Geçtiğimiz hafta Eskişehirspor taraftarıyla birlikte dünya gündeminde yeniden konuşuldu. Uluslararası krizlerde savaş karşıtı tutumuyla dikkat çeken İspanya ile Türk sosyal medya kullanıcıları arasında beklenmedik bir etkileşim doğdu. X platformunda başlayan paylaşımlar kısa sürede yayıldı. Espriler, mesajlar, karşılıklı göndermeler. Bu yakınlaşma sırasında Eskişehirspor tribünlerinin yıllar önce söylediği “Espana” marşı da yeniden hatırlandı.

**

Bir tribün marşının yıllar sonra bile başka bir ülkenin gündeminde hatırlanması boşuna değildir. Çünkü Eskişehirspor yalnızca bir futbol takımı değildir. Türk futbolunun hafızasında iz bırakan, birçok şeyin başlangıcında adı geçen bir kulüptür.

19 Haziran 1965 tarihinde kurulan Eskişehirspor, Anadolu’dan yükselen büyük bir futbol hikâyesinin simgesi oldu. O yıllarda Türk futbolu belirli merkezlerin etrafında şekilleniyordu. Anadolu’dan bir takımın çıkıp güçlü bir ses olması kolay değildi. Ama Es Es bunu başardı. Sahada mücadele eden bir takım olmanın ötesinde, bir şehir ruhunun temsilcisi haline geldi.

**

Tribün kültürünün Türkiye’deki en bilinen isimlerinden biri olan Amigo Orhan da bu hikâyenin parçasıdır. Eskişehirspor tribünlerinde ortaya çıktı. Zaten amigo kelimesi bile İspanyolcada arkadaş anlamına gelir. Bu konuda bile İspanyollar ile bir bağlantı var. 1970’li yıllarda tribünleri organize eden, tezahürat düzeni kuran Amigo Orhan yalnızca bir tribün lideri değildi. Türkiye’de modern amigo kültürünün başlangıcını temsil eden bir figürdü.

Eskişehirspor taraftarı o yıllarda tribünde durmakla yetinmedi. Deplasman yollarına düştü. Otobüslerle kilometrelerce yol giden, takımının peşinden şehir şehir dolaşan ilk büyük taraftar topluluklarından biri oldu. Bu kültür daha sonra Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı. Bayraklar, pankartlar, toplu tezahüratlar. Bugün birçok statta gördüğümüz görüntülerin temelinde Eskişehirspor tribünlerinin bıraktığı iz var.

**

20 Ekim 1971 tarihinde oynanan Eskişehirspor ile Dinamo Moskova karşılaşması Türk futbol tarihinde ayrı bir yere sahiptir. Bu mücadele Türkiye’de televizyonlardan canlı yayınlanan ilk uluslararası kulüp maçı olarak hatırlanır. O gün sahada yalnızca bir maç oynanmadı. Türk futbolu için yeni bir dönem başladı.

Aynı yıl Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda Finlandiya temsilcisi MP Mikkeli ile oynanan rövanş maçında Es Es sahadan 4-0 galip ayrıldı. O gün Fethi Heper dört gol attı. Bir Türk futbolcusunun uluslararası bir maçta attığı ilk dört gollük performans olarak tarihe geçti.

Eskişehirspor Avrupa kupalarında da iz bıraktı. Bir dönem Sevilla’yı eleyerek bir İspanyol takımını kupaların dışına iten ilk Türk kulübü oldu. Müzesinde bir Cumhurbaşkanlığı Kupası, üç Başbakanlık Kupası ve bir Türkiye Kupası bulunur. Her biri Anadolu’dan yükselen büyük bir mücadelenin hatırasıdır.

**

Tribünlerdeki yenilikler de burada bitmedi. 25 Nisan 1982 tarihinde Eskişehir Atatürk Stadyumu’nda Adanaspor maçında yapılan karton koreografi Türk tribünlerinin ilk örneklerinden biri olarak hatırlanır. Taraftarlar kartonlarla “ES ES” yazısı oluşturdu. Tribünlerin yalnızca bağıran kalabalıklar olmadığını gösteren bir görüntüydü.

Deplasman tribünlerinde de unutulmaz bir sahne yaşandı. 31 Mayıs 1995 tarihinde Konya’da oynanan Eskişehirspor ile Aydınspor maçında 32 bin Eskişehirspor taraftarı tribünlerde yer aldı. Bir deplasman için olağanüstü bir sayıydı. O gün tribünlerde yalnızca bir takım desteklenmedi. Bir şehir kendini gösterdi.

Yıllar sonra bir başka rekor da alt liglerde geldi. 27 Nisan 2025 tarihinde oynanan Eskişehirspor ile Akşehirspor karşılaşmasını 33.247 kişi tribünden izledi. Bölgesel Amatör Lig için inanılması güç bir tabloydu. Bu tablo aslında Eskişehirspor’un ne olduğunu anlatıyordu. Ligler değişebilir. Ama sevda değişmez.

**

Eskişehirspor özellikle kurulduğu yıllarda Anadolu futbolunun kaderini değiştiren takımlardan biri oldu. Süper Lig’de uzun yıllar üst sıraları zorlayan siyah kırmızılı ekip, Anadolu’nun da büyük takımlar çıkarabileceğini herkese gösterdi.

Son yıllarda zor dönemler yaşandı. İki sezon Bölgesel Amatör Lig’de mücadele edildi. Bugün TFF 3. Lig 4. Grup’ta yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir Eskişehirspor var. Bu sezon şampiyonluk yarışının içinde yer alıyor.

Ama Eskişehirspor’u yalnızca bulunduğu ligle anlatmak mümkün değil. Çünkü Eskişehirspor bir sonuç tablosundan ibaret değildir. Bir şehir gururudur. Bir tribün kültürüdür. Bir futbol hafızasıdır.

Türk futbolunda bazı kulüpler vardır. Onlar yalnızca maç kazanmaz. İz bırakır.

Eskişehirspor da işte o kulüplerden biridir. Kırmızı Şimşekler her zaman Türk futbolunun en özel hikâyelerinden biri olarak kalmaya devam edecek