Çok seversen üzülürsün…
Çok değer verirsen üzülürsün…
Çok bağımlı olursan üzülürsün…
Çok âşık olursan kaybedersin…
Çok ihmal edersen kaybedersin…
Çok kafaya takarsan kaybedersin.
Bu cümleler hafızanızda yer etsin diye üstüne bastıra bastıra sıraladım.
Her şeyin “çoğu”, “fazlası” zarardır arkadaş!
Kendinden sakındıklarını bir başkasına anlam yükleyerek yaşamaya, mutlu olmaya çalışırsan eğer…
“Çok” fena sınanırsın.
Benden söylemesi…
Sürekli “alma- verme” dengesinden bahsederim çevremdekilere…
Hayata ne verirsen onu alırsın…
İyi ya da kötü…
Evren yapılan iyi ya da kötü hiçbir şeyi karşılıksız bırakmaz.
Hatta bazen boşa yaşadığını düşünürsün…
“Boşa” yaşarken bile bir an da “boşluğa” düşürüverir seni…
Ya da karşılık beklemeden bir işe adamışsındır kendini…
Farkında olmadan mükafatıyla ödüllendiriverir…
Sırrı basittir, uygulaması zordur.
“Kendine” yatırım yap der…
“Kendine” yaşa…
“Kendini” sev…
Kendinle başlayan her şey bir süre sonra çevrene yayılır.
Işık olur.
Hem senin hayatın renklenir, hem çevren senin renginle aydınlanır.
Kendini sevmekle megaloman olmayı karıştırmayın…
Megaloman olmak kendini büyük görmek demektir.
Orada da “çok” vardır aslında…
Büyüklük değildir kendini sevmek…
Kendine “değer” vermenin kendini beğenmişlikle ilgisi yok.
Diyorum ya orada bile “dengeyi” korumak önemli.
Ben neden yazdım yine bunları?
Bir an da aklıma düştü…
Sizin de aklınıza düşürdüm.
Diyeceğim o ki;
Çok sevilmek ve üzülmek istemiyorsan “kendini” seveceksin.
Çok değer görüp üzülmek istemiyorsan “kendine” değer vereceksin.
Bağımlı olmayacaksın…
Çok’ları kenara bırakacaksın.
Tabiki de azla yaşamayı öğreneceksin demeyeceğim.
Ama dengeli yaşamayı öğreneceksin arkadaş.
Yoksa üzülürsün, yoksa üzerler…
Bir bildiğim var.
Yorumlar