
1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)
Planlamaların önündeki en büyük engel siyaset ve egolar...
Eskişehir dışında hiçbir ilde planlama ile ilgili bir sıkıntı yok.
Eskişehir dışında hiçbir ilde, şehrin planlaması tartışma yaratmıyor.
Hemen her ilde, şehri ilgilendiren planlamalar yanlış da olsa, eksik de olsa, kabul edilip uygulamaya konuluyor.
Ama Eskişehir'de tam tersine bir durum var.
Planlamanın adı bile tartışma yaratmaya yetiyor.
Çünkü.
Eskişehir'de, diğer illerde olmayan farklı bir durum söz konusu.
Çünkü...
Eskişehir'de Büyükşehir ve iki merkez belediye hükümetin partisinden değil.
Dahası...
Eskişehir'de, özellikle planlamaların son şekliyle kararının verildiği Büyükşehir meclisinde,merkez belediyeleri kazanan ve yöneten parti değil de, merkez belediyeleri kaybeden parti çoğunlukta.
O nedenle...
Planlama söz konusu olduğunda ister istemez siyaset giriyor devreye.
İster istemez, belediyeleri kazanmış taraf "Benim istediğim gibi planlama olacak" diyor.
Ve ister istemez, belediyeleri kaybetmiş ama mecliste çoğunluk elde etmiş parti "Çoğunluk biziz. Biz karar veririz" egosu yaşayabiliyor.
Böyle bir tablo başka bir ilde olmadığı için, başta şehrin planlanması olmak üzere çoğu olayda bu güç gösterisi rahatlıkla yaşanabiliyor.
Bu her ne kadar "Birbirlerini denetleme açısından iyi bir durum" olarak görünse de, aslında çok da iyi bir durum değil.
Zira...
Mevcut bu durum çoğu zaman Eskişehir adına kayıplar yaratıyor.
Bakın şimdi!
Eskişehir'i yakından ilgilendiren çok önemli şehir planlamaları var önümüzde.
Sanayi çarşısının dönüşümü, yeni 25 binlik planlar ve her ne kadar mecliste görüşülmeyecek olsa da Afet Riskli alanlar dönüşümü.
Her bir planlamanın Eskişehir açısından hayati önemi var.
Ve bu planlamaların gecikmesi ve yapılamayacak olmasının tek nedeni ise,meclis aritmetiğinden kaynaklanan bu durum.
Bunu aşabilmenin tek yolu var.
Eskişehir'in planlaması söz konusu olduğunda, bu işle ilgili karar alacak herkesimin siyaseti ve egolarını bir tarafa bırakması.
Bu yapılmadığı için işler gecikiyor Eskişehir'de.
Bu yapılamadığı için, planlamalar dahil hiçbir iş zamanında halledilemiyor.
Kimse, bu işin taraflarına "Yanlış da olsa, eksik de olsa bir plan yapın ve o planı olduğu gibi kabul edin" demiyor elbette.
Tam tersine...
Doğru planlama adına, bu işin içine siyaseti ve egoları da bir yana bırakmalarını istiyor.
O yüzden.
Şehri yakından ilgilendiren planlamaların önündeki en büyük engel, siyaset ve egolardır.
Bu iki unsuru bir tarafa bırakmadıkları müddetçe, şehrin geleceği de siyaset ve egoya kurban gidecektir.
Bizden söylemesi
.....
Böyle de bir
hastalığımız var galiba...
-Onlar dünyada olup biten her şeye karşı ilgisizdirler, tam bir atalet miskinlik hareketsizlik içindedirler.
-Duyumsamazlıklarının nedeni kısmen nesnel konumlarından kısmen de ahlaki gelişimlerinden kaynaklanır.
-Bir şey yapmaya alışmamışlardır dolayısıyla neyi yapıp neyi yapamayacaklarını tam olarak belirleyemezler.
-İstekleri hep biçimseldir ve istek olarak kalır.
-Hayal kurmayı çok severler ve hayallerinin gerçekle yüz yüze gelmesinden de öylesine korkarlar.
-Başkalarının aklını kendilerine mal etme konusunda da üstlerine yoktur hemen hemen hepsi kendilerini aşağılamaktan hoşlanırlar ama bunu karşısındaki kişiden övgüler almak için yaparlar.
-Yaptıkları hiçbir şey içlerinden gelerek değildir. Ne yapıyorlarsa dışsal zorunlulukların dayatmasıyla olur.
-Hayatta herşeyden şikayet ederler.
-Onlara şunu sorun: Bunların böyle olmaması için ne yapmalı? Karşılık veremeyeceklerdir. Çünkü ne yapılması gerektiğini dair en küçük bir fikirleri bile yoktur.
-Bu kez siz onlara ne yapılması gerektiğine dair çok basit bir yol gösterin yanıtları hazırdır.
-"İyi ama böyle birdenbire olur mu? Bu böyle gelmiş böyle gider. Yok kardeşim bu toplumda hiçbir şey düzelmez?"
Bu belirtiler, çağın toplumsal hastalığı olan Oblomovluğu işaret ediyor.
Okuyunca bu hastalığın belirtilerini Eskişehirlilerin de üzerinde taşıdığını düşünmedik değil hani.
......
Yeter artık! Çözüm istiyoruz..
Fotoğrafı Ozan Avcı çekmiş.
Yazısını da kendi hazırlayıp, mail olarak göndermiş.
Bize de, virgülüne bile dokunmadan yayınlamak kaldı.
İşte Ozan Avcı'nın fotoğrafı ile birlikte Devlet Hastanesi önününde yaşanan durum:
"Bu fotoğrafları Devlet hastanesi önünden çektim, özellikle sabahları uzun kuyrukların oluştuğu ve fotoğrafta göründüğü gibi ambulansların dahi gidip gelmede büyük güçlük çektiği Şehit Serkan Özaydın Caddesi, tek sıra parklar yetmiyormuş gibi ikinci sıra parkları da düşüncesizce yapan insanların olduğu bu bölgede trafiğin ne hale geldiğini artık yetkililerin görmesi duyması gerekiyor. Ambulans hastasını yetiştiremiyor, resimdeki ambulans dakikalarca siren sesiyle yolu açmaya çalışsa da araçların kaçabileceği hiçbir yer olmadığından belki hayati olan dakikalar ambulans için orada geçiyor, ne için? Yolun iki tarafıda araç olduğundan ve 2 araç karşılıklı geldiğinde dahi zor geçtiğinden. artık buradaki parkın kesinlikle bir şekilde engellenmesi gerekiyor, insan hayatı söz konusu ama kimsenin umurunda değil. Yetkililerden çözüm istiyoruz artık.."