Kıymetli Okuyucularım!
6 Mayıs günü bizlerin ve memleketimiz nüfusunun kahir ekseriyetinin mezhebi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife (rh.)'ın vefat tarihidir. (m.767) Bu sebeple hem onu rahmet ve minnetle anmak ve hem de genç neslimize özetle de olsa öğretmek maksadıyla bu haftaki yazımı bu konuya ayırdım.
İmam-ı Azam Ebû Hanife: (80/150 - 700/767)
Kendisine İmam-ı Azam Ebû Hanife denilmiş ve bununla şöhret bulmuş, anılır olmuştur. İmam- ı Azam "Büyük İmam" demektir. İlminin çokluğundan dolayı böyle söylenmiştir. Ebû "baba", hanîf ise "doğru yolda bulunan" demektir. Ebû Hanîfe; "doğru yolda bulunan Müslümanların babası, yani imamı" demektir.
Adı Numandır. Babasının adı Sâbit, anasının adı ise kıle'dir. Hicretin 80. yılında Kûfe'de doğmuş, 150 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Numan ve ailesinin Fârisi veya Türk olduğu şeklinde görüşler vardır. Dedesi Zûta, Teym bin Sa'lebeoğulları kabilesinin azatlısı olup, Hz. Ali (r.a.) zamanında Kâbil'den Kûfe'ye gelerek orada yerleşti.
Sâbit, Hazret-i Ali (r.a.)'ın hizmetinde bulunmuş ve kendisi ve nesli için onun duasını almıştır.
Tasavvuf bilgilerini Silsile-i Aliyye'nin büyüklerinden olan Cafer'i Sâdık'tan öğrendi. Şöyle ki; İmam-ı Azam'ın babası Sâbit öldükten sonra annesi, İmam Cafer'i Sadık (k.s.) ile evlenmiştir. İmam-ı Azam hazretleri bu muhterem zatın terbiyesinde yetişmiş, onunla sohbet edip feyiz alarak tasavvufta yüksek makamlara kavuşmuştur. Ashâb-ı Kiram'dan birkaç zatı görmekle tâbiinden olma şerefini kazanmıştır.
İslamın hakim olduğu bir ortamda yetişen Numan b. Sabit, küçük yaşta Kur'an-ı Kerimi hıfzetti. Kırâatı, yedi kurrâdan biri olarak tanınan İmam-ı sım'dan aldığı rivayet edilir. Arapça'nın o zamanlarda tasnif edilmekte olan sarf, nahiv, şiir ve edebiyatını öğrendi. İlk gençlik yıllarında babası gibi ticaretle (yün ve kumaş ticaretiyle) meşgul oldu. Ebû Amr bin Şa'bi'nin sözleri üzerine işini ortağı Hafs b. Abdurrahman'a devrederek ara-sıra dükkanına uğramış, asıl işi ilim meclislerine devam etmek olmuştur. O zaman henüz 22 yaşındadır.
Ebû Hanife'nin yaşadığı yer ve çağda itikadi fırkalar çoğalmış, bir sürü bozuk fırkalar ortaya çıkmıştır. Mantığı çok kuvvetli olan Nûman, kelâm, münazara ve diğer ilimleri öğrenip fıkıh ilmini tahsile başladıktan sonra, itikadi meselelerde insanları doğru yoldan ayırmakta olan sapık fırkalarla mücadele etti. Dehrî denilen inkarcılarla, Şîa, Kaderiye ve diğer fırkalarla uzun münazaralar yaparak Ehl-i Sünnet itikadını yaymıştır.
İmam-ı Azam Ebu Hanife, en mükemmel usuller ile yaptığı uzun çalışmaları ve ictihadı neticesinde çözdüğü ve tedvin ettiği fıkıh bilgileriyle müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde islamiyeti doğru bir şekilde yaşamak için takip edecekleri bir yolu gösterdi ve bu yola "Hanefi Mezhebi" denildi.
İmam-ı Azam, kırk sene yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kıldı. Elli beş defa hac yaptı. Son haccında Kâbe-i Muazzama'nın içine girip burada iki rekat namaz kıldı. Namazda bütün Kur'ân-ı Kerim'i okudu. Sonra ağlayarak, "Ya Rabbi! Sana layık ibadet yapamadım. Fakat senin akıl ile anlaşılamayacağını iyi anladım. Hizmetimdeki kusurumu bu anlayışıma bağışla" diyerek dua etti. O anda bir ses işitildi ki; "Ey Ebu Hanife! Sen beni iyi tanıdın ve bana güzel hizmet ettin. Seni ve kıyamete kadar senin mezhebinde olup, yolunda gidenleri af ve mağfiret ettim" buyuruldu.
İmam-ı Azam Hazretlerinden Bazı Nasihatler:
*Elli senedir insanlarla ünsiyet ederim. Ne kusurlarımı af eden bir dost, ne de gazabımı teskin eden ve ayıbımı örten bir ahbap bulabildim.
* Halk arasında bulunduğun zaman sana bir şey sorulmadıkça konuşma!
* Kahkaha ile gülme, sokağa çok çıkma! Bunlar alimin vakarını rencide eder.
* Tamahkâr olma, yalan konuşma!
* İnsan ne kadar ibadet etmiş olsa da, karnına giren lokmanın helal veya haram olduğunu bilmedikçe ibadetin hükmü yoktur.
* Üstadım Hammâd hazretlerine, pederle valideme ve kendilerinden ilim öğrendiğim zatlara vefatlarından beri dua ve istiğfar ederim.
Hazret-i Allah yolunda dâim, şefaatına nâil eylesin.
Hayırlı cumalar efendim..
Yorumlar
