Makedonya Kral? Filipos, oğlu İskender'in ne ak?ll? bir kişi olacağ?n? ilk ne zaman sezmiş? Bir at varm?ş, öylesine az?l?ym?ş ki kimse s?rt?na binemiyormuş. Hayvan, bütün binicilerini üstünden at?p benzetmiş; kiminin kafas?n?, kiminin çenesini, kiminin kolunu, kiminin bacağ?n? k?rm?ş.
Hani şu Amerikan filmlerinde rodeo denilen zanaat?n ustalar?n? izliyoruz ya; onlara benzer ne kadar Makedonya kovboyu varsa azg?n at? bir kez deneyip derslerini alm?şlar; toprağ? öpmüşler. İskender, atla binicilerini izlerken görmüş ki, hayvan gölgesinden ürktüğü için az?yor. Bunun üzerine at?n s?rt?na atlay?p güneşe doğru sürmüş.
Arkaya düşen gölgeyi görmediğinden ürkmemiş beygir, durulmuş, İskender'in buyruğuna girmiş; herkes bu işe şaş?p kalm?ş. Kral Filipos düşünmüş:
Benim ne ak?ll? bir oğlum var, demiş, ünlü bilgeleri öğretmen olarak görevlendirip kendisine iyi bir eğitim vereyim.
O çağ?n en ünlü bilgesi Aristoteles olduğundan Kral Filipos'un emriyle İskender'i yetiştirmeye çal?şm?ş.
İskender büyük yeteneklerini geliştirmiş; ama "cihangirlik" tutkular?na saplanm?ş; dünyay? avcunun içine almaya çal?şm?ş; ordusunu ard?na takm?ş, gidebildiğince gitmiş; önüne kim ç?karsa ezmiş geçmiş.
Çoğu zaman yaln?z at değil insanoğlu da kendi gölgesinden korkup azg?nlaş?r. Böyle durumlarda en iyisi san?r?m yüzünü güneşe karş? dönmektir. Çünkü kendi gölgesinden korkan adam, güneşe, bir başka deyişle ayd?nl?ğa, (daha başka bir deyişle gerçeğe) s?rt?n? dönen kimsedir. Ürküp azg?nlaşmas? da bundand?r.