Siyasette bazen mahkeme kararları konuşur…

Bazen parti tüzükleri…

Kimi zaman kürsüler, makamlar, kurullar…

Ama öyle anlar vardır ki son sözü meydan söyler. Cumartesi günü Ankara’da yaşanan tablo son sözün söylendiği yerdi!

Bir tarafta mahkeme kararı sonrasında CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu…

Diğer tarafta partinin kurultayda seçilmiş genel başkanı Özgür Özel…

İki farklı meydan…

İki farklı görüntü…

İki farklı siyasi mesaj...

Siyaset en sonunda bir toplumsal destek konusudur! Miting alanları da bunun en görünen kısmıdır…

Ankara’daki mitinglere baktığımızda Özgür Özel’in mitinginin adeta bir gövde gösterisine dönüştüğü görüldü.

Sadece sayı bakımından değil!

Coşku bakımından da, motivasyon bakımından da, sahiplenme bakımından da...

Özel’in etrafında oluşan görüntü, CHP tabanının önemli bir bölümünün tercihini ortaya koyan bir fotoğraf niteliğindeydi. Kemal Kılıçdaroğlu ise yıllarca CHP Genel Başkanlığı yapmış, Türk siyasetinin bir dönem önemli aktörlerinden biriydi!

Ancak siyasette geçmiş başarılar kadar bugünkü karşılığınız da önemlidir! Jübile yapmış bir futbolcu, bir şarkıcı ve bir siyasetçi nasıl geri gelirse gelsin artık “eski tadı” yoktur! Halkın gözünde bıraktığı yerde kalmıştır!

Mahkeme kararlarıyla elde edilen meşruiyet ile tabanın verdiği meşruiyet arasındaki fark işte meydanlarda ortaya çıktı.

…/…

Özel ve arkadaşlarının en önemli hamlesi Anıtkabir ziyaretiydi…

Anıtkabir ziyareti, sıradan bir program değildi.

Siyasi bir mesajdı.

Çünkü CHP’de yaşanan tartışmaların merkezinde sadece genel başkanlık tartışması yok!

Partinin yönü...

Partinin geleceği...

Partinin topluma verdiği mesaj da var.

Anıtkabir’e gitmek, CHP seçmenine şu mesajı vermek anlamına geliyor:

-Bu mücadele koltuk mücadelesi değil, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini sahiplenme mücadelesidir!

Özel’in kurmaya çalıştığı siyasi dilin kodlarını burada görmek mümkün!

Parti içi tartışmayı kişisel hesaplaşmanın dışına taşıyıp daha geniş bir siyasi zemine oturtuyor. Bu zeminden Kılıçdaroğlu “sağ” çıkamaz!

Kılıçdaroğlu’nun mesajı ise “yumuşak tonda söylenmiş, adrese teslim tehditler” vardı! Ve hükümete yapılan eleştiriler “dostlar alış verişte görsün” misaliydi…

Siyaset bazen mahkeme salonlarında şekillenebilir! Ya da cezaevlerinde! Ancak bu kararlar hiçbir zaman sonsuza kadar sürmedi, süremedi! Sürmesi de mümkün değil!

Siyasetin kalıcı sonuçları meydanlarda ortaya çıkar.

…/…

Ankara’daki iki miting sonrası tarafları şöyle anlatabiliriz:

-Bir tarafta hukuki süreçlerin oluşturduğu güç...

-Diğer tarafta toplumsal desteğin oluşturduğu güç...

Türk siyasetinin geçmişine bakıldığında ikinci gücün çok daha belirleyici olduğu görülür.

Meydanların dili serttir, ama nettir.

Elinde mahkeme kararı tutanlar değil, sokağın sesini duyanlar başarıya ulaşır.