları yakından tanıdı. Ancak bir noktadan sonra, siyasetin sadece mevcut düzeni koruyarak ilerleyemeyeceğini gördü.

Tarih, değişimden korkanların değil! Değişimi yönetebilenlerin hikâyesini yazar.

Geriye bir bakın! Büyük liderlerin ortak bir özelliğini görüyoruz. Hepsi bir gün konfor alanlarından çıkmayı göze aldılar. Risk aldılar. Eleştirildiler. Hatta çoğu zaman en sert tepkiyi kendi yol arkadaşlarından gördüler.

Çünkü değişim, önce içeride dirençle karşılaşır.

Siyasette de böyledir.

Bir hareket, yalnızca mevcut yapıyı yöneterek büyüyemez. Bazen yeni bir yol açmak gerekir. Yeni bir dil kurmak gerekir. Yeni insanlara ulaşmak gerekir.

Liderlik tam da burada ortaya çıkar.

Tarih en büyük öğretmendir.

Onu dikkatle okuyanlar bilir ki hiçbir siyasi hareket, sadece kendi çekirdek kitlesine seslenerek iktidara yürüyemez. Toplum değişir. Beklentiler değişir. Siyaset de buna uyum sağlamak zorundadır.

Bugün görünen tablo, Özgür Özel'in yalnızca parti içi dengelerle yetinmeyen, daha geniş toplumsal kesimlere ulaşmayı hedefleyen bir siyaset üretmeye çalıştığını gösteriyor.

Bu tercih, elbette beraberinde ciddi riskler de getiriyor.

Çünkü alışılmış sınırların dışına çıkmak her zaman eleştiri doğurur.

Ancak siyaset, sadece mevcut seçmeni koruma sanatı değildir; yeni seçmen kazanma sanatıdır.

Gerçek liderler, kalabalığın rahat ettiği yerde durmayı değil; gerektiğinde yeni bir yol açmayı tercih ederler.

Belki de bugün yaşanan sürecin en önemli tarafı budur.

Liderlik, makam sahibi olmak değildir.

Liderlik, gerektiğinde alışkanlıklarını geride bırakabilmektir.

Konfor alanını terk edebilmektir.

Belirsizliğin içine yürüyebilmektir.

Ve en önemlisi…

Kendini yeniden inşa edebilmektir.

Siyasetin uzun tarihinde bunun sayısız örneği vardır. Değişimin öncüsü olanlar çoğu zaman ilk adımı attıklarında yalnız kalmış, hatta kendi çevreleri tarafından anlaşılmamışlardır. Fakat zaman, hangi tercihin doğru olduğunu çoğu kez geriye dönüp bakıldığında göstermiştir.

Son sözü ise her zaman seçmen söyler.

Siyasette kalıcı olan isimler, yalnızca mevcut düzeni koruyanlar değil; gerektiğinde o düzeni değiştirecek cesareti gösterebilenlerdir.

İKTİDARI ELEŞTİRMEYİ DENEYİN!

CHP bölündü. Değişimciler partiyi bıraktı ve gitti. Yeni bir parti kurdular. Devasa bütçeyi bıraktılar. Binaları bıraktılar…

Üstelik üyelerin büyük çoğunluğu da istifa etmedi. Partinin üyeliğini sürdürüyor…

CHP parlamentodaki güçlü muhalefet partilerinden birisi konumunda. Artık ana muhalefet partisiyle uğraşmayı bırakması gerekir.

Bundan sonra CHP’den ayrılanları değil, biraz da iktidarı eleştirmeyi deneyin!