Türkiye Klişeleri

Hayatımızın aslında son derece basit klişelerin tekrarından ibaret olduğunu fark etmişsinizdir. İşte size sadece Türkiye'ye has bazı klişeler:
'Girişler yan kapıdan'kuralı
Yarışma sonucu seçilmiş projelerle inşa edilen kamuya ait dev binaların, esas giriş müdürlere ayrıldığı için vatandaşın boyasız alüminyumdan yapılmış dar kapılardan girebilmesi durumu. Bu aynı zamanda medeniyete de yan kapıdan girmeye çalıştığımızı gösteren bir metafor olarak da kullanılabilir.
'Dünyanın hiçbir yerinde böyle olmaz' kuralı
Sokaktaki sade vatandaştan okumuş aklı başındaki kişilere kadar, karşılaşılan her olumsuz durumda aşağılık kompleksine kapılma olayı, Türkiye dışında her yerde ideal yaşam olduğunu iddia etme takıntısı.
'Cumaya öderiz' sendromu
Parayı almadan malı teslim etmek zorunda kaldığınızda alacağınızı bir türlü tahsil edememe durumu. Hatırlatmadan ödendiği nadir görülür ve pazartesi günleri aradığınızda borçluya toplantıda , ya da kent dışındadır. Halk arasında 'esnaf sendromu' olarak da bilinir.
'Devlet dimdik ayaktadır' sendromu
Bilim adamları, gazeteciler, yazarlar ve siyasetçilerin faili meçhul cinayetlere kurban gitmelerinden sonra toplumun yüreğine su serpme girişimi. Bu gibi durumlarda devlet büyükleri televizyonda katillerin yakalanmasının an meselesi olduğunu, hesabın mutlaka sorulacağını söylerler. Bir süre sonra bu laflar daha sonraki bir cinayette kullanılmak üzere naftalinlenip dolaba kaldırılır.
'Devletin şefkatli kolları' sendromu
Kentlerimizin tabii afetlere maruz kalmalarının ardından oluşturulan kriz masalarında başta Cumhurbaşkanı olmak üzere yetkililerin kimsenin evsiz barksız kalmayacağını açıklamaları durumu. Ancak kısa bir süre sonra gecekondulaşma siyasi rüşvet olarak desteklendiğinden bir dahaki tufana kadar 'ölen ölür kalan sağlar bizimdir' kuralına yerini terk eder.
'Milli birlik ve beraberlik' sendromu
Yıllardır her türlü eziyete karşı sessiz kalan insanlarımızın gözlerini kırpıştırdıklarında uyanacakları zehabına kapılan devlet büyüklerimizin içine düştükleri büyük telaş. Bu durumda düveli muazzamanın yurdumuza nasıl göz diktiği ve üstümüze gelerek bizi nasıl yok edecekleri anlatılır.
'Herkes neler yapıyor' sendromu
Çevrilen her dalaverenin, başkalarının çevirdiği daha büyük dalaverelerin gölgesine alınarak mazur gösterilmesi çabası.
'Bekar olsaydım' sendromu
Hastaneye gelen çok yakışıklı genç adamın bir tahlil sonucunu öğrenmek istediğinde parmağındaki yüzüğü güzel hemşireden saklama çabası. Tahlil sonucu sorulan bebeğin bir başkasına ait olduğunu söyleme girişimi.
'Güler yüzlü hizmet' sendromu
Reklamlardakine asla benzemeyen banka şubelerinde çalışmakta olan tek memurun önünde kuyruğa girdikten sonra nasılsa işe gelen ikinci memurun önünde daha arka sıralardakilerin yeni bir kuyruk oluşturmaları olayı. Ne yaparsanız yapın hep o en sona siz kalırsınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
AKTÜEL Arşivi