Geçtiğimiz günlerde muhabir arkadaşımız Şüheda Buse Çimen, sokakta vatandaşa “Eskişehir milletvekillerini tanıyor musunuz?” diye sordu. Gelen cevapların çoğunda tam olarak vekillerin ismini söyleyen bir kişi çıkmadı. Türlü türlü cevaplar verildi. Yarım yamalak “Çakır” diyerek Utku Çakırözer’in soy adını söyleyeme çalışan, ya da bir önceki dönem milletvekillerinden Emine Nur Günay’ı kastederek “Emine” diyen, “İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen biri var ama ismini hatırlayamadım” diyen derken, vatandaşlar vekillerin isimlerini tam anlamıyla ifade edemedi. Sadece bir kişi, “Çakırözer ve İbrahim Arslan” dedi. Yine geçenlerde 2 Eylül Gazetesi’nden arkadaşlarımız “Eskişehir’de CHP’nin il başkanını biliyor musunuz?” diye sormuş. Oradan da Ayşe Ünlüce, Kazım Kurt gibi cevaplar çıkmış.

Eskişehir’de gördüğüm kadarıyla özellikle CHP milletvekilleri basın açıklamalarında, emeklilerin yürüyüşlerinde bulunmaya çalışıyor. Fakat çoğu zaman bunlar tek başına yeterli olmuyor. Sadece temsiliyeti olan; iş çözme ya da vatandaşın derdine derman olma noktasında milletvekilliği makamının etkisinin ve yetkisinin kalmadığı mevcut sistemde vatandaşın pek vekillere ilgisi, merakı yok maalesef. Ama burada mesele sadece insanların Eskişehir milletvekillerinin ismini bilememesi de değil. Siyaset tabii ki bir grup insanın hayatının merkezinde ya da en önemli gündemlerinden biri, özellikle dedikodu varsa amaHamamyolu’ndaki vatandaşın hayatının merkezinde siyaset ve onun temsilcileri mi vardır gerçekten?

Asgari ücretin 28 bin lira, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olduğu bir ülkede vatandaşın gündeminde gerçekten ne vardır sizce? Ben söyleyeyim, akşam evine giderken ekmek alabilecek mi, kirasını ödeyebilecek mi, market alışverişini yapabilecek mi, çocuğuna harçlık verebilecek mi, faturalarını ödeyebilecek mi? Bu bayram ikramiyeye zam yapılacak mı? Hamamyolu’na şöyle bir çıkın dolaşın. Kimin gözlerinin içi gülüyor? İnsanların omuzlarında görünmeyen ama yüzlerine baktığınızda hissettiğiniz koca bir yük ve umutsuzluk var.

Yoksulluğun, ekonomik dar boğazın içinde kim siyaseti şahıslar üzerinden takip ediyordur?Hele ki lider merkezli siyasetin güçlendiği Türkiye’de milletvekilleri, il başkanları bulundukları illerde eskisi kadar karşılık bulmuyor. Bir de sokaktan, çarşıdan, pazardan uzaksanız; çarşıya, pazara sadece fotoğraf çektirmeye gidip vatandaşı dinlerken bir gözünüz de kapıdaysa tamam. Sizi kimse tanımaz, bilmez. Artık daha çok doğrudan vatandaşın günlük sorununu çözen, çözüm üreten makamlar, belediye başkanları gibi, biliniyor, tanınıyor ya da karşılık buluyor diyebiliriz.

Kısaca, vatandaşın canı burnunda, derdi başından aşmış. İçinde bulunduğu dar boğazın sebebide malum. Muhalefete sorsanız sorumlusu tek başına iktidar. Ama muhalefet partileri de çok masum değil. Ama vatandaşa sorsanız A’sı, B’si, hepsi. Siyaset makamı ve onu temsil edenler. Yani vatandaşın durumunu düşününce, milletvekilleri, “iyi ki bizim isimlerimizi bilmiyorlar” diye sevinmeli bence.