Gürcan Banger
Asiller ve vekiller
Temsili demokrasinin yumuşak karnı, seçim sistemidir. Halk kendisini temsil etmek üzere vekillerini seçer; onlar da ‘söylenip yazıldığı şekliyle’ halk adına yönetirler. Ama halkın seçim sonrasını denetleme imkânı olmadığından, bir sonraki seçime kadar ne olup biteceği önceden kestirilemez. Diğer yandan siyaset sistemi iyiden iyiye ‘profesyonelleştiğinden’ halkın gözünü boyamak ve onu manipüle etmek sıradan bir iş haline gelmiştir. Siyasetin ‘pazarlama iletişiminin’ halkın parası ile yapılması ise işin bir başka komik yanıdır.
Siyaset, mevcut haliyle ‘seçilmiş iktidara’ itiraz alanı bırakmıyor. Hele ki; iş iktidarın despotlaşması noktasına varmaya başladığında, itiraz etmek veya karşı çıkmakzapturapta uğramayı adeta ‘legalleştiriyor’. Buna rağmen gene de sormak istiyoruz. Giderek ağırlaşan, zorlaşan hayat ve geçim şartlarına rağmen bu halk neden hâlâsusar? Neden istek ve taleplerinden oluşan isyanını ifade etmemektedir? Gerçekten değişim özlemiyle siyasal hareketlere katılan kişilerin birçoğunun, yaşam ve geçimşartlarında hızlı ve büyük bir değişiklik olasılığını çekici buldukları ortadadır. Fakat değişim talebi, ayağa kaldıracak bir kitle ruhunun oluşumu için yeterli değildir
Yaşamlarından memnun olanlar, bu ‘iyi dünyayı’ korumak; hoşnutsuz olanlar ise bu ‘kötü dünyayı’ temelden değiştirmek isterler. Fakat hoşnutsuzluk, kendi başına bir değişiklik talebi yaratmaz. Hoşnutsuzluğun muhalefete dönüşebilmesi için bireyin kendisini güçlü hissetmesi gerekir. Değişim için kendilerini yeterince güçlü bulmayan kişiler, içinde bulundukları durum ne kadar kötü olursa olsun, değişime talip olmazlar.
Gerçekten kişiler açısından mevcut dengeye sıkı sıkı sarılmanın, var olan düzen ile uzlaşmanın ardındaki nedenlerden biri de değişimi sağlayacak iktidarın imkânsız görülmesidir. Bu nedenle değişimci bir siyasal hareketin yaratması gereken kitle ruhunun birinci öğesi, yurttaşların değişimi üretecek gücün kendilerinde olduğuna inanmaları olmalıdır. Özetle; bir siyasal hareket, yurttaşları kötü gidişi değiştirebilecek kadar güçlü olduklarına ve statükonun yıkabilecekleri kadar zayıf olduğuna ikna etmelidir.
Geleceğe ilişkin inançla birleşmemiş güç de değişim için yeterli değildir; daha iyi bir gelecek inancı taşımayan güç, yeniliği önlemek, statükoyu daha istekle savunmak ve varolan düzeni korumak amacına yönelebilir. Bu nedenle bir siyasal hareketinyaratması gereken kitle ruhunun ikinci öğesi, daha iyi bir geleceğe inanç olmalıdır.
Geleceğe olan inanç, gerçek bir daha-iyi gelecek olasılığı üzerinde yükselir. Var olan düzenden ne denli hoşnutsuz olurlarsa olsunlar; daha-iyi bir yarın vizyonuolmayanlar, değişime de talip olmazlar. Yurttaşların daha-iyi bir gelecek vizyonu, değişimi yönetmeye talip siyasal hareketin güçlü bir söylem, yanılmaz bir önderlik, yaratıcı, üretken, savaşkan ve dirençli kadrolar, çağdaş teknik üstünlük imajlarıyla güçlenir. Bu nedenle bir siyasal hareketin yaratması gereken kitle ruhunun üçüncü öğesi, çözümleri üretecek bu öğelerin söz konusu siyasal harekette bulunduğuna ilişkin inanç olmalıdır.
Hoşnutsuzluğun şiddeti ile yoksulluğun derecesi, doğru orantılı değildir. Bir başka deyişle; hoşnutsuzluğun derecesi, istenilen amaca olan uzaklık ile ters orantılıdır. Aşırı yoksullar örneğinde olduğu gibi; insanca bir yaşamdan çok uzak olan bireylerin,var olan düzenden hoşnutsuzluk düzeyleri de çok düşüktür. Değişimin en sıcak talipleri, ruhen ve fikren hemen-hemen noktasında bulunan yurttaşlardır. Bu nedenle bir siyasal hareketin yaratması gereken kitle ruhunun dördüncü öğesi, yurttaşların çözümün mümkün olduğu ve daha da önemlisi, toplumun çözüme yakınlık açısından ‘neredeyse’ noktasında bulunduğuna olan inançlarıdır.
Bir siyasi hareketin başarısızlığını açıklayabilmesi için öncelikle yukarıdaki şartları ne ölçüde sağlayabildiğine bakması gerekir. Halkın kendisini anlamadığından şikâyetetmek yerine, –türü ve yeri ne olursa olsun– iktidar olmanın gerek ve mekanizmalarını yerine getirmek önceliklidir. Bu gerekler sağlandığında muhtemelen şikâyete yer, zaman ve gerek kalmayacaktır. Unutulmamalı ki, her zaman değişimin şartları ve imkânları var.