Hukukçu Yalaz ve Dalgıç söyleseler, ‘’Bu işler nasıl oluyor?’’

Tepebaşı Belediyesi ile ilgili olarak hazırlanmış bir Sayıştay Raporu var.

Dikkat çekici yanları oldukça fazla…

En dikkat çekici olanlar da ‘’bulgular’’ başlığı altında sıralanan tespitler.

Raporun 40’ncı sayfasındaki bulgular baskı işleri ile ilgili…

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün baskı yaptırılması işinin parasal tutarı 26 Milyon 846 Bin 116 Lira 20 Kuruş…

Kültür Müdürlüğü’nün yaptırdığı baskı işlerinin parasal tutarı 20 Milyon 825 Bin 742 TL…

Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün yaptırdığı baskı işleri var.

Onların parasal tutarı da 20 Milyon 674 Bin 278 TL…

3 müdürlüğün baskı işleri için ödediği para 68 Milyon TL…

Oldukça yüksek bir tutar.

Son derece dikkat çekici…

Asıl dikkat çekici olan bu işlerin yaptırılma yöntemi…

İhale yapılması söz konusu değil…

‘’Doğrudan temin’’ yöntemi ile yaptırılmışlar.

Yaptırılma tarihleri arasındaki süre uzun değil…

Baskı işlerine ait faturaların tarihi belli…

Hepsi 2024 yılının Mart ayına ait…

Belediye seçimlerinde önceki tarihler.

Basın Yayın Müdürlüğü’nün yaptırdığı baskı işleri ile ilgili ilk faturanın tarihi 08 Mart 2024…

Kültür Müdürlüğü’nün yaptırdığı baskı işleri ile ilgili ilk fatura, 13 Mart 2024 tarihli…

Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün yaptırdığı baskı işleri ile ilgili ilk faturanın tarihi de 15 Mart 2024…

3 faturanın tarihleri arasındaki süre çok kısa…

En uzunu 7 gün…

Bu kadar kısa aralıklarla kesilen 3 faturanın yarattığı bir soru var.

Baskı işleri için harcanan toplam paranın tutarı 68 Milyon TL…

‘’Doğrudan Temin’’ yönteminin sınırlarını çok aşıyor.

Doğalında ihale yapılması gerekir.

İyi de neden ihale yapılmadı da ‘’doğrudan temin’’ yöntemi kullanıldı?

Sayıştay müfettişinin yanıt aradığı soru da bu…

Doğru yanıtı bilemiyoruz…

Ancak akla gelen tahmini yanıtlar oldukça düşündürücü…

Neyse…

Sayıştay Raporu’nun 19’ncu sayfasında yer alan bir başka bulgu…

Kamu kurumlarında, yüklenici firmaya ödeme yapılırken istenilen bir belge var.

O da ‘’vergi borcu yoktur’’ yazısı…

Vergi dairelerinden alınıyor.

Yüklenici firma bu belgeyi getirmeden kendisine ödeme yapılmaz…

Yapılırsa ‘’yasa ve yönetmelikler çiğnenmiş’’ olur.

Bir başka anlatımla da ‘’usulsüzlük’’ olur.

Tepebaşı Belediyesi’nde ödeme yapılırken yüklenici firma ya da şahıslar yerine avukatlarından ‘’vergi borcu yoktur’’ yazısı istenmiş…

Firma ya da şahıslara yapılması gereken ödemeler avukatlara yapılmış.

Bu olacak şey değil…

Sayıştay müfettişi de ‘’olmaz’’ demiş zaten…

Olmayacak iş oldurulmuş.

İyi de neden?

Bilemiyoruz artık…

CHP İl Başkanı Talat Yalat, Tepebaşı Belediyesi’ni savunurken ‘’bir hukukçu olarak’’ demeyi ihmal etmiyor.

Soralım bakalım…

‘’Bir hukukçu olarak’’ ne diyor bu işe?

Aynı sorunun yöneltilmesi gereken bir kişi daha var.

O da Atilay Dalgıç…

Belediye Meclisi Üyesi, aynı zamanda da avukat…

1946 doğumlu Ahmet Ataç’a ‘’her zaman zinde, her zaman genç, hep güler yüzlü’’ tanımlaması yapan hukukçu Meclis Üyesi Atilay Dalgıç’a da soralım…

Bu işler nasıl oluyor?

İki hukukçu soruları yanıtlasalar da kamuoyu da öğrense…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Vedat Alp Arşivi