Belediye meclislerinde görev alan meclis üyeleri, en az belediye başkanları kadar önemli bir misyona sahip. Kimi zaman ön seçimle kimi zaman da parti kurmaylarıyla kurdukları ilişkiler üzerinden aday oluyorlar. Hepsi o koltuklara siyasi kimlikleriyle birlikte oturmuş olsalar da yetkinlikleri, meslekleri, çalıştıkları alanlar da kendileriyle beraber meclis salonlarına geliyor.

İşin sosyal boyutu olsa da belediyecilik büyük oranda teknik bir iş. Alt yapı, üst yapı, su, imar düzenlemeleri, ulaştırma şehrin fiziksel gelişimini sağlıyor ve bununla beraber o şehrin sosyal gelişimi de şekilleniyor.

Geçtiğimiz günlerde TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Salih Eğerci ile yaptığımız röportajda kendisi de bu konuya dikkat çekti. Salih Eğerci belediye meclislerini teknik anlamda zayıf buluyor ve “Meclisteki gündemlere baktığımız zaman, rantsal gündemlerin olduğu, sağlıklı tartışmaların yapılmadan sürecin yürütüldüğü kısımlar oluyor. Eskişehir bu anlamda biraz geride duruyor. Mühendislerin, mimarların, şehir plancıların mecliste söz sahibi olabileceği bir ortamın yaratılması gerekiyor. Siyasi partilerin bununla ilgili çalışma yapması gerekiyor. Kimlerin meclis üyesi olması gerekiyor ile ilgili bazı kıstaslar olması lazım” diye ekliyor.

Eğerci’nin sözlerine katılmamak mümkün değil. Belediyelerin her ne kadar mühendis, mimar ve şehir plancı çalışanları olsa da meclisin gündem maddelerine sadece siyasi bir pencereden değil bilim ve tekniğin süzgecinden geçirerek bakan meclis üyelerine de ihtiyacı var.

Meclis üyesi olan teknik isimler tabi ki var. Ama maalesef birçoğu mecliste sessiz kalıyor ve özellikle teknik konular ya da imar düzenlemeleri gündem olduğunda yıllardır aynı isimler konuşuyor ve aynı şeyleri söylüyor. Oysa meclis toplantılarında belediye başkanını yönlendiren, yeni fikirler ortaya koyan, ufuk açan teknik isimler, hem belediye başkanlarına artı yazmasını sağlar hem de şehrin gelişimine ciddi katkı sunar.

Meclislere baktığımız zaman birçoğu ya avukat ya esnaf ya da müteahhit. Ve maalesef kasaba siyaseti yapar gibi bir anlayış… Tartışmalar, tartışmaların düzeyi… Avukatlar mevzuata hakim olma açısından tabi ki önemli ama meclis üyeleri ve komisyon üyeleri belirlenirken bazı hassasiyetlere de dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Örneğin, imar komisyonuna üye seçilirken mühendis bir meclis üyesini oraya yazabilirsiniz ama şehirde tek gelir kaynağı müteahhitlik olan bir meclis üyesini yazmak ne kadar etik ya da ne kadar adaletli?

Yine bir örnek vermek gerekirse çevre, sağlık komisyonuna üye belirlenirken, hangi kriterler dikkate alınıyor merak ediyorum. Kişilerin sosyal çevresine mi yoksa çevre ve sağlık konusunda yeterliliğine mi? Bizim çocukluğumuzda okullarda kültür edebiyat kolu, Kızılay kolu, Yeşilay kolu gibi kollar vardı. Şimdilerde bunlara kulüp deniyor. Bazen ilgimize göre dahil olurduk bazen de boş kalan yerlere öğretmenlerimiz isimlerimizi karışık yazardı. Meclis üyelikleri de çocukluğumuzdaki o kollara benzememeli diye düşünüyorum.

Bunları yazarken doğrudan belediye ve isim yazmak istemiyorum ama meclis üyelikleri sadece siyasetçilerin ya da bazı isimlerin meclis üyeliklerinden milletvekilliğine, belediye başkanlığına sıçradığı yerlere dönüşmemeli. Yaşadığı şehre dair kaygısı, derdi olan liyakatle, bilgisiyle o koltuklara gelen isimler olmalı biraz da. Belediye başkanları da çalışacakları ekipleri belirlerken sadece parti üyeliğine değil kimin neyi, neden istediğine bakmalı…