TARİHİN BİLİNMEYEN GERÇEKLERİ

Gandi etrafta dolaşıp "Ben gerçek bir mahatma'yım3 derd. (Mahatma "büyük ruh" demektir.) Ama gerçek mahatmalar da acayip davranabilirler.
Hakkındaki en garip şeylerden biri de yaşı bir adam olarak çıplak genç kadınlarla yine çıplak olarak uyumayı sevmesiydi. Ama insan bir daha düşününce, bu o kadar da acayip gelmiyor doğrusu.
Ama Gandi bu işi "iffet ahdini denemek için" yaptığını açıkladı. Bu işte zevk alıp almadığını hiçbir zaman açıklamadı.
Karısı da vardı ve onunla da çıplak uyuyabilirdi ama görünüşe göre, onunla uyumak pek deneme sayılmıyordu. Karısının fiziğinden etkilenmiyor gibiydi. Bir keresinde, "Onun yüzüne bakmak içimden gelmiyor" demişti. "Yüzündeki ifade genellikle sakin bir ineğin yüz ifadesine benziyor."
Gandi hiçbir şekilde sekse karşı değildi. Evli çiftlerin üç yada dört kez seks yapmaları gerektiğine inanırdı - hayatları boyunca ama. Bundan daha fazla seks yapan çiftlerin cezalandırılmasını sağlayan bir yasanın olması gerektiğini ifade etmişti.
Kendi de seksin keyfini yeterince çıkardı. Ama gençken. Kendi yaptığı o müthiş hatayı bir daha başkasının yapmasını istemedi.
Boşalmanın önlenmesi gerektiğini düşünmüştü: "Hayati sıvıyı tutup biriktirme yeteneği uzun bir eğitimi gerektirir. Uygun biçimde biriktirildiğinde eşi benzeri olmayan bir enerji ve güce dönüşür. "Bir sabah uyanıp da o gece kazara boşalmış olduğunu görünce neredeyse sinir krizi geçirdiği söylenir.
Bağırsak hareketlerine de kafayı takmıştı. Bir biyografi yazarına göre, mektuplarının çoğunda bu konuya değinir. Özellikle ilgisini çeken şey makattan kullanılan ilacın yararıydı. Kendisi de her gün bir tane kullandı. Çevresindeki genç kadınlara da günde bir tane kullandırttı. (Sabah onları şöyle selamlardı: "Bu sabah rahat çıkabildiniz mi, bacılarım?")
Tahmin ettiğiniz gibi banyolar konusundaki görüşü sertti. Banyolar mutlak temiz olmalıydılar! "Banyo bir Mabettir" diye yazdı. "O kadar temiz olmalı ki insan bal döküp yalayabileceği hissine kapılsın."
Büyük adamların çoğu gibi Gand de ailesine kötü davrandı. Bildiğiniz gibi, karısına pek düşkün değildi, o nedenle okula gitmesine izin vermemesi şaşırtıcı gelmiyor insana. Ama oğullarının da okula gitmesine izin vermedi. Ve en büyük oğlunun evliliğine karşı çıkıp evlatlıktan reddetti.
Modern tıptan nefret etti. O kadar nefret ediyordu ki, karısı akciğer iltihabına yakalandığında İngiliz doktorların penisilin tedavisi uygulamasına bile engel oldu. Zor bir seçimdi onun tedavisi için; ya karısı kurtulacaktı ya da kendi prensiplerine bağlı kalacaktı ama Gandi gerektiğinde sert olabiliyordu. Karısı öldü fakat prensipleri hala ayaktaydı.
Gandi'nin fanatik bir modern tıp karşıtı olarak algılanmasını istemem. Bazen onun da tıptan yararlandığı anlar oldu, tıpkı sıtmadan kurtulmadan için doktorların kendisine kinin uygulamasına izin verdiği gibi. Ya da tıpkı apandisiti patlamak üzere olduğunda doktorların kendisini ameliyata almasına izin verdiği gibi.
Barışseverliği konusundaki ününü hak etmiştir ama çoğu insanın düşündüğünün aksine bu üne hayatının ileri dönemlerinda kavuştu. Sir Richard Attenborough'un filminde bundan söz etmezler ama orta yaşlı yıllarında Gandi savaştan hoşlanırdı. İmparatoruğun tam üç savaşına katıldı: Boer Savaşı, Zululara karşı yapılan tam üç savaşına katıldı: Boer Savaşı, Zululara karşı yapılan savaş ve 1. Dünya Savaşı. Ama I. Dünya Savaşı'na aktif olarak katılma şansını elde edemedi. Askere yazılmaya gittiğinde şiddetli bir zatülcenbe yakalandığı için cepheye gidemedi. Hayırlı da oldu kendisi için. Bu durum , iki yıl sonra bütün dünayaya Britanya İmparatorluğu'nun Şeytanın en büyük güçlerinden biri olduğunu söylediğinde aptalca bir sürü açıklama yapmaktan kurtardı kendisini.

Önceki ve Sonraki Yazılar
AKTÜEL Arşivi